Yolsuzluk artışında şampiyon Türkiye

Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin dün yayınlanan Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye 5 puanlık düşüşle bir yılda en büyük gerilemenin gerçekleştiği ülke oldu

Türkiye Şeffaflık Derneği Başkanı Oya Özarslan (solda) ve Uluslararası Şeffaflık Derneği Bölge Koordinatörü Conny Abel (sağda) 17 Aralık yolsuzluk skandalının yayın yasakları, görevden almalar ve internet kısıtlamaları ile yalnızca bir yolsuzluk skandalı olmadktan çıkıp demokrasi sorunu haline geldiğini anlattı.

Türkiye Şeffaflık Derneği Başkanı Oya Özarslan (solda) ve Uluslararası Şeffaflık Derneği Bölge Koordinatörü Conny Abel (sağda) 17 Aralık yolsuzluk skandalının yayın yasakları, görevden almalar ve internet kısıtlamaları ile yalnızca bir yolsuzluk skandalı olmadktan çıkıp demokrasi sorunu haline geldiğini anlattı.

03.12.2014 ONUR EREM twitter:@onurerem

Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde son bir yılda en büyük düşüşün gerçekleştiği ülke Türkiye oldu. Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin 175 ülkeyi 0’dan 100’e kadar (0 en yolsuz, 100 en temiz) notlandırdığı araştırmasında Türkiye’nin puanı 50’den 45’e düştü. Türkiye’yi 4 puanlık düşüşlerle Angola, Malavi, Ruanda ve Çin izledi. Türkiye’nin 175 ülke içindeki sıralaması ise 53’ten 67’ye gerileyerek 2006’dan beri en düşük sıraya ulaştı. 11 farklı yolsuzluk araştırmasından yararlanılarak hazırlanan Endeks, dünya çapında kamudaki yolsuzluğu uzmanlar ve çalışanların algılarına göre inceliyor. Her yıl Aralık başında yayınlanan endekste kendine yer bulamayan 17-25 Aralık yolsuzluk skandalları bu yılki endekste etkisini gösterdi.

ÖNEMLİ SINIR 50

Basın toplantısında konuşan Türkiye Şeffaflık Derneği Başkanı Oya Özarslan, bu listede 50’nin önemli bir sınır olduğunu, uluslararası şirketlerin yatırım yapacağı zaman bu listede puanı 50’den düşük olan ülkeleri tercih etmeme eğiliminde olduğunu söylerken “Türkiye’nin puanı 6 yıl önceki seviyesinden daha düşük. Aslında Türkiye’nin sıralaması 20 yıldır aynı seviyelerde. Bunun nedeni ise yolsuzluk konusunda yıllardır yeni mücadele yöntemlerinin, sistemsel dönüşümlerin hayata geçirilmemesi” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE UMURSUYOR MU?”

Uluslararası Şeffaflık Derneği Bölge Koordinatörü Conny Abel “20 yıl öne Dünya Bankası’nda yolsuzluk olduğunu söylerseniz işinizden olurdunuz. Ama bizim bu konudaki ısrarlı çalışmalarımız sayesinde artık yolsuzluk yapan hiçbir kurum dokunulmaz değil” diyerek başladığı konuşmasında dünya çapında pek çok ülkenin kendilerine gelip “Bu endeksteki yerimizi nasıl iyileştirebiliriz, yolsuzlukla nasıl daha iyi mücadele edebiliriz” diye sorduğunu söyledi. Abel’e “Bu ülkelerin içinde Türkiye de var mı, hükümet temsilcileri size fikir danışıyor mu?” diye sorduğumuzda umutsuz bir cevap verdi: “Maalesef hayır. Nijerya’dan Malta’ya kadar çok sayıda ülke bize danışır ama bunların arasında Türkiye hiçbir zaman olmadı. Zaten hükümet uluslararası raporları ve eleştirileri umursuyor mu, ondan emin bile değiliz”. AKP hükümeti geçmiş yıllarda Türkiye’nin endeksteki puanı iyileşirken bu endekse atıfta bulunmuştu. Ancak düşüşle birlikte hükümet kanadından bir açıklama gelmedi.

