Venezuela Zenginlerin Golf Sahası Değildir!

TAMARA PEARSON*
*Pearson, Avustralya’daki Direniş Hareketi’nde 7 yıl boyunca yer aldıktan sonra Venezuela’ya yerleşmiş ve yerel siyasetin bir parçası olmuştur
Çeviri: Onur Erem
4 mart 2011
—-

Zenginler, ve golf sahaları. Onların gözünde bütün dünya, tepecikler ve nehirler içeren, susuzluk tehlikesi düşünülmeden sulanan ve fakir hiçbir insanın üzerinde görünmediği büyük bir golf sahası şeklinde bir harikalar diyarıdır. Lâkin bu haritanın bir kısmı bu algıya direnerek “golf sahası olmak istemiyoruz!” diyor. Somurtkan ve terli zenginler kulübü kendi kontrollerinde olan enstitüler, raporlar, istatistikler ve araştırmaları kullanarak Venezuela’yı ekonomisi batmış, sağlık sistemi kilitlenmiş, ülke yönetimi bir diktatörlüğe dönüşmüş, bir felaketler ülkesi olarak göstermeye çalışıyor. Newsweek’in ağustos sayısında yer alan bir çalışmada Venezuela dünyanın en kötü ekonomisi olarak gösteriliyor.
Araştırmada ekonomik dinamizm konusunda Venezuela 100. sırayı alırken, işsiz ve evsiz insan sayısında patlamanın yaşandığı buna karşılık ülkedeki milyoner sayısının yüzde 16, şirketlerin ve CEO’larının cebine giren paranın ise rekor seviyelerde arttığı  ABD 2. sırada yer alıyor.
Eğitim alanında üniversite eğitimi ücretsiz olan Venezuela 48. sırada gösterilmiş, yurttaşı olduğum ve parasız eğitim olmayan Avustralya’dan bile çok geride. Venezuela’da öğrenciler ücretsiz öğle ve akşam yemeklerinden ve ücretsiz ulaşımdan faydalanırken, eğitim olarak çok daha ileride gösterilen Avustralya’da parası olmayan bir öğrenci için bunlar birer hayalin ötesine geçemez.
Beklenen yaşam süresine göre Venezuela’yı 42. sıraya koyan Newsweek ABD’yi 26. sıraya oturtmuş. “Siyasi atmosfer” olarak Venezuela 77. sırada gösterilirken ABD 14. sırada yer alıyor.
Venezuela’da toplumun ve ekonominin içinde bulunduğu bu kasvetli(!) durumu haykıran tek kurum Newsweek değil. Brookings Institution’ın Temmuz 2010’da yayınladığı Latin Amerika Ekonomik Toparlanma Raporu’na göre “Venezuela ekonomik performans ve büyüme açısından tarihinin en kötü döneminde”.
Morgan Stanley de “ultra-yüksek özsermayeli bireyler, aileler ve ilişkili kurumlar” olarak tanımladığı müşterilerini korumak amacıyla yaptığı uyarıda Venezuela’dan uzak durmaya çağırdı.
Devrime en muhalif medya kuruluşu olan Miami Herald da yatırımcıları koruma açısından Venezuela’yı 183 ülke arasında 172. sıraya yerleştiren Dünya Bankası’nın  raporunu alıntılayarak, Venezuela’yı şirketler için Latin Amerika’da en kötü olanakları sağlayan ülke olarak tanımlarken Haiti ve Surinam’a yatırım yapmayı bile Bolivarcı Venezuela’ya yatırım yapmaktan daha az riskli bulduklarını yazdı.
Aslında bu durum körlüklerinden değil de kârlılık tanımlarından kaynaklanıyor da olabilir; eğer kârlılıktan kasıtları ülkedeki işçileri düşük maaşa bütün gün çalıştırarak sömürüp, şirketlerin bu sömürüden kazandığı parayı vergilendirilmeden yurtdışına kaçırmaları ise Venezuela’yı kârlılıkta sona koymakta haklı olabilirler. Kapitalizmin sömürü kavramını kârlılık kavramının içine yedirmesi hiç de şaşırtıcı değil.
