ARASCAN DÖNMEZ’DEN BİR ENSEST HİKAYESİ: ‘Bizim artık rahatsız olmaya ihtiyacımız var’

2 NİSAN 2012

“Ağustos’ta Karla Dans’ son zamanlarda izlediğim en sert oyunlardan biriydi. Oyuncu ve performans sanatçısı Arascan Dönmez’in kendi yaşadıklarından yola çıkarak yarattığı ve ensest yaşamış bir genci konu eden performans o kadar etkileyici ki ensestin yıkıcılığını hiç unutamayacağım bir şekilde yüzüme vurdu. Performansın ardından Arascan ile yaşadıkları, anlatmak istedikleri ve projeleri hakkında konuştum:

“Babam kadınlara çok düşkündü, ayrıca aramızda sevgisizlik ve iletişimsizlik vardı. Bu yüzden çocukken ‘Babamın beni sevmesi için kadın mı olmam lazım’ diye düşünüyordum”

» Bu performansı hazırlama fikri ne zaman oluştu?

5 yıl önce ben 18 yaşımdayken bu performans fikri oluştu. Kötü dokunulmanın üzerimde yarattığı tahribatın ardından bu konuda bir sürü araştırma ve okuma yaptım. Bunun sadece benim değil, toplumun da büyük bir sorunu olduğunu anladım. Sonuçta her 4 kız çocuğundan 1’i, her 6 erkek çocuğundan biri ensest mağduru. Psikoloji ve ensest kavramı üzerine okumalar yaptım. Amacım bir farkındalık yaratmak, belki biraz önleyici olmaktı. Alexander Sokurov’un Baba ve Oğul filmi ile Anne ve Oğul filmini izledikten sonra “Ben de kendi hikâyemi bir performans olarak anlatayım” dedim.

» Nasıl bir sürecin sonunda hazırladın Ağustos’ta Karla Dans’ı?

Karakterin sahnede istediğim gibi olması için kilo vermem gerekiyordu. Oyunu ilk düşündüğümde 100 kiloydum. Oyun için 30 kilo verdim, ardından kas geliştirdim. Psikolojik olarak da zorlu bir süreçti, performansta canlandıracağım karakteri çalışırken o karakterin özelliklerini günlük hayatta da taşımaya başladım. Oyun beni hem fiziksel olarak, hem de psikolojik olarak değiştirdi.

»Henüz ‘Ağustos’ta Karla Dans’ı izlememiş insanlara ne söylemek istersin?

Günümüz sanatı toplumsal gerçekliğin şekliyle hiç ilgilenmiyor. Meselesi olan işler çok fazla yapılmıyor. Ama Türk halkı artık uyutulmayı hak etmiyor. İzleyicilere uyku hapı niteliğinde eserler sunmamalı. Seyirci uyumaya, geyik yapıp gülmeye gelmemeli bütün oyunlara. Çünkü yeterince güldük, pop-corn yedik. Artık rahatsız olmaya ihtiyacımız var. Bu oyun da rahatsız eden bir oyun.

‘TÜRKİYE’DE HERKES DİKEN ÜSTÜNDE’

» Performanstan sonraki konuşmanda da ‘Ağustos’ta Karla Dans’ı muhafazakârlaşan bir Türkiye’de hazırladığına dikkat çekmiştin. Böyle bir atmosferde bu kadar sert bir performans hazırlamaktan çekindiğin oldu mu?

İlginç bir ülkede yaşıyoruz. Neyin kimi nerede, ne zaman rahatsız edeceğini bilemiyoruz. Bir tarafta başlamamış bir oyundan dolayı mekânlar mühürlenirken diğer tarafta aşırı derecede seks ve kendine zarar vermenin türlü yollarının gösterildiği bir oyun kapalı gişe oynuyor. Bir oyunda Sağlık Bakanlığı görevlileri bir sahnede sigara içildiği için ceza yazarken başka bir oyunda bir eroinmanın hayatı rahatça anlatılıyor.

