BELÇİKALI ANNELERİN İSYANI: Türkiye çocuklarımızın ölümüne alet oluyor!

BELÇİKALI ANNELERİN İSYANI: Türkiye çocuklarımızın ölümüne alet oluyor!

Belçikalı anneler çocuklarının “insani yardım faaliyeti” adı altında Türkiye’ye götürüldükten sonra beyinleri yıkanarak Suriye’de cihat savaşçısı yapıldığını, Türk devletinin kendilerine yardım etmediğini anlatıyor. Yalnızca Belçika’da değil, birçok Avrupa ülkesinde anneler aynı durumda

ONUR EREM 24.02.2014

Çocuğunuzun bir gün okuldan çıkışta eve dönmediğini hayal edin. Endişelenirsiniz değil mi? Peki çocuğunuzun nereye kaçtığını araştırdığınızda Suriye’ye cihada gittiğini öğrenirseniz? İşte Belçika’da yüzlerce, Batı Avrupa’da ise binlerce aile bu kabusu yaşıyor.

Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir yardım derneğinin ofisindeyiz. Yanımda çocukları kandırılarak Suriye’ye cihada götürülen anneler ve bu konuda araştırma yapan sivil toplum gönüllüleri var. Anneler çocuklarının güvenliği için isimlerinin ve fotoğraflarının kullanılmamasını rica ediyorlar. “Türkiye’deki gazeteleri yakından takip ettikerini biliyoruz. En büyük korkumuz açıklamalarımız yüzünden başlarına bir şey gelmesi” diyorlar. Fotoğrafta gördükleriniz, bu konuda çalışan STK üyelerinden bazıları.

Her annenin farklı bir hikayesi var. Birinin oğlu internette tanıştığı kişiler tarafından ikna edilmiş, biri “hayırsever bir işadamı” tarafından. Biri liseye giden küçük oğlu okuldan dönmeyince fark etmiş durumu, bir diğeri başka bir kentte çalışan çocuğu telefonlarına cevap vermeyince. Hepsinin ortak noktası: Çaresizlik. Çocuklarıyla iletişim kuramıyor, nerede olduklarını, hatta yaşayıp yaşamadıklarını bile bilmiyorlar. Üstelik bu annelerin çoğu Belçika kökenli aileler, yani Belçika’ya göçmen olarak gelen Müslüman aileler değiller. Resmi rakamlara göre cihada gidenlerin sayısı 200’ü aşmış. “Gerçek rakamlar çok daha fazla, bazı aileler korktukları için açıklayamıyorlar” diyor anneler.

PASİFİSTTİ, CİHATÇI OLDU

Çocuklarının nasıl olup da gittiğini daha iyi anlamak için sorular soruyorum, anlatıyorlar. 55 yaşındaki Jane (gerçek kimliklerini gizlemek için takma isimler kullanacağım) çocuğunu bir pasifist olarak yetiştirmiş. “Okullardaki Katolik din derslerine bile sokmadım, onun yerine ateistlerin aldığı etik dersi almıştı” diyor. Savaş ve şiddet karşıtı bu ailenin 24 yaşındaki çocuğu Ruben’in hayatı 2012’de hayatına giren bir adam ile değişmiş: Jean Louis Dennis (gerçek adı). Belçikalı bir Müslüman olan bu iş adamı. Müslüman azınlığın gittiği restoranlar işletiyor ve ticaret yapan bir kişi. “Dennis, Belçika’daki yoksul Müslümanlara yemek yardımı yapan bir örgüt kurmuş. Oğlum buraya katıldığında çok sevindim, ne güzel, gönüllü yardım işlerinde bulunuyor diye gurur duydum oğlumla” diyor Jane. Ancak Dennis ile Ruben’in ilişkisi Jane’in bildiğinin çok ötesine geçmiş hızlıca: “Meğer oğlumu El Kaide’ye yakın Vahabi/Selefilerin camilerine, vaazlara götürmeye başlamışlar. Bir süre sonra evlerde hocalarla, mollalarla sohbetlere katılır olmuş”. Ruben bu yardım kuruluşuyla ilişkilendikten birkaç ay sonra, Kasım 2012’de Jane oğlundan haber alamamaya başlamış. “En yakın arkadaşına ulaştım, bana oğlumun Suriyeli mültecilere yardım etmek için Türkiye-Suriye sınırına gittiğini söyledi. Bir hafta sonra oğlumdan telefon aldım, merak etmememi, Türkiye’de olduğunu, insani yardım yaptığını, fazla konuşamayacağını söyleyerek telefonu kapattı. Ne yapacağımı bilemedim. Birkaç gün sonra arkadaş çevresine gönderdiği haberlerde cihada katıldığını açıklamış” diye anlatıyor Jane oğlunun gidişini. Annelerin suçladığı Jean Louis Dennis şu anda dolandırıcılık suçundan hapiste.