Chavez’e muhalif gazetelerin başını çeken El Universal, Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı Küresel Rekabet Endeksi’nde 139 ülke arasında 113.’lükten 122.’liğe düşmesini büyük bir şevkle sayfalarına taşıdı. Soralım o zaman: Venezuela’dan yukarıda olan ülkelerin hangisinde halkın su üzerindeki mülkiyeti, ücretsiz yiyecek ve barınma imkânları Venezuela’dan daha gelişmiş? Yoksa mülkiyetten kasıtları bankaların, özel şirketlerin ve CEO’ların kasalarını dolduran servet mi? Bir ülkenin “iş yapılabilir” ülke olması için işçilerinin sömürülmesine, sigortasız çalışmalarına ve birer köle gibi yaşamalarına göz yumması mı gerekiyor?
Tüm Avrupa ülkelerini ve Yeni Zelanda’yı “eksiksiz ve gelişmiş demokrasiler” olarak sınıflarken Venezuela’yı demokratik gelişmişlik listesinde 76. sıraya koyan bu raporda belirgin Avrupa-merkezcilik göz ardı edilemez. Bütün bu raporlar ve araştırmalar, ABD’nin kırbacının önünde diz çökmeyip fakir halkı ve işçileri önceliklerine koyan Venezuela ve diğer isyankâr ülkelere ve bu ülkelerdeki hükümetlerin meşruiyetine karşı yürütülen ideolojik savaşın bir parçasıdır.
MUTLULUĞU PARAYLA ÖLÇMEK
Eğer sermayenin kontrolündeki küresel medyada sözümüz geçseydi, yanlışlarını tüm sesimizle bağırırdık. Onların hesap makineleri de istatistikleri de tersten işliyor. Onların ölçümlerine göre kötürüm dilencilerin sokakta beş kuruşluk sadaka için sıra halinde dizildikleri, şehirlerinin mezarlıkları ve demiryolu hatları gibi yaşanılmaz bölgelerinin bile çöpten toplanan parçalarla inşa edilen gecekondularla dolduğu Hindistan bile, hükümetin ve daha önemlisi örgütlü komünlerin, var olan gecekonduların yerlerine onurla yaşanabilecek evler ve altyapı sistemleri inşa edip sahiplerine teslim ettiği Venezuela’dan çok daha sağlıklı bir ekonomiye sahip.
Azınlıktaki zenginler ve iş dünyasını temsil edenler, konuşmalarında ve yazılarında latif bir şekilde halkın refahına vurgu yaparlarken, bahsettikleri refah aslında sadece kendi azınlık refahlarıdır. Halkın özgürlüğünü ve mutluluğunu hesaplarken kullandıkları tanımlar, aslında sadece kendilerini mutlu eden ve özgür hissettiren şeyler üzerine inşa edilmiş tanımlardır. Mutluluğu da sadece parayla ölçerler.
Dahası, sanki fakir halk ve işçi sınıfı sanki zenginlerin para kaybetmelerini çok umursamaktaymışçasına, dünyanın geri kalanının ekonomiyi kendi terimleriyle değerlendirsin isterler. Onlar, ekonomiyi ve büyümeyi değerlendirirken genellikle GSYİH’yi referans alırlar.
Venezuela’nın ekonomik yapısında para karşılığı olmadan yapılan etkinliklerin yeri çok büyük. Mesela göz doktorlarının halka ücretsiz göz ameliyatı yapması bir iktisatçı açısından GSYİH’ye etki etmediği için önemsiz gözükebilir. Venezuela hükümetinin yardımlaşma kuruluşlarına, yerel komün konseylerine ve diğer kolektif inisiyatiflere enflasyon oranı altında faizlerle kredi vermesi ise kağıt üzerinde ekonomik bir kayıp olarak gözüktüğü için GSYİH’yi küçültüyor.
Hiçbir yayın organı Venezuela’nın ekonomik krize rağmen sosyal harcamaları azaltmadığından, bu harcamaların 10 yıldır düzenli olarak arttığından ve en fakir kesimlerin gelirlerinin yüzde 60’ını bu sosyal harcamaların oluşturduğundan bahsetmiyor. Venezuela’da GSYİH azalırken aynı zamanda gelir adaletsizliği ve aşırı fakirlik de azaldı.
Venezuela dönüşümlere rağmen hâlâ kapitalist bir ülke. Hatta Chavez hükümeti döneminde işveren hakları ve koşullarının geliştirildiğini belirtebiliriz. Lakin egemen medya, Venezuela sosyalizme geçmiş de o yüzden ekonomik sıkıntılar yaşamaktaymış gibi bir izlenim yaratmaya çalışıyor.