AB ADAYLARININ GERİSİNDE

AB adayı ülkelerin puan ortalamasının 60 olduğunu hatırlatan Abel, Türkiye’nin AB aday ülkesi olarak ortalamanın çok altında kaldığını söyledi. Türkiye Avrupa’da 38 ülke arasında 28., Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 20 ülke arasında 7., G-20 ülkelerinde ise 19 ülke arasında 10. sırada yer alıyor. Dünya listesinin başında Danimarka (92 puan), Yeni Zelanda (91) ve Finlandiya (89) yer alırken son sırayı ise 8 puanla Somali ve Kuzey Kore paylaşıyor.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , | Yorum bırakın

Aleko’nun yoldaşı Nikos açlık grevinde, Yunanistan ayakta

Yunanistan’da 2008’de öldürülen Aleko’nun yoldaşı Nikos hapishanede eğitim hakkı için geçen ay açlık grevine başladı, durumu kritik. Destek eylemleri ise olaylı geçiyor

http://media.roarmag.org/2014/12/NikosRomanos-main.png

Nikos Romanos banka soygunu girişiminin ardından gözaltına alınmış, gördüğü işkence savcılığa getirilirken fotoğraflanmıştı.

03.12.2014

Alexandros Grigoropoulos 6 Aralık 2008’de Atina’da polis tarafından 15 yaşında öldürüldüğünde yanında Nikos Romanos vardı. Aleko’nun ölümü, Yunanistan’da aylar süren eylem ve çatışmalara yol açtı. En yakın arkadaşı gözlerinin önünde ölürken kendisi de 15 yaşında olan Nikos’un öfke dolu fotoğrafları ve açıklamaları, aylar süren eylemlerin simgesi olmuştu.

Nikos birkaç yıl sonra üç yoldaşıyla birlikte banka soygunu yaparken yakalandı. Polis o kadar işkence yapmıştı ki, fotoğraflarını basına dağıtmadan önce bilgisayarda manipüle etmesi gerekti. Dava sürecinde devrimci anarşist olduklarını söyleyen ve eylemi sahiplenen dörtlü hakkında terörizm suçlamaları düşse de silahlı soygundan hapis cezası aldılar.

TÖRENE GİTMEYİNCE…

Nikos hapishanede liseyi bitirdi ve 2014 baharında üniversite sınavını kazandı. Yönetmeliğe göre Eylül ayından itibaren ders saatlerinde okula gidip sonra hapishaneye dönmesi gerekiyordu. Ancak devlet, yönetmeliği umursamadı. Çünkü Nikos, Yunanistan Adalet Bakanı ve Yunanistan Cumhurbaşkanı’nın hapishaneden üniversite sınavını kazanan mahpuslara 500 avroluk ödül ve plaket vereceği seremoniye katılmayı “anarşist prensiplerine uymadığı” gerekçesiyle reddetmişti. Nikos’un devletin başına karşı aldığı bu tavır nedeniyle cezaevi yönetimi Nikos’a derslere katılma izni vermedi.

KALP RİTMİ 170

Nikos bu kararın ardından 10 Kasım’da kaldığı C Tipi Cezaevi’nde (Türkiye’deki F Tipi benzeri) açlık grevine başladı. 24 Kasım’da durumu kötüleşen genç, yoğun polis eskortu eşliğinde hastaneye kaldırılırken hapishane yönetimi bu noktadan sonra Nikos’un başına bir şey gelmesinin hastanenin sorumluluğunda olduğunu açıklayarak hastane yönetimine “zorla beslemeyi” dayattı. 28 Kasım’da hastaneden gelen açıklama ise şöyleydi: “Artık Nikos’un sağlığı değil, hayatı tehlikede. Hayatta kalsa bile geri dönülmez zararlar olası. 17 kilo kaybetti, kalp ritmi 170’e çıktı. Böyle giderse böbrek ve kalp yetmezliği kaçınılmaz”.

AÇLIK GREVLERİ YAYILIYOR

Hapishane yönetimini protesto etmek ve Nikos’un durumuna dikkat çekmek için anarşist maphus Yannis Michailidis 17 Kasım’da, birlikte tutuklandığı iki anarşist Andreas-Dimitris Bourzoukos ve Dimitris Politis de 30 Kasım’da açlık grevine başladı. Nikos ise bir çağrı yayınlayarak yoldaşlarını selamladı ve ekledi: “Dayanışma saldırı demektir. Agresif eylemlerinizi destekliyoruz. Son mesajım da koltuğundan ‘savaşanlar’, profesyonel hümanistler, ‘hassas’ entelektüeller ve ruhani kişiliklere: Sizden kurtulduğuma sevineceğim”.

