Eldorado: Ege’nin iki yakasının da düşmanı

Türkiye’de madencilik faaliyetleri tepki çeken Eldorado şirketinin Yunanistan’da koruma altındaki bir ormanda maden işletmesini protesto eden binlerce kişiye polis saldırdı

gazdanadam-dekupeolabilir

24.11.2014 ONUR EREM twitter: @onurerem

Yunanistan’ın Halkdiki bölgesinde bulunan Skouries-Kasteli-Kakkavos Doğal Koruma Alanı’nın sınırı üzerinde altın madenciliği yapan Eldorado şirketi önceki gün maden önünde protesto edildi. Bin beşyüzden fazla kişinin katıldığı eylemde Skouries altın ve bakır madeni önüne gelen halk, maden alanının kapısının açık olduğunu fark edince alana girdi. Eylemcilerin içeri girmesinin ardından polis gaz bombalarıyla saldırdı. Polis güçleri halkı maden alanından çıkardıktan sonra orman içinde göz yaşartıcı gaz atarak orman içinde kovalamaya başladı. 3 saatlik çatışmanın ardından kitle tekrar toplanarak sloganlar attı. Bazı eylemciler, yoğun gaz kullanımı nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

pankartliŞİDDETE BOYUN EĞMEYECEKLER

Halkdiki Direniş Komitesi, eylemin ardından yaptığı açıklamada “Yunan polisi bir kere daha özel güvenlik gibi hareket ederek barışçıl eylemde bulunan kitleye saldırdı. Toprağımızı ve yaşamlarımızı savunmak en doğal hakkımızdır. Ne kadar vahşet ve şiddet uygularlarsa uygulasınlar, biz zafere kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bu suçları işleyenlerden çok yakında hesap soracağız” ifadelerini kullandı. Yunanistan’daki sol parti SYRIZA da eylemcileri destekliyor.

Özel sektöre hediye edilmişti

Skouries madeni 1990’lardan beri Yunan yargısını meşgul ediyor. Yunan Yargıyayı 2002 yılında bölgedeki madenciliğin çevreye zarar vereceği gerekçesiyle madenin işletmesini durdurmuştu. Madenin 2003’te kamunun elinde piyasa değeri 400 milyon avroyken Hellas Gold’a 11 milyona satılması dava konusu olmuş, 2011’de Avrupa Komisyonu bu satışı “devletin bir şirkete yasadışı para yardımı” olarak tanımlamış ve Hellas’ın Yunanistan devletine 16 milyon avro ödemesi gerektiğine karar vermişti. Bu kararın ardından Hellas parayı vermek istemediği için, devlet ise parayı almak istemediği için temyiz başvurusu yapsa da başvurular reddedilmişti. Yunanistan’da yaşanan ekonomik krizin ardından Hellas Gold 2011’de Eldorado’ya satılmıştı.

kadinTürkiye’deki şirketi TÜPRAG

Kanada kökenli maden şirketi Eldorado Gold, Türkiye’de de sahibi olduğu TÜPRAG adlı şirket aracılığıyla madencilik faaliyeti yürütüyor. İzmir-Efemçukuru, Konya ve Uşak’taki maden çalışmaları defalarca yargı tarafından durdurulan Eldorado, bu üç noktada yaşayan halkın tepkisini çekmişti.

‘YASALARA ALDIRMAYACAĞIZ’

2010 yılında dönemin başbakanı Erdoğan, bazı bölgelerdeki faaliyetleri mahkemelerce durdurulan Eldorado’nun temsilcilerine “Maden Kanunu Meclis’te, yabancı yatırımın önünü açan yasa da çıkarıldı sorunlarınız çözülecek” demişti. Enerji Bakanı Hilmi Güler ise “Engellerle karşılaşsak da bunlara aldırmayacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , | Yorum bırakın

Avrupa gençliği taleplerini yayınladı

Romanya’nın Kaloşvar kentinde toplanan Avrupa Gençlik Forumu son gününde Avrupa devletlerinden taleplerini sıralayan bildiriler yayınladı