CİHAT SALGINI ÖNELENEMİYOR

Bugün bütün Belçika kamuoyu bu çocukların Suriye’ye cihada gidişini konuşuyor. Hangi gazeteyi alırsanız alın her gün bu meseleyle ilgili haberler görmeniz mümkün. Radikal soldan ırkçı sağa, sosyal demokratlardan Hristiyan demokratlara kadar tüm siyasi yelpaze birleşmiş, gençlerin cihada gitmesine karşı neler yapabileceklerini arıyorlar. Öyle ki, Belediye Başkanları Birliği bile toplanarak “kentlerimizdeki gençleri topluma daha iyi nasıl katabiliriz, gitmelerini nasıl engelleyebiliriz” diye kafa yoruyorlar. Ancak sorun yalnızca yoksulluk, toplumdan dışlanmışlık değil: En iyi okulları derecelerle bitiren Belçika kökenli gençler de cihada gidiyor.

Kasım 2012’de Jane’in oğlu Ruben cihada giden ilk gençlerden biriydi. Kamuoyu yakın zamanda böyle bir sorunla karşılaşacaklarından habersizdi. Jane ise ne yapacağını bilemiyordu. “Polise başvurayım dedim en sonunda. Aralık 2012’de başvurdum. Polisler basına konuşmamamı söyledi. Bir ay sonra istihbarat servisinin görevlileri ellerinde bir video ile geldi. Oğlum Suriye’de bir dağda, bir çadırın içinde, sakalları beline kadar gelen bir vaizin yanında oturuyordu. Adam Arapça konuşarak elini oğlumun omzuna koyup bir şeyler söyledi. ‘Ne kadar iyi bir Müslüman öğrenci olduğundan bahsediyor’ diye tercüme etti istihbaratçılar”.

‘OKUL ÇIKIŞI CİHADA GİTTİ’

Jane’den birkaç hafta sonra da bir baba aynı şikayetle polise başvurmuş: Oğlum cihada gitti!

Her geçen gün cihada gidenlerin sayısı artmaya başlamış: Dylan internet sohbet odalarında internet vaazları izletilerek beyni yıkanmış. Lucas bir grup “insani yardım faaliyeti” yapan insanlar tarafından hızla radikal İslamcı yapılmış, Belçika’nın İslam karşıtı aşırı sağcı partilerinden birinin ilçe yönetici olsan Thomas’ın oğlu Nicolas Suudi Arabistanlıların camilerindeki imamlarla tanıştıktan birkaç ay sonra ailesine bir not bırakarak cihada gitmiş. Maxime’in annesi Laura da “Oğlum liseye gidiyordu. Bir gün okul çıkışı eve gelmedi. Polise kayıp ihbarı vedik, çevresindeki herkesi sorguladılar, bir hafta sonra bizi çağırıp oğlumuzun cihada gittiğini söylediler! Okul çıkışı eve bile gelmedi! O akşam birlikte arkadaşının tiyatro gösterisine gidecektik, biletleri hâlâ odasında onu bekliyor” diye anlatıyor yaşadıklarını. İkimiz de gözyaşlarımızı zor tutuyoruz. Geçen yıl Türkiye’de çocukları hükümet tarafından öldürülen aileler, onların yaşadıkları geliyor aklıma. Bir ailenin gencecik çocuğunu bir daha göremeyecek olmasının nasıl bir yıkım olduğu sayısız örnekle aklımıza kazınmıştı. Türkiye bu gençlerin ölümüne nasıl ağlıyorsa, işte Belçika toplumu da yüzlerce gencin cihada, ölüme gitmesine öyle ağlıyor. Bazı gençlerin ölüm haberi çoktan gelmiş, onların aileleri toplantıda yok.

Şikayetlerin sıklığı ve sayısı hızla artmaya başlayınca “cihat salgınını”nı saklamak imkansızlaşmış. Önce aileler birbirlerinden haberdar olup örgütlenmeye, sonra basına konuşmaya, en son da sokak eylemleri yapmaya başlamış. “Hükümetten bu gençleri havaalanlarında durdurmalarını istedik. ‘Sizin bile olan bitenden haberiniz yokmuş, sınırdaki polis memuru nasıl bilebilir oradan geçen gencin cihada gideceğini, gençlerin seyahat hakkını kısıtlayamayız’ cevabı aldık” diyor anneler. Şu anda bütün ülke bu gençlerin cihada katılmasını nasıl engelleyebileceklerini tartışıyor, henüz mantıklı bir çözüm üretilebilmiş değil. Üstelik cihada giden gençler yalnızca Belçika’da değil, Fransa ve İngiltere başta olmaz üzere Batı Avrupa’nın genelinde toplumsal bir sorun haline geldi ve henüz hiçbir ülke etkili bir çözüm bulamadı.

‘TÜRKİYE BİZİ GERİ ÇEVİRDİ’

Gençlerin neredeyse tamamı Suriye’ye Türkiye üzerinden geçmiş. Bu nedenle Türk hükümetinden yardım isteyebileceklerini düşünmüşler. Ancak bütün girişimleri sonuçsuz kalmış. En sonunda annelerden bazıları Türkiye’ye bizzat gelip sınır bölgesine giderek çocuklarının peşine düşmeye karar vermişler. Fakat Türkiye onları sınırdan geri çevirmiş. Evet, İstanbul Atatürk Havaalanı’ndaki gümrük kontrolünden geçememiş, ülkeye bile girememişler. “Hiçbir gerekçe göstermediler. Yalnızca ülkeye giremeyeceğimizi söylediler” diyorlar.

Bu denemenin ardından Belçika istihbaratı Jane’e ulaşmış. “Eğer Türkiye’ye girmeye çalışırsanız haber verin, sivil kıyafetlerle sizinle birlikte geleceğiz” demişler. Ama henüz böyle bir şeye girişecek cesareti toplayamamış. Zaten Türkiye’ye gelse bile oğlunun peşine nasıl düşeceğini bilmiyor. “Belki çocuklarımızı sınıra getirirler. En azından biz anneler Türkiye tarafından dururuz, çocuklarımız da Suriye tarafında durur, tellerin ardından onları görüp hiç olmazsa yaşadıklarını anlarız” diyor Jane.

Türk yetkililerin neden annelere engel çıkardığını merak ediyor, annelere ne düşündüklerini soruyorum. “Belçika’da Türkiye’den kaçmış aşırı sol mahkumlar var. Türkiye onların iadesini istiyor, Belçika iade etmiyor. Belçikalı yetkililerden aldığımız bilgilere göre Türk hükümeti bu yüzden bize yardım etmek istemiyor olabilir” diyorlar. Akıllarına başka tek bir mantıklı açıklama gelmiyor. AKP’nin Suriye politikasını ve cihatçılara karşı tutumunu soruyorlar. AKP’nin geçmişi ve Mücahit Erdoğan sloganından, Türkiye’de tedavi gören Suriyeli cihatçılara, durdurulan MİT TIR’larından, geçen yıl gümrüğe “spor amaçlı silah ihracatı” olarak kaydedilen resmi silah ihracatına kadar bildiklerimi anlatıyorum. Esad’ı devirmek için her yolu mübah gören AKP hükümetinin cihatçıların imajına zarar vermemek için kendilerine yardım etmek istemiyor olabileceği sonucunu çıkarıyor anneler.

FOTOALTI:

Suriye’ye cihada giden en az 200 Belçika, 500 Britanya, 250 Fransa yurttaşı olduğu tahmin ediliyor. Ülkeler yurttaşlarına ‘geri dönün’ çağrısı yapsa da, döndükten sonra ülkelerinde güvenlik tehdidi oluşturacağından endişeleniyorlar.

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Haber içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s