SOKAKLAR YANIYOR

Bir aydır irili ufaklı devam eden destek eylemleri açıklamanın ardından, önceki gece başkent Atina’da 15 bin kişilik bir eyleme dönüştü. Polisin saldırdığı eylemciler molotof ve taşlarla yanıt verirken eylemde 10 araç, bir otobüs ve çok sayıda çöp kutusu ateşe verildi. 15 eylemci gözaltına alındı. Nikos’un babası Giorgos Romanos ise “Çocuğumun hayatı böyle büyük bir tehdit altındayken Adalet Bakanı ne yapıyor? Sakince ikiyüzlülüğüne devam ediyor” diye konuştu. Aleko’nun ölüm yıldönümü olan 6 Aralık yaklaşırken eylemlerin artması bekleniyor.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , | Yorum bırakın

“Engelsiz bir Türkiye için”

Engellilerin önüne sayısız engel çıkaran Türkiye’de üniversite eğitimi almayı başaran az sayıda görme engelliden biri olan Mustafa İşçier “Engelsiz bir Türkiye için” verdiği mücadeleyi BirGün’e anlattı

203.12.2014 ONUR EREM twitter:@onurerem

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Türkiye’de toplumun ve devletin engellilerin önüne çıkardığı çok sayıda engel nedeniyle birçok engelli eğitim alamıyor, iş bulamıyor, başkalarının bakımına muhtaç kalıyor. Ancak az sayıda da olsa, bütün bu engelleri aşıp üniversiteye gidebilen, toplumda aktif olarak yer alan engelliler de var. Mustafa İşçier de onlardan biri. 26 yaşındaki İşçier Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde bitirme tezini yazıyor, yüksek lisans yapıp akademisyen olmak istiyor. Engelsiz Pedal Derneği ile her ay yüzlerce kilometre bisiklet yolculuğu yapıyor. 2015’te Ermeni Soykırımı’nın yıldönümünde Ağrı Dağı’ndan Erivan’a bisikletle giderek engellilerin de kültürlerararsı diyaloga katkıda bulunabileceğini göstermek istiyor. Mustafa İşçier ile karşılaştığı engelleri ve verdiği mücadeleyi konuştuk:

>> Önce sizi tanıyalım, kendinizi anlatabilir misiniz?

Ben sonradan görme engelli oldum. 14 yaşına kadar görüyordum. Göz tansiyonu nedeniyle olduğum kornea nakli ameliyatında kaptığım enfeksiyon nedeniyle görme engelli oldum. Ayrıca ameliyatta kullanılan narkozun orta kulağıma verdiği zarar nedeniyle bir miktar da işitme kaybı yaşıyorum, bu yüzden işitme cihazı kullanıyorum. Yani 14 yaşında iki engelim oldu.

O sırada ortaokuldaydım, iki yıl boyunca okuyamadım. Bilmiyordum ne yapmam gerektiğini, ailemizde engelli olmadığı için onlar da bilmiyordu. Araştırdık, bu sürece alışmam da zaman aldı. Sonra İstanbul Kilyos’taki Veysel Vardar Görme Engelliler Okulu’nu öğrendik ve buraya kayıt oldum. Ortaokulu bitirince Gemlik Celal Bayar Anadolu Lisesi’ni, sonra da Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nü kazandım.

>> Türkiye’de engellilerin yaklaşık yüzde 10’u eğitim alabiliyor, yalnızca yüzde 2’si üniversiteye girebiliyor. Hükümet de engelli eğitimine gerekli önemi vermiyor. Böyle bir ülkede üniversiteye girebilmeyi nasıl başardınız?

Ortaokulda engelim nedeniyle 2 yıl boyunca eğitimime devam edemedim. Üniversiteye girmeyi tek başıma başaramazdım, ailem olmasa çok zorlanırdım. Çoğu aile ne yapacağını bilmiyor veya çocuklarına önyargıyla yaklaşıyor. Önce aileler ve çevreler engelli çocuklara bilinç aşılamalı.

