Davos oligarkları kendi yarattıkları dünyadan korkmakta haklı

World-Ecoonomic-Forum-Sniper-at-Davos-on-roof-e1422114682875Seamus Milne*

Davos Zirvesi’nde buluşan milyarderler ve kurumsal oligarklar eşitsizlik konusunda endişelilermiş. Bu insanlar, insanlık tarihindeki en büyük ekonomik eşitsizliği yaratan sistemin yöneticileri.

Artık kriz tarafından istila edilmiş ekonomik düzenin mimarları da kendi yarattıkları tehlikenin farkında. Üstelik bu yalnızca, kendisini “sınıfına ihanet eden” biri olarak tanımlamayı seven yatırım fonu yöneticisi George Soros ile sınırlı değil. Unilever’in tepe yöneticisi Paul Polman “kapitalizme kapitalist tehditten” bahsediyor. IMF’nin yönetici direktörü Christine Lagarde, Marx’ın söylediği gibi kapitalizmin kendi yıkımının tohumlarını içinde taşıdığından endişelendiğini açıklarken bu konuda bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyor.

Oxfam, krizin boyutlarını açıkça gösteren bir çalışma yaptı. En zengin 80 kişinin serveti, dünya nüfusunun yarısı olan 3.5 milyar kişinin servetine denk. Son beş yılda dünyanın en zengin yüzde 1’inin dünyadaki toplam servetteki payı yüzde 44’den 48’e çıktı. Bu yıl da, en zengin yüzde 1’in cebine girecek para, geri kalan yüzde 99’un cebine girecek paradan daha fazla olacak. ABD’de ise en zengin binde 1, 1980’den beri gelir pastasındaki payını dörde katladı.

Bunun adı servet gaspı

Bunun adı grotesk boyutlarda servet gaspıdır. Son 30 yıldır, Bank of England yöneticisi Mark Carney’in “pazar köktenciliği” diye adlandırdığı kuralla birlikte gelir ve servet adaletsizliği, hem ülkeler içinde hem de ülkeler arasında şişti. Afrika’da günde iki dolardan daha az kazanan insanların sayısı 1981’den itibaren ikiye katlanırken kıtadaki milyarderlerin sayısı daha da hızlı arttı.

Dünyadaki pek çok ülkede emekçilerin ulusal gelirden payları sürekli olarak azaldı, maaşlarındaki artış özelleştirme, deregülasyon ve zenginlere düşük vergi rejimleriyle durma noktasına geldi. Aynı zamanda finans, serveti kamusal âlemden emerek küçük bir azınlığın eline bırakırken ekonominin geri kalanını durgunlaştırdı. Bugün, bu büyüklükte bir servet adaletsizliğinin yalnızca toplumsal ve ahlaki öfke yaratmakla kalmadığı, toplumsal ve doğal çatışmaları, savaşları, kitlesel göçleri, yolsuzluğu, yoksulluğu, etnik çatışmaları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini büyüttüğüne dair elimizde yeterli kanıt var.

Eşitsizliğin etkileri

Eşitsizlikteki artış, yedi yıldır içinde bulunduğumuz ekonomik krizde de etkin bir faktör oldu, talebi azaltırken kredi patlamasına yol açtı. Bunları yalnızca Fransız ekonomist Thomas Piketty’nin araştırmasından veya The Spirit Level adlı toplumsal çalışmayı yayınlayan Britanyalı yazarlardan öğrenmedik. Onyıllar boyunca Washington ortodoksluğunun propagandasını yapan ve hâlâ batı egemenliğinde olan OECD ve IMF gibi kurumlar bile son 20 yıllık neo-liberal dönemde gelir ve servet eşitsizliğinin artmasının büyümeyi yavaşlattığını söylüyor. OECD raporuna göre Britanya’da eşitsizlik bu kadar artmasaydı ekonomi bugün yüzde 10 daha büyük olurdu. Günümüzde zenginler kemer sıkma politikalarını kullanarak pastadaki paylarını daha da artırmayı hedefliyorlar.

Latin Amerika ve Çin

Son yıllardaki eşitsizlik dalgasına en büyük istisna Latin Amerika ülkeleri oldu. Bölgede iktidara gelen ilerici hükümetler, felaketlere yol açmış ekonomik modelleri terk edip kaynakları şirketlerin ellerinden kurtardılar ve eşitsizliği azalttılar. Kıtada günlük iki dolardan daha az geliri olanların sayısı on yılda 108 milyondan 53 milyona indi. Neo-liberal öğretinin büyük bir kısmını reddeden Çin’de de eşitsizlik hızla azalırken ülkede yoksulluk koşullarından kurtulan insanların sayısı dünyanın geri kalanındakilerden daha fazla oldu, küresel eşitsizlik artışının frenlenmesini sağladı.

Bu iki örnek eşitsizlik ve yoksulluktaki artışın kaçınılmaz olmadığını gösteriyor. Bunlar politik ve ekonomik kararların sonuçları. Artık Davos’taki oligarklar da sistemin aynı şekilde devam etmesinin yaratacağı tehlikelerin farkında. Bu yüzden bazıları, daha ilerici bir vergilendirme sisteminin de dâhil olduğu daha “katılımcı” bir kapitalizm ile sistemi kendinden kurtarmak istiyor.

Kurtuluş ve direnç

Ama kurtuluş İsviçre dağlarındaki düşüncelerden ve öğle yemeği buluşmalarından gelmeyecek. Kurumsal baronların hisleri ne olursa olsun yerleşmiş kurumsal elitler (ve onların kontrolündeki örgütler ile kolonileştirdikleri siyasi yapılar), çıkarlarına karşı olan en mütevazı reformlara bile tüm güçleriyle savaş ilan ediyor. Bunu görebileceğimiz çok sayıda örnek var: Birleşik Krallık’ta Ed Miliband’ın 7.5 milyon TL’den daha pahalı evlerden vergi alarak sağlık sistemini güçlendirme planına aşırı tepkiler verildi, Barack Obama’nın vergi sisteminde çok ufak değişiklikler yapma talebi bile kongre engeline takıldı.

Belki endişeli elitlerin bir kısmı biraz daha fazla vergi ödemeye hazır olabilir. Ama onların hiçbir türlü kabul etmeyeceği esas değişiklik toplumsal güç dengesinde yapılmak istenen değişikliktir. Bu yüzden, sendikaların güçsüzleşmesinin endüstriyel dünyadaki eşitsizliğin artışında kilit bir rolü olmasına rağmen her ülkede sendikal hareketlerin güçlenmesine karşı çıkıyorlar.

Timsah gözyaşları

Eşitsizlik dalgasını geri çevirmenin tek yolu, fonksiyonelliğini yitirmiş bir ekonomik düzen yaratan yerleşik çıkarlara meydan okumaktır. Kemer sıkma politikaları karşıtı SYRIZA da bunu yapmayı hedeflemektedir. Latin Amerika solu 15 yıl boyunca bunu gerçekleştirmeyi başardı. Ancak yalnızca bunu başarmak için bile toplumsal ve siyasi hareketlerin, kolonileştirilmiş anaakım siyasetin blokajını aşmak için güçlü bir mücadele vermesi gerekiyor. Gördüğümüz timsah gözyaşları, elitlerin korkusunun semptomudur. Fakat değişim, yalnızca boyuneğmez toplumsal baskı ve siyasi meydan okuma ile gelebilir.

Çeviri: Onur Erem

* The Guardian gazetesinde editör ve köşe yazarı, Britanyalı gazeteci-yazar.

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Çeviri içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s