20141121_12010822.11.2014 ONUR EREM twitter:@onurerem

KALOŞVAR/ROMANYA – Avrupa çapından gençlik konseyleri ve uluslararası gençlik örgütlerini bir araya getiren Avrupa Gençlik Forumu (AGF), Pazar günü sonlandı. 40 ülkeden ulusal gençlik konseyinin yanı sıra 59 farklı gençlik örgütünden yaklaşık 300 kişinin katıldığı, 2015 Avrupa Gençlik Kenti seçilen Romanya’daki Kaloşvar’da gerçekleşen forumun son gününde farklı gruplar tarafından önerilen deklarasyonlar ve talepler oylandı. Genel Kurul’da gerçekleşen oylamada çok sayıda madde kabul edilirken, kurul boyunca tartışmalara yol açan TTIP (Transatlantik ticaret ve Yatırım Partnerliği Anlaşması) kabul görmedi. TTIP görüşmelerinin kapalı kapılar ardında yapılmasını, neo-liberal politikalar dayatmasını ve gençlerin çıkarlarına olmamasını eleştiren deklarasyon, Hristiyan Demokratlar, Katolik Gençlik ve eski Sovyet ülkelerinden örgütlerin oylarıyla reddedildi.

Bunun dışındaki bildiriler ise büyük oranda kabul edildi. Avrupa Birliği’nin politikalarını etkileme gücüne sahip AGF’nin kabul ettiği maddelerin bir kısmı şöyle:

>> AGF Avrupa devletlerinin genç işsizliğine karşı stratejiler yaratmasını, bu konuda AGF’nin önerilerini dikkate almasını talep eder.

>> Şirketlerin genç emeğine düşük ücret vermesini sonlandırmak için Avrupa çapında geçerli yasalar çıkarılması gerekmektedir.

>> AGF Avrupa devletlerini dezavantajlı, engelli ve yoksul gençlerin eğitime erişmesine öncelik sağlamaya davet eder. Eğitim bir piyasanın koşullarına terk edilecek bir pazar değil, toplum çıkarına yürütülecek bir kamu hizmetidir.

>> AGF, ülkelerin eğitim müfredatının toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı olmamasını talep eder.

>> Doğanın ve çevreye verilen zararlar gençlerin geleceğini karartma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle AGF, devletlerin çevreyi koruma konusunda biliminsanlarının tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmesini talep eder.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , | Yorum bırakın

“Gençliğin sorunlarını çözemeyenlerin geleceği yoktur”

Kaloşvar’da devam eden Avrupa Gençlik Forumu’na yerel, ulusal ve AB seviyelerinden katılan siyasetçiler gençlerin sorunlarını çözeceklerini iddia ettiler

20141121_112734
21.11.2014 ONUR EREM twitter:@onurerem

KALOŞVAR/ROMANYA – Romanya’nın Kaloşvar kentinde devam eden Avrupa Gençlik Forumu’na katılan siyasetçiler işsizlik ve eğitime erişim başta olmak üzere gençlerin sorunlarını çözeceklerine dair sözler verdi. Kaloşvar Belediye Başkanı ve Romanya Eski Başbakanı Emil Boc, ekonomik krizin demokrasiyi tehdit edecek seviyeye vardığını söyleyerek “Kemer sıkma politikaları, işsizlik ve aşırı yükselen genç işsizliğiyle birlikte halkın, özellikle de gençlerin kurumlara güveni kalmadı” dedi. Krizle birlikte demokrasiyi savunmak için daha fazla mücadele etmeleri gerektiğini belirten Boc, “Demokrasiyi ancak tabandan gelecek hareketler ayakta tutabilir. Bu nedenle Latin Amerika’daki belediyeleri örnek alarak bütçemizi nereye harcayacağımızı halkla birlikte belirliyoruz” ifadelerini kullandı.

İŞ VE EĞİTİM SORUNU

Romanya Gençlik ve Spor Bakanlığı Devlet Sekreteri Kristian Kosmin ise bugün gençliğin hem eğitim hem de eğitimden sonra iş bulup topluma katılma süreçlerinde büyük sorunlar yaşadıklarını söylerken “Gençliğin sorunlarını çözemeyen devletlerin geleceği yoktur” dedi. Kosmin, gençlerin yerel ve ulusal siyasetteki etkisini artırmaları gerektiğini belirtti.