Ben kendime hedefler belirleyerek bunu başardım. Mesela ortaokula tekrar başladığımda Braille alfabesi öğrendim. Sosyal bilgiler alanında daha iyi olduğumu fark ettim, bunlara yoğunlaştım. Lisede de sözel bölümü seçtim, üniversite sınavında bu alanlarda okumayı hedefledim ve başardım.

Yani özetle hem insanın çevresi ve ailesinin desteği lazım hem de insanın kendisine hedefler belirlemesi ve mücadele etmesi lazım. Ben bu sayede başardım.

Mustafa İşçier, Engelsiz Pedal Derneği Başkanı Samet Aksuoğlu ile birlikte 30 Kasım Pazar günü Beyoğlu'nda 44 örgütün çağrısıyla düzenlenen engelli eyleminde.

Mustafa İşçier, Engelsiz Pedal Derneği Başkanı Samet Aksuoğlu ile birlikte 30 Kasım Pazar günü Beyoğlu’nda 44 örgütün çağrısıyla düzenlenen engelli eyleminde.

Engelsiz Pedal ile Kızıldere’ye

>> Engelsiz Pedal Derneği ile birlikte birçok faaliyette bulundunuz, bunları anlatır mısınız?

Engelsiz Pedal ile bu yıl tanıştım ve çok sayıda etkinlik yaptık. Her ay bir şehir dışı yolculuk yaptık, şehir içinde de her hafta etkinliklerimiz oldu. Bisikletle Kuzey Ormanları Savunması’na katıldık, çadırda kalmak çok değişik bir deneyimdi. Ordu’dan Tokat’a giderek Mahir Çayan ve yoldaşlarının katledildiği eve vardık, evin sahibi Emir abiyle ve köylülerle konuşmalar yaptık. Ne zaman bir etkinlik talebimiz olsa Engelsiz Pedal bunu hayata geçirebiliyor. 4-5 günlük yolculuklarımızda kamplarda kaldık ve çok güzel bir deneyimdi. Yaz-kış demeden geziyoruz. Mesela yakın zamanda Joan Miro sergisine gittik bisikletlerle, orada eserleri sesli anlatan bir sistem vardı, onunla müzeyi gezdik. Ayrıca Engelsiz Çorba grubumuz da var. Her hafta en az bir gün gece 11’de başlayıp sabah 7’ye kadar evsizlere çorba ve battaniye dağıtıyoruz. Özellikle Suriye’den gelen göçmenler çok kötü koşullarda yaşamak zorunda bırakılıyor. Biz de engelliler olarak toplumsal meselelerde çorbada bir tuzumuzun bulunması için uğraşıyoruz.

“Psikolojik baskı uygulanıyor”

>> Hükümetin engelli politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hükümet kendi propagandasını yapmak için bir çok meseleyi kullanıyor. Engelli meselesi de bunlardan biri.  Engellilere tanınması gereken birçok hakkın tanınmamasının nedenini açıklayamıyor hükümet. Birçok insanın engelli bakım hizmetleri ve engelli maaşları kesildi. Hükümet bu parayı kendi açığını kapatmak için kullandı. Devlette engelli istihdamı var, sınava girip kazanan arkadaşlarımız işe başladı. Fakat bu insanlara sınavla gelmemiş gibi, kendilerine torpil yapılmış gibi muamele ediliyor. Kurum içinde psikolojik bir baskı da uygulanıyor. Muhalefetin herhangi bir kesimiyle ilişkide olan veya eylemlere katılan engellilere “teşekkür etmen gerekirken neden böyle yapıyorsun” gibi sözler söyleniyor. Ben eylem çağrı metni bana hitap ettiği için Pazar günkü engelli eylemine katıldım, sloganlarımızı attık. Biz engelsiz bir Türkiye istiyoruz. Doğanın önüne engeller çekiliyor, barışın önüne engeller çekiliyor, biz bütün engellere karşı mücadele ediyoruz, engelsiz insanlarla birlikte.

Hükümet hiçbir eleştiriyi kabul etmediği gibi engellilerin eleştirilerini de kabul etmiyor. Hemen savunmaya çekiliyorlar, bütün eleştirilerde olduğu gibi. Oysa biz herhangi bir siyasi odağa karşı söylemiyoruz bunu, herkes için engelsiz bir Türkiye, engelsiz bir dünya istiyoruz.