O zaman neden Venezuela’yı kötülüyorlar? Çünkü Chavez, Bush’u şeytan ilan etti, Latin Amerika için Bolivarcı İttifak ile beraber kendi aralarındaki ticarette dolar yerine sucre adını verdikleri para birimini kullanmaya başladı ve en önemlisi, fakir halkın isteklerini yerine getirdi. Venezuela henüz sosyalist bir ülke değil, ama şu haliyle bile büyük şirketlerin ayaklarını öpmeye bir alternatif sunuyor.
Eğer Venezuela’nın ekonomisi ve siyaseti bizim tarafımızdan (işçiler, fakirler, ev kadınları, gençler, radikalce marjinalleştirilmişler, yani kısaca çoğunluk) bizim için değerlendirilseydi nasıl olurdu? Belki GDP’ye yeni bir faktör eklerdik: emperyalist ülkeler tarafından şiddet görme, siyasi ve ekonomik olarak istismar edilme. Kültürel istekliliğin istatistiklerde bir şekilde yerini almasını sağlayarak bunun bir toplum için ne kadar önemli olduğunu insanlara göstermeye çabalardık. Kültürel açıdan pasif olmakla aktif olmak arasındaki fark önemlidir; çünkü kültür, pasifçe tüketmekte değil aktif bir şekilde üretmekte yatar.
Venezuela’daki kültür sahnesi son derece canlı. Yayınevleri neredeyse maliyetine kitaplar satıyor, ücretsiz konserler yaygınlaşıyor, komün kütüphanelerinin sayısı sürekli artarken alternatif radyoculuk ve komün radyoculuğunda bir patlama yaşanıyor.
Peki bir duyarsızlık ve yabancılaşma endeksine ne dersiniz? Biz Venezuela’da kafelerde, publarda, takside, otobüste, kampusta, evdeki kahvaltıda ve hatta plajda güneşin altında, her yerde toplumsal konuları tartışırız, insanlarla iletişim kurarız.
Bir ülkenin tarihiyle barışıklığını da hesaba katardık. Bireysel kahramanlar, önemli tarihler, savaşa ve işgale övgü, ve sınıf kavramını göz ardı ediş ile yaratılan plastik tarih değil kastımız. Bu tarih anlayışı beyaz erkeğin üzerinde insanların yaşadığı bir kıtayı keşfetmesi şeklinde bir peri masalına dönüştürülmüştür. Bizim kastettiğimiz tarih halkın tarihidir; kötü muameleyi, sömürüyü, mücadeleyi, itibarın ve kimliğin yeniden kazanılışını hatırlayan bir tarih.
Bir yanılsama endeksi yaratıp, bu sefer de biz ülkeleri sıralardık: mutluluğa giden yolun yeni ürünler satın almaktan geçtiğini sananlar, güzelliği kıyafet ve yüz boyamaktan ibaret sananlar, televizyonun gerçek hayatın bir yansıması olduğunu sananlar, patronları tarafından sömürülmediklerine inananlar, Hollywood aktörlerinin insan kavramının en muhteşem somutlaşması olduğuna inananlar, zenginlerin çok çalıştığı için zengin olduğuna inananlar, gezegeni düzmediğimizi düşünenler, sütün fabrikada üretildiğini sananlar ve fakirlerin eğer yeterince çalışırlarsa zengin olabileceğine inananlar.
“Yasal haklar ve yükümlülükler”in farkındalığı endeksi de yaratırdık. Avustralya ve ABD’de halkın yüzde kaçı gıda, sağlık, eşitlik ve eğitim haklarını biliyor ve bunları savunmaya hazır durumda?
Son olarak da genel insanlık endeksi yaratırdık: ülkenin engellilere, evsizlere, zihinsel sorunları olanlara, uyuşturucu bağımlılarına, yaşlılara, kafası karışıklara ve diğer ülkelere yaptığı muameleye (dayanışma veya bombalama) bakardık.
Venezuela ekonomisinin ve siyasi atmosferinin gerçek durumu bakış açısına bağlıdır. Belki Newsweek yazarları ve yöneticileri için Venezuela en kötü ekonomiye sahiptir, fakat halkın fakir kısmı için, diğer ülkedeki aktivistler, göz ardı edilenler, sürgünler, bastırılanlar ve susturulanlar için Venezuela bir ütopya olmasa bile, taze bir umudun başlangıcıdır.

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Çeviri içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s