‘AGF BENİM PARTNERİM’

Son olarak konuşan Avrupa Birliği Eğitim, Kültür, Gençlik ve Yurttaşlık Komiseri Tibor Navracsics “Benim sorumluluğumda olan eğitim, gençlik ve kültür alanları çalışmanın çok eğlenceli olduğu alanlar ancak bugün bu alanlara verilen önem gittikçe azalıyor” dedi. “Eski nesilden bir insan olarak size, geleceğin insanlarına bir teklif sunuyorum: Birlikte çalışalım. Gençler, sorunlarınızı benimle paylaşın” ifadelerini kullanan Navracsics bugün gençlerin eski nesillerden daha bilgili, daha donanımlı ve iletişim araçlarını daha iyi kullanır durumda olmasına rağmen toplumda yeterli sözlerinin olmadığını, iş bulamadıklarını vurguladı. “Avrupa Gençlik Forumu benim kritik partnerim olacak” diyen Navracsics gençlerin yeni fikirlerini topluma entegre edebilmeleri için çalışacağını, özellikle de yoksul gençlerin eğitime erişimine odaklanacağını açıkladı.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , | Yorum bırakın

Avrupa Gençlik Forumu başladı

Avrupa Gençlik Forumu dün Romanya’nın Kaloşvar kentinde başladı. Forumun gündeminde genç işsizliğinden TTIP’e kadar çok sayıda konu var

DSCF553320.11.2014 ONUR EREM twitter:@onurerem

KALOŞVAR/ROMANYA – Avrupa Gençlik Forumu (AGF) dün Romanya’nın Cluj-Napoca kentinde başladı. Avrupa çapında ulusal ve uluslararası gençlik örgütleri, Avrupa partilerinin gençlik kolları ve ülkelerin Ulusal Gençlik Konseyleri’nden temsilcilerin katıldığı toplantı 2017 Avrupa Gençlik Başkenti’nin anonsuyla başladı. Jüri oylamasına göre 2017 Avrupa Gençlik Başkenti Bulgaristan’ın Varna kenti seçildi.

ERASMUS’U KURTARMIŞLARDI

2015 Avrupa Gençlik Başkenti seçilmesi nedeniyle foruma evsahipliği yapan Cluj-Napoca’ya Avrupa çapından yaklaşık 300 genç geldi. Üç gün sürecek toplantıda çok sayıda gündem maddesi yer alıyor. Bunlar arasında Avrupa gençliğinin, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’na (TTIP) karşı izleyebileceği politikalar, genç işsizliğine karşı yürütülebilecek kampanyalar, gençlerin farklı Avrupa ülkelerine seyahat etmeleri ve çalışmalarının önündeki engeller de yer alıyor. Toplam 99 gençlik konseyi ve uluslararası gençlik örgütünün üye olduğu AGF, son olarak Avrupa Birliği’nin Erasmus programı reformu sürecine dahil olmuş ve öğrencilere sağlanan ödeneklerin azaltılmasını engellemiş, Avrupa Birliği seçimlerinde daha fazla genç siyasetçinin aday gösterilmesini sağlamıştı.

Avrupa Gençlik Forumu nedir?

1996’da Avrupa ülkelerinin gençlik konseyleri ve uluslararası gençlik örgütlerinin bir araya gelmesiyle kurulan Avrupa Gençlik Forumu, kıtadaki gençlerin sorunlarına dikkat çekmek ve hem ulusal hem de AB seviyesindeki siyasetçilerle görüşerek somut politika değişiklikleri yapmayı hedefleyen bir örgüt. AGF Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumlarla da resmi ilişki içinde bulunuyor.