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , | Yorum bırakın

Engelliler hakları için sokaktaydı

3 Aralık Dünya Engelliler Günü için Taksim Meydanı’ndan Galatasaray’a yürüyen yüzlerce engelli “Sadaka değil iş istiyoruz” dedi

DSCF555030.11.2014 ONUR EREM twitter:@onurerem

Kırk dört farklı örgütün çağrısıyla dün İstanbul’da sokaklara çıkan yüzlerce engelli Taksim Meydanı’ndan Galatasaray’a yürüyerek haklarını talep etti. “Sadaka değil iş istiyoruz”, “bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “direne direne kazanacağız” ve “yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları atan engellilere CHP İstanbul Milletvekilleri Şafak Pavey ve Mahmut Tanal da destek verdi. Galatasaray Meydanı’nda bir basın açıklaması okuyan örgütler “Ayrıcalık istemiyoruz! Temel insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa ile korunan eşitlik ve adalet istiyoruz.

KAŞIKLA VERİP KEPÇEYLE ALIYOR

Engellilere aylık bağlanmasını açlık sınırında yaşama şartına bağlayan düzenlemenin sonlandırılmasını, eğitim hakkına erişimimizin sağlanmasını talep ediyoruz” dediler. Kısa bir konuşma yapan Şafak Pavey ise AKP’nin kaşıkla verdiği hakları kepçeyle aldığını söylerken “Engelliler maalesef hükümetin umrunda değil” diye konuştu.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , | Yorum bırakın

Dört ülke, dört kriz

Küresel gerilimlerin artması bu ay CrisisWatch raporunda yer aldı. Rapor Kenya, Mısır, Kolombiya ve Afganistan’a dikkat çekiyor

http://www.crisisgroup.org/~/media/Images/misc/why-support-cg.ashx?w=508&h=206&as=1

CrisisWatch (Kriz İzleme) grubu, Kasım ayı küresel raporunu yayınladı. Dünya çapında çatışma ve gerilimleri raporlandıran grup en geniş yeri Kenya’ya ayırdı. El Şebab’ın 22 Kasım’da Müslüman olmayan otobüs yolcularına düzenlediği saldırıda 28 kişinin öldürüldüğünü hatırlatan CrisisWatch, saldırının ardından Kenya Savunma Güçleri’nin geniş çaplı operasyonla yüz İslamcı militanı öldürdüğünü açıkladı. Operasyonlarda devlet güçlerinin dört camiyi kapatması ve askerlerin camiye girmesi tepki toplamıştı.

Mısır’daki gerilim de raporda kendine yer buldu. IŞİD’e biat eden Sina Vilayeti adlı örgüt Ekim’de 33 askeri öldürdükten sonra 13 Kasım’da da üç asker ve iki polis öldürmüştü. Örgütün IŞİD benzeri taktiklerle geniş taban bulmasından endişeleniliyor.

Dikkat çekilen bir diğer gerilim bölgesi ise Kolombiya’ydı. FARC’ın 16 Kasım’da General Ruber Dario Alzate’yi kaçırmasının ardından durdurulan barış görüşmeleri, generalin serbest bırakılmasına rağmen muallakta. FARC, hükümeti “Ateşkes ilan etmeden müzakereleri devam ettirme taktikleri olayı buraya getirdi, ateşkes ilan edilmiş olsa generali kaçırmak zorunda kalmazdık” diyerek eleştirmişti. FARC 5 Kasım’da yerli Nasa kabilesinin iki güvenlik gücünü infaz etmişti.

Afganistan ise Taliban saldırıları nedeniyle raporda yer aldı. Kabil’de Kasım ortasında 12’den fazla Batılıyı evlerine ve araçlarına düzenlediği intihar saldırısıyla öldüren örgüt bir Britanya Konsolosluğu aracını da patlatmıştı.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , | Yorum bırakın

Ekonomik adaletsizlik büyüyor

Ekim ayında en zengin 47 kişinin ülkenin yoksul yarısıyla aynı servete sahip olduğu ABD’de bu sayı Kasım’da 43’e, Aralık’ta 40’a indi. Dünyada da aynı trend var

http://media.roarmag.org/2011/11/We-are-the-99-percent.jpg

Dünya genelinde gelir adaletsizliği artarken üretilen servet bir grup insanın elinde toplanıyor. Son açıklanan verilere göre ABD’nin en zengin 40 insanı ülkedeki nüfusun yoksul yarısıyla eşit servete sahip. Bu sayı Kasım ayı için 43, Ekim ayı için 47’ydi. Ayrıca ABD’deki en zengin yüzde 0.1’i oluşturan 16 bin hanenin ortalama serveti hane başına bir milyar TL’ye ulaştı.