Türkiye’de herkes sürekli diken üstünde. Kadıköy’de bir bankta otururken okuduğumuz gazeteyi bile gözetleyen kameralarla sürekli olarak izleniyoruz. Ama ben sanatımı toplum için üretiyorum. Performans esnasında çıkanlar oluyor, ama onlar benim için bir altın. Her seferinde daha çok kişi performansın yarısında çıksın diye oynuyorum ben. Çünkü yaptığım şey bir tiyatro oyunu değil. Beğendirmek kaygım yok. Performans olan bir şeyi “bu böyle” diye insanlara göstermektir. Ama bir tiyatro oyunu hazırlanırken “seyirci ne der” kaygısı çok fazla olur. Bu yüzden oyunu hazırlarken bir çekincem olmadı. İçimden geldiği gibi, seyircinin ne düşündüğünden bağımsız olarak sahneliyorum ‘Ağustos’ta Karla Dans’ı.

» Ekşisözlük’ta performansını homofobik ve oryantalist bulanlar olmuş ve yazdıklarına göre eleştirilerden sonra oyunun metnini değiştirmişsin. Onlara ne söylemek istersin?

Ben oyun metninde bir değişiklik yapmadım, o arkadaşlara da oyuna gelip bir kere daha izlemelerini söylemek istiyorum. Türkiye’deki izleyici kitlesi Broadway’deki gibi değil. Arkadaşların rahatsız olduğu şey, karakterin yaşadığı ensesti cinsel tercihine bağlamaması. Eğer bu olsaydı basit kalırdı. Karakter “bu benim seçimim” diyor. Sonra “Seçimim değil, yönelimim. Yok, hayır tercihim. İşte ne diyorlarsa” diyor. Ben bu üç kavramın farkını biliyorum, ama halk oyunu izleyen eşcinsel kitle kadar bilinçli değil bu kavramlar hakkında. Dahası oyuna gelen izleyicilerin çoğunu aileler oluşturuyordu. Translar, eşcinseller de geldi ama en çok 40 yaş üstü insanlar ve çocuklu aileler geldi. Çocuk babasının kıyafetleriyle, dinlediği müzikle dalga geçtiği için doğu yericilik olduğu söyleniyor ama onun karşısında bir batı yericilik yok. Ensest her kesimin bir sorunu. Batılı bir görünüme sahip olan, lüks semtlerde oturan, saygın işlere sahip olan insanların da ensest yaptığı biliniyor. ‘Ağustos’ta Karla Dans’taki baba da orada anlattığım gibi bir baba olduğu için bu performans böyle. Performanstaki karakter de babasının kıyafetlerini kötülerken hepsini yere atıyor, ama sonra da onları kendisi giyiyor. Bu eleştiriyi yapan arkadaşlar o sahneyi kaçırmışlar galiba.

» Performansı İstanbul dışında Mersin Üniversitesi’nde de sergiledin, oradaki performans nasıl geçti?

Final sahnesinde sahnede işenen, içinde bolca cinsellik olan +18 bir oyunu başka şehirlerde oynamak kolay değil. Türkiye’nin dört yanından insanlar geldi izlemek için. Aralarında ensest mağdurları da vardı, kendini muhafazakâr olarak tanımlayan insanlar da. Oyunun sonunda salon sessiz ve şaşkındı. İstanbul’un aksine orada sahne aralarında alkış aldım ama oyun sonunda herkes sessizdi. Bir genç ayağa kalkıp “biz bugün insan etinin değil ruhunun ne kadar önemli olduğunu gördük, bu performansı izledikten sonra farklı insanlarız artık” dedi dura dura konuşarak. Kurduğumuz göz temasından o kadar etkilendim ki bana verilen plaket elimden düştü ve kırıldı. Başıma bir şey gelmeden döndüğüm için mutluyum. Diğer şehirlere de gitmek istiyorum. Diyarbakır Dicle Üniversitesi, Mardin Devlet Üniversitesi ve Gaziantep’e gitmek istiyorum ama henüz kesinleşen bir şey yok.