TÜRKİYE YOK, VR-DER VAR

Kırktan fazla ülkenin ulusal gençlik konseylerinin üye olduğu AGF’de Türkiye temsil edilmiyor. AGF’nin tanıdığı bir Türkiye Gençlik Konseyi olmadığı için temsiliyet sağlanamazken bu durumunda olan yalnızca üç ülke daha var: Bosna Hersek, Kosova ve Arnavutluk. Foruma Türkiye’den gençlik konseyi seviyesinde katılım olmasa da Vicdani Ret Derneği (VR-DER) üyeleri Avrupa Vicdani Ret Bürosu’nu temsilen katıldıkları forumda Türkiye’de gençliğin sorunlarını katılımcılarla paylaşacak.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , | Yorum bırakın

“Gaz değil vicdan ithal edin”

Biber Gazı Yasaklansın İnisiyatifi AKP’nin biber gazını günlük hayatın bir parçası haline getirmesine isyan etti: Tüm demokratik güçleri gaza karşı mücadeleye çağırıyoruz

ONUR EREM 16.11.2014 twitter:@onurerem

Biber Gazı Yasaklansın İnisiyatifi dün İstanbul Kadıköy’de bir basın toplantısı düzenleyerek tüm demokratik güçleri Türkiye’nin göz yaşartıcı gaz ithalatına karşı ve bu gazın kullanımını yasaklamak için mücadeleye çağırdı. Kimya Mühendisleri Odası, İstanbul Tabip Odası ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı temsilcilerinin katıldığı toplantıda konuşan KMO yöneticisi Selin Top sağlık ve eğitim için harcanması gereken bütçenin gaz fişeği alımına ayrılmasını eleştirdi.

BAHREYN’E SATAMAMIŞTI

“Son 7 yılda iç güvenlik harcamalarının GSYH’ye oranı yüzde 55 oranında arttı” diyen Selin Top 9 Kasım’da BirGün’ün ortaya çıkardığı 2015 gaz alımlarına atıfta bulunarak “Kore’deki Daekwang şirketi Bahreyn’e satmasına izin verilmeyen gazları Türkiye’ye satmaya çalışıyor. Bahreyn’deki gibi bir kampanya örgütleyerek Kore’nin Türkiye’ye gaz satışına engel olmak için tüm demokrasi güçlerini, tüm yurttaşları mücadeleye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İŞKENCE ARACI

İTO adına konuşan Ali Çerkezoğlu göz yaşartıcı gazların artık her toplumsal olayda kullanıldığına dikkat çekerek “Gazların kullanımı istisnai olmaktan çıkmış, günlük kullanıma dönüşmüştür. Oysa biber gazı bir işkence aracıdır” dedi.

ŞİDDET İKTİDARI

TİHV adına konuşan Ümit Efe ise “AKP şiddeti olağanlaştırarak bir şiddet iktidarı kuruyor. Öyle ki, biber gazına maruz kalan insanlar artık bunu normal olarak görmeye başlayıp bir işlem yapmıyor. Yeni bir diktatörlük biçiminin oluşturulmasına tanıklık ediyoruz” dedi.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , | Yorum bırakın

“Onları küle çevirdik, asla bulamayacaklar”

Tarihinde çok sayıda gerilla çıkarmış solcu bir okulun öğrencileriydiler. Bir protesto için çıktıkları yol, onları polis ve mafyanın ortak kurbanı haline getirirken Meksika son yılların en büyük siyasi skandalına yol açtı

Öğrencilerin kaybolduğu bölgede bulunan bir sandalet

Öğrencilerin kaybolduğu bölgede bulunan bir sandalet

17.11.2014 ONUR EREM twitter:@onurerem

Meksikalı 43 öğrenci 26 Eylül’de Guerrero eyaleyindeki Iguala kentinde kayıplara karıştı. Raul Isidro Kırsal Öğretmen Koleji’nin düzenlediği bir gezide otobüsleri polis tarafından durdurulan öğrencilere ne olduğunun ortaya çıkması için başlayan eylemler, ne olduğu ortaya çıkınca daha da büyüyerek tüm ülkeyi sardı: Öğrenciler Guerreros Unidos adlı uyuşturucu çetesi tarafından kamyona doldurularak bir çöplüğe götürülmüş, burada işkenceyle öldürülmüş, cesetler parçalara ayrılarak yakılmıştı. Olayın ardından başlatılan soruşturmada bulunan çok sayıda toplu mezar başka katliamları aydınlatırken öğrencilere hâlâ ulaşılamadı. İşte kayıp öğrenci krizinin başlangıcı ve gelişimi:

>> Taşra öğretmen kolejinde okuyan gençler hükümetin öğretmen alımlarında kentlerdeki öğretmen kolejlerini kayırdığı, taşra okullarından mezun olan öğretmen adaylarının iş bulmakta zorluk yaşadığını söyleyerek bir protesto örgütlemek istedi. Bunun için eyaletin başkenti Chilpancingo’ya gitme girişimleri polis engeline takılmıştı. Onlar da 26 Eylül’de şanslarını eyaletin üçüncü büyük kenti Iguala’da denemek istediler. Burada, Guerrero Belediye Başkanı Jose Luis Abarca’nın eşi Maria de los Angeles Pineda’nın düzenlediği bir konferansta protesto düzenleyerek sorunlarına dikkat çekebileceklerini düşünüyorlardı. Ancak eşinden sonra belediye başkanlığı koltuğuna oturmayı kafasına koymuş olan Maria, büyük bir titizlikle yürüttüğü halkla ilişkiler kampanyasının bir parçası olan bu konferansın bölünmesine izin veremezdi. Polislere öğrencilerden kurtulmalarını emretti.

20 Kasım'da başkent Meksiko'nun ana meydanı olan Zocalo'da toplanan on binlerce eylemci Meksika Başkanı Enrique Peña Nieto Piñata'nın maketini ateşe verdi ve istifasını talep etti

20 Kasım’da başkent Meksiko’nun ana meydanı olan Zocalo’da toplanan on binlerce eylemci Meksika Başkanı Enrique Peña Nieto Piñata’nın maketini ateşe verdi ve istifasını talep etti

>> Polis otobüslere ateş açtı, altı öğrenciyi öldürüp 25’ini de yaraladı. Bazı öğrencileri kaçmayı başarırken bazı öğrenciler de polis tarafından alıkoyuldu. Bu sırada alakasız bir futbol takımı da polis saldırısından nasibini aldı: Polisler bir üçüncü lig futbol takımı olan Los Avispones’in takım otobüsünü öğrenci otobüsü sanıp ateş açtı, otobüs şoförü, bir futbolcu ve seken kurşunlar nedeniyle bir taksinin içindeki bir müşteri öldürüldü.

>> Saldırıdan bir gün sonra, 27 Eylül’de saldırının gerçekleştiği noktanın yakınlarında bir öğrenci cesedi bulundu. Cesedin gözleri oyulmuş, kafa derisi yüzülmüştü.

>> Kayıp sayısı başlangıçta 57’ydi. Ancak kırsalda saklandıktan sonra geri dönen 14 öğrenciyle bu sayı 43’e düştü.

BAŞKA TOPLU MEZARLAR ÇIKTI

>> 5 Ekim günü yetkililer bir açıklama yaparak bölgede 28 cesetten oluşan bir toplu mezar bulduklarını söyledi. Ancak 14 Ekim’de gelen açıklama, bu toplu mezardakilerin DNA’larının öğrencilere ait olmadığını ortaya koydu. Aynı gün bölgede dört toplu mezar daha bulundu. Ancak bunlar da öğrencilere ait değildi. The New Yorker yazarı Francisco Goldman’a göre daha önce de çok sayıda katliama sahne olan Meksika’da bardağı taşıran son katliam bu olmuştu.

Son iki ayda gerçekleşen yüzlerce eylemin büyük bir kısmı polis saldırısıyla sonuçlandı

Son iki ayda gerçekleşen yüzlerce eylemin büyük bir kısmı polis saldırısıyla sonuçlandı

>> 23 Ekim’de Guerrero eyaleti valisi Angel Aguirre istifa etti.

>> Katliamdan birkaç gün sonra ortadan kaybolan Guerrero Belediye Başkanı Jose Luis Abarca’nın eşi Maria de los Angeles Pineda 4 Kasım’da Meksika’nın başkenti Meksiko’da yakalanarak gözaltına alındı.