85’TEN 70’E İNDİ

Yoksulluğa karşı mücadele eden uluslararası örgüt Oxfam’ın raporlarına göre dünyada da benzer bir eğilim devam ediyor. Geçen yıl dünya genelinde en zengin 85 kişinin dünyadaki en yoksul üç buçuk milyarla aynı servete sahip olduğunu açıklayan Oxfam, bu yıl en zengin 70 kişinin 1.84 trilyon dolar ile dünyanın yoksul yarısından daha fazla servete sahip olduğunu açıkladı.

30 YILDA ARTTI

Servet adaletsizliği özellikle son 30 yılda neo-liberal politikalara paralel olarak değişti. Birçok ülkede zenginlerin gelir vergilerinin azaltılmasıyla birlikte büyüyen adaletsizlik için 1980 senesiyle bir karşılaştırmak yapmak mümkün: ABD’nin en zengin yüzde 0.1’i 1980’de servetin 2.2’sine sahipti. Bu miktar 30 yılda yaklaşık 5 kat artarak yüzde 10’a yükseldi. 2014 itibariyle ABD’de en zengin yüzde 1’e dahil olmak için yılda 1.1 milyon dolardan fazla kazanmak gerekiyor.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , | Yorum bırakın

“İşimiz zor ama yolumuz açık”

Birleşik Haziran Hareketi Beyoğlu forumunda konuşan Selçuk Kaygusuz “İşimiz zor ama yolumuz açık” dedi

30.11.2014 ONUR EREM twitter: @onurerem

Birleşik Haziran Hareketi’nin dün Beyoğlu’nda düzenlediği mahalle forumuna beklenenin üzerinde katılım oldu. “Haziran mahallesine dönüyor” sloganıyla Cezayir Oteli’nde gerçekleşen toplantıda yaklaşık 100 katılımcı, ayakta da olsa toplantıyı dinleyebilmek için salonu hıncahınç doldurdu.

Katılımcıların sırayla söz aldığı, kadınlara pozitif ayrımcılık için daha fazla konuşma süresi verilen toplantıda ilk olarak Abdurrahman Atalay konuştu. Birleşik Haziran Hareketi’nin kimlik ya da sorun temelli değil, sınıf temelli bir hareket olduğunu söyleyen Atalay “Ancak kimlik temelli veya belirli bir sorun etrafında hareket eden hareketler de dostlarımızdır. Halkların Demokratik Kongresi gibi yapılarla birlikte hareket edeceğimiz, dayanışma göstereceğimiz çok nokta olacak” dedi. Herkesi bir çatı altında birleştirmenin mümkün olmadığını söyleyen Atalay, Gezi’yi yaratan krizlerin hepsinin önümüzde durduğunu anlatırken sözlerini “2 hafta önce Gezi’ye tekrar iş makineleriyle girmeleri karşısında gösterdiğimiz refleks onları korkuttu” dedi.

“VEKİL DEVŞİRMESİ ÖNEMLİ”

Atalay’ın ardından konuşan Melda Onur ise “Bugün buraya bir CHP milletvekili olarak katılmıyorum, birlikte direndiğimiz arkadaşlarımın yanında olmaya geldim” ifadelerini kullandı. Haziran Hareketi isminin çok önemli olduğunun altını çizen Onur “Bu hareket siyasi partilere milletvekili mi devşirecek, partileşecek mi, yoksa parlamenter sistemden uzak mı duracak henüz bilmiyoruz. Ancak solda gördüğü partilere milletvekili devşirmesi çok etkili ve önemli olur” dedi. Gezi’de 20 gün boyunca direnen gençlerin bir kısmının kendini TBMM’de ziyarete geldiğinde “Sakın bu insanları partinize alıp sahiplenmeye çalışmayın, biz burada CHP’yi güçlendirmek için değil, siyasetçilere nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizi göstermek direndik” dediğini aktaran Onur, bu sözleri unutmadığını da belirtti.