‘TÜRKİYE’DE SOSYAL KİMLİK SORUNU VAR’

»Ailenin performansa tepkisi nasıl oldu?

Eskiden çile çekmeye çilehanelere gidilirmiş, benim çilehanem de ailem. Babamın sorumsuzluğu ve benim yanımda olamaması, annemin hiçbir zaman anneliğe hazır olamayışı… Yine de ben kendi ailemle çok barışığım, bu konuda çok şanslı bir gencim. Ama çok yoruldum, hayatım sürekli aileme bir şeyler anlatmakla geçti. Hep en son takdir eden oldular.  Ailemden oyunu izlemeyen kalmadı, babam dâhil. Sonuçta ortadaki şey bir sanat eseri, o gözle bakabiliyorlar. Ama yine de önceden hazırlamam gerekti ailemi. Evet, ‘Ağustos’ta Karla Dans’ta babamla hesaplaştım. Ancak bir intikam oyunu değil bu. İntikam zaten bir kere alınır, babam da oyunun intikamla alakası olmadığını anladığı için bana kötü bir tepki vermedi.

Türkiye’de kimse kendi varlığına ilişkin subjektif duyguları ve izlenimleri yansıtamıyor. Bu yüzden kolektif kimlik de beklenen düzeyde olamıyor. Birçok kişi “acaba beni bu oyunda görürlerse ne düşünürler” diyerek oyuna bile gelemiyor.

» Başka projelerin var mı?

İkinci bir oyun geliyor: Hadi Gel Domatesli Pilav Yapalım. Yaklaşık 2 ay içinde hazırlayacağız oyunu. İlk kez yönetmen koltuğuna oturacağım bir iş aynı zamanda. İki erkek arasında geçen ve insanların konumlandırmakta zorlanacağı türden bir ilişkiyi anlatacak. Bütün oyun mutfakta domatesli pilav yaparken geçecek. 4 tane de kadın var oyunda. Bol şarkılı bir oyun olacak. Daha fazla anlatmayayım, sürpriz olsun. Pilavı da artık oyun bitince seyircilere ikram ederiz!

Bir de “Dün Gece Ben Kimdim Doktor” adlı bir oyun projem var. Onda da borderline kişilik bozukluğuna sahip bir gencin psikiyatrı ile yaptığı bir saatlik görüşmeyi anlatacak. Nedim Saban Tiyatrosu bu oyunu aldığı için o oyunda sadece oynayacağım, yönetmenlik ve diğer işlere karışmayacağım.

Ayrıca Seks-siz diye bir projem var. Orada da aseksüel bir gencin dünyadaki bütün felaketlerin cinsellikten kaynaklandığını düşünmesi anlatılacak. Onu da seneye sahnelemeyi hedefliyorum.

SIRADA ABD VE ALMANYA VAR

Oyun 19 Mayıs’ta ABD’deki Türk Günü Yürüyüşleri’nde de gösterilecek. Ardından da Almanya’da Berlin gösterimi olacak. Arkamda herkesin sandığı gibi biri yok. Mersin’de, ABD’de Berlin’de kendiliğinden gelişti. İstanbul’da izleyenler sayesinde Mersin, Mersin’de izleyenler sayesinde Almanya ayarlandı. Gerçekten iyi bir iş yaparsanız maymun bile olsanız bir şekilde yürüyorsunuz bu işlerde. Seyahatten önce son oyunum 22 Nisan’da olacak. Bu tarihe kadar 3 kere daha oynayacağım. ABD’den döndüğümde de devam edecek ‘Ağustos’ta Karla Dans’. Sahnelemeye enerjim olduğu sürece, yıllarca sahnelemek istiyorum.

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Söyleşi içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s