>> Olayın ardından başlatılan soruşturmada, bölgedeki 280 polisin tümü sorgulandı, 22 polis gözaltına alındı, silah kullandığı tespit edilen 16’sı tutuklandı. Çok sayıda Guerrero mafyası üyesi de gözaltına alındı. 7 Kasım’da Başsavcı Jesus Murillo Karam, katliamla ilgili 74 kişinin gözaltında olduğunu, suçlarını itiraf ettiklerini açıkladı.

Her zaman kazanan polis olmuyor - Meksikalı eylemciler ele geçirdikleri kalkanlarla poz veriyor

Her zaman kazanan polis olmuyor – Meksikalı eylemciler ele geçirdikleri kalkanlarla poz veriyor

CESETLERİ 16 SAAT YAKTILAR

>> Polis ve mafya üyelerinin ifadeleri, görgü tanıklarının anlattıkları ve soruşturmada ulaşılan diğer belgelere göre olayın ayrıntıları şöyleydi: Polis tarafından alıkonulan öğrenciler önce Iguala’da bir polis karakoluna götürüldükten sonra kırsal bir alanda Guerreros Unidos adlı mafya örgütüne teslim edildi. Mafya çöplükte bazı öğrencileri canlı canlı yakarken bazılarını da öldürüp yaktı. Teşhis edilememeleri için öğrencilerin kıyafetleri çıkarıldı, cesetleri parçalara ayrıldıktan sonra lastik, plastik ve tahtalarla birlikte bir çukura atılarak bir gün boyunca yakıldı. Ateşin sönmemesini isteyen mafya üyeleri sürekli benzin dökerek cesetlerin daha fazla yanmasını sağladı. Yaklaşık 16 saatlik yanmanın ardından soğumaya terk edilen ceset-lastik-tahta-plastik yığını poşetlere doldurularak San Juan nehrine attı. Mafya üyelerinin mesajlaşmalarında şu ifadeler geçiyordu: “Onları küle çevirip nehre attık, asla bulamayacaklar”.

>> 14 Kasım’da aileler Chiapas eyaletine gelerek San Cristobal eyaletinde Zapatistalarla buluştu.

Iguala'daki toplu mezarlardan biri

Iguala’daki toplu mezarlardan biri

DNA TESTİ ÇOK ZOR

>> 17 Kasım’da su altı araştırmacılar nehirde yanmış parçalara ulaştı. Ancak bu parçalar o kadar kötü yanmış durumda ki, DNA testi yapmak zaman alacak.

>> Öğrenciler hâlâ resmi olarak kayıp sayılıyor. Bölgede bulunan çok sayıda toplu mezar ve diğer ceset kalıntılarını incelemek için Avusturya ve Arjantin’den adli tıp ekipleri davet edildi. Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü Amerika Kıtaları Direktörü Jose Miguel Vivanco “Meksikalı soruşturma kurumlarına güvenemeyiz çünkü başarısızlıklarına alıştık. Arjantinli adli tıp ekibine son derece saygılıyız çünkü bu uzmanlar çok deneyimli ve profesyonel” ifadelerini kullandı

>> Öğrenciler kaybolduğu günden itibaren Meksika sokakları çok sayıda eyleme sahne oldu. Onlarca kentte “devlet öldü” sloganıyla sokaklara inen halk, hükümet sarayları, belediye meclisleri, parti binaları ve çok sayıda kamu kurumunu ateşe verdi. Öğretmen kolejlerinde bazıları süreli, bazıları süresiz boykotlar yapıldı.

Öğrencilerin okulu solun kalesi

Raul Isidro Burgos Kırsal Öğretmen Koleji, 1926’da kurulan bir erkek lisesi. Sloganı “toplumsal bilincin beşiği” olan okul, tarihi boyunca sol görüşün yaygın olduğu bir kolej. Genellikle yoksul ailelerden gelen öğrenciler, müfredatın parçası olarak okulun arkasındaki arsada tarım ve hayvancılıkla da yapıyor. Aralık 2011’de okulun iki öğrencisi Jorge Alexis Herrera Pino ve Gabriel Echeverría de Jesús bir protesto sırasında otoyolu trafiğe kapattıkları için polisler tarafından öldürülmüşlerdi. Öğrenciler 2013’teki “eğitim reformu” protestolarında da öğretmenlerle birlikte meydanlara inmiş, Meksika’nın başkenti Meksiko’nun ana meydanı olan Zocalo’yu haftalarca işgal etmişti. Genaro Vazquez Rojas ve Lucio Cabanas gibi çok sayıda solcu gerilla da bu liseden mezun olan öğretmenler arasından çıkmıştı.

Öğrencilerin kaybolmasının ardından yapılan eylemlerden bir kare

Öğrencilerin kaybolmasının ardından yapılan eylemlerden bir kare

Meksika’da mafya-devlet ilişkisi

Meksika mafya ve uyuşturucu çetelerinin köklü ve yaygın olduğu bir ülke. Dünyanın en büyük uyuşturucu pazarı olan ABD’ye komşu Meksika’da uyuşturucu ticaretinin yanı sıra silah ve insan kaçakçılığı da yapılıyor. Büyük bir serveti kontrol eden mafya, bu gücüyle devlet görevlileriyle de ilişkiler kuruyor. ABD’nin “uyuşturucuyla savaş” politikasına paralel olarak Meksika’da da devlet 2006 yılında ABD’nin desteğiyle kartellere savaş açtı. Yalnızca 2006-12 yılları arasında uyuşturucu kartelleri 60 bin kişinin ölümüne neden oldu. Kartellerin uyuşturucu cirosu ise yıllık 100 milyar lirayı aşıyor.

NIETO’NUN SARAYI

Meksika’da devletin yolsuzluğu yalnızca uyuşturucu çeteleriyle sınırlı değil. Meksika Başkanı Pena Nieto’nun yaptırdığı saray gibi ev, mafya-devlet ilişkisinin tartışıldığı gündemde büyük etki yarattı. Erdoğan’ın Kaçak Saray’ın aksine Nieto, kendi sarayını kendi parasıyla yapmıştı. Ama esas sıkıntı da buydu: Ömrü boyunca memurluk yapmış Nieto, evine harcayacak 7 milyon doları nerden bulmuştu? Nieto evin televizyon yıldızı eşinin üzerine olduğunu söyleyerek onun parasıyla inşa ettiklerini ima etti. Ancak araştırmacı gazetecileri evin tapudaki sahibinin Nieto veya eşi değil, Nieto’nun valilik ve başkanlık dönemlerinde çok sayıda ihale alan bir inşaat şirketi olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , | Yorum bırakın

“Boru hattı savaş nedenidir”

Rosebud Siyu Kabilesi, ABD Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan Keystone XL kayagazı boru hattını ‘savaş nedeni’ olarak tanımladı

kabile17.11.2014

Kanada ile ABD arasında yapılması planlanan Keystone XL kayagazı boru hattının topraklarından geçmesine karşı çıkan Rosebud Siyu Kabilesi, boru hattı planının geçen hafta ABD Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasının ardından sert tepki verdi. Kabile, aldığı kararla bu boru hattını bir savaş nedeni olarak tanımladı.

‘ÖLÜM FERMANI’

Siyular adına konuşan Kabile Başkanı Cyril Scott “Bugüne kadar ABD ile boru hattı müzakerelerimizde barışçıl yöntemler izlemiştik. Ancak planın bizim topraklarımızdan geçecek şekilde onaylanması bir savaş nedenidir. Bu plan çocuklarımızın ve torunlarımızın ölüm fermanıdır. Biz bağımsız bir ulusuz ve bu şekilde muamele görmeyi kabul etmiyoruz. Siyu kabilesi bu boru hattına izin vermeyecek” dedi.

keystoneKİRLİLİĞE SON

Scott “dünyanın hepimizin anası olduğunu hatırlamalıyız” derken çevre kirliliğine son verip gelecek nesiller için doğayı koruma çağrısında bulundu. Rosebud Siyu Kabilesi ve bağlı olduğu Yüce Siyu Ulusu, Şubat ayında aldığı resmi karar ile bu boru hattına izin vermeyeceklerini ilan etmişti. ABD ile Yüce Siyu Ulusu arasında 1868 yılında imzalanan Fort Laramie Anlaşması’na göre bu toprakların Yüce Siyu Ulusu’na ait olduğu kabul ediliyor.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , | Yorum bırakın