“ESTETİK VE SAHİCİ”

Toplantıdaki bir diğer konuşmacı da Cem Tüzün’dü. İkinci defa BHH toplantısına katıldığını söyleyen Tüzün konuşmasına siyasetin finansmanının önemine dikkat çekerek başladı. “Nasıl oldu da Gezi nöbetleri onlarca kişiden milyonlarca kişiye ulaştı, bu sorunun cevabı hareketin geleceğini şekillendireceği cevap olacak” diyen Tüzün, BHH’de ahlak ve akılın iki temel yapı taşı olması gerektiğini söylerken “Siyaset dilimiz ve duruşumuz estetik olmalı, sahici olmalı” ifadelerini kullandı.

MEYDAN İŞGALLERİ DEVRİ

Bir başka katılımcı ise Yasemin Cankurtaran’dı. Dünyada farklı dönemlerde farklı hareket ve eylem tarzlarının ortaya çıktığını, çağımızda da bunun medyan işgalleri şeklinde gerçekleştiğini söyleyen CHP PM üyesi Cankurtaran “Brezilya’dan İsrail’e kadar meydan işgallerinde hep bir tema oldu. İşsizlik, ekonomik çöküş, futbol, kentsel dönüşüm, ev fiyatlarındaki yükseklik, ağaca sahip çıkma gibi” dedi. Etnik ve dini kimliklere, sınırlara inanmadığını söyleyen Cankurtaran önceki gün çocuklara moral verme etkinliği için gittiği Suruç’ta 30 kişinin öldüğü bombalı saldırılar nedeniyle herkesin kaçtığını ve hiçbir şey yapamadıklarını anlatırken “Burada da sınırların anlamsızlığını gördük, çünkü sınırın iki tarafında da halk birleşmiş durumda” dedi.

BHH’nin algı yönetiminin ve pazarlanmasının da çok önemli olduğunu, öbür türlü kıyıda köşede görünmez kalabileceğini vurgulayan Cankurtaran “Öyle bir toplum düşlemeliyiz ki kimse kendini azınlık hissetmesin, herkes işte benim ülkem diyebilsin” ifadelerini kullandı.

Katılımcılardan Selçuk Kaygusuz, BHH’nin geleceğinin nereye evrileceğini kimsenin bilmediğini söylerken “Biz Gezi’de ilk defa tek bir ok olup düşmanımıza saplanmayı başardık. Tekrardan nasıl ok haline gelip hedefimizi vuracağımızı bu süreçte bulacağız. İşimiz çok zor ama bunun yolunu aramak zorundayız. İşimiz zor ama yolumuz açık” dedi.

OY ALMANIN YOLU

Beyoğlu Esnafı Tarkan Konar ise “Gezi’de sadece hislerimizle çok güzel bir şey çıkardık ortaya” diye başladığı konuşmasında dünyada çevre, ekoloji, tarım krizleri ve savaşları yaşandığını, yüz yıl sonra tarihte Türkiye’de verilen bu mücadelenin yazacağını anlattı. “Gezi’de hareket politik değildi, iktidarı ele geçirip yeni bir düzen kurma amacıyla bir araya gelememişti ancak oluşacak yeni bir politik harekete sosyo-kültürel bir zemin hazırladı halk. Bazı solcuların söylediği ‘Bu halktan bir şey olmaz’ sözü halkın Gezi’deki eylemliliğiyle artık geçersiz bir sözdür. Toplum bize hak verdi, ama oy vermedi. Oy vermsi için ne yapacağımızı bilmesi lazım, ki biz de tam olarak bilmiyoruz. Oy alabilmek için 100 yıl önceki gibi ‘Ne yapmalı’ sorusunu kendimize sorup cevap bulmamız, bir reçete yaratmamız gerekir” diyen Tarkan Konar, Gezi’nin kendi gündemini belirleyen bir hareket olduğunu, BHH’nin de esnaf sorunları, AKM ve Taksim İlkyardım’ın durumu, Okmeydanı’ndaki kentsel dönüşüm gibi konular ile kendi gündemini belirleyerek sırf bir hükümet karşıtlığından kurtulabileceğini söyledi: “Gezi kendini tartıştırdı, halk orada 15 gün boyunca devletsiz bir yaşamın mümkün olduğunu gösterdi”.

Haber içinde yayınlandı | Tagged , , , , , , , , , , | Yorum bırakın