Tarlabaşı: Bulvarın iki tarafı

“Bu projeyi gerçekleştirenler dönüşümün ne kadar haklı, ne kadar faydalı bir şey olduğunu beynimiz yıkanıncaya kadar tekrar tekrar haykırmak zorunda hissediyorlar. Acaba neden?”

ONUR EREM

Zengin bir emlak yatırımcısıyım. Elimdeki gayrimenkul portföyünü genişletmek için kısa sürede değerini arttırabilecek, kira getirisi iyi, şehir merkezinde bir yer bakıyorum. Taksim Meydanı’na 5 dakika yürüme mesafesindeki Tarlabaşı kentsel dönüşüm projesi ilgimi Tarlabasi-360-Ofisçekiyor. Kentin tam da merkezinde yer alan yıllardır önünden geçerken kafamı çevirip bakmaktan bile kaçındığım bu varoşu modern, güzel, rahatça gezebileceğimiz bir hale getirecekler. Buradan alacağım bir evi, geceleri Taksim’in nezih mekanlarında takıldıktan sonra akşam eve yürüyerek gitmek isteyen elit insanlara kiraya verebilirim. Belli de olmaz, belki de kiraya vermeyip kendim taşınırım buraya.

Kafamda bu düşüncelerle Çalık Holding’e ait GAP İnşaat’ın Tarlabaşı Bulvarı üzerinde yer alan satış ofisine giriyorum. İçerideki görevlilere yatırım amaçlı bir konut aradığımı söylediğimde önce iletişim bilgilerimi yazmamı istedikleri bir form veriyorlar. Formu doldurduktan sonra bir üst kata yolluyorlar beni. Asansöre bindiğimde elimdeki forma bir daha bakıyorum. Formun altındaki bir not dikkatimi çekiyor: Kişisel bilgileriniz gizlidir, kimseyle paylaşmayız.

GÜZEL EVLER, GÜZEL KADINLAR

a5714204-dbfb-4bf2-9375-25cf6c5ba517Üst kata çıktığımda genç ve güzel iki kadın karşılıyor beni. Araba fuarlarında arabanın üstüne uzanan güzel kadınlar gibi, konut satarken de güzel kadınların kullanılması etkili bir yöntem. “Merhaba ben Onur. Yatırım amaçlı konut almayı düşünüyordum” diyorum. Önce elimdeki formu alıyorlar, sonra da şu an lansman aşamasında oldukları için sadece ofis satışı yapıldığını, konut satışının Ocak ayında başlayacağını söylüyorlar: “Ofislerin de bir kısmını şimdiden sattık”. Pişmanlık duyarak ‘keşke biraz erken davransaydım, acaba ne fırsatlar kaçırdım’ diye düşünüyorum.

– Elinizde kalan ofislerin fiyatı nedir?

– Ofislerimiz 100 metrekareden başlıyor. Metrekaresi 7 bin dolar + KDV. Yani şu an elimizdeki en uygun ofis 700 bin dolar + KDV.

İçimden “Oha, neredeyse 2 milyon lira yapıyor vergileriyle” diyorum. Ama zengin bir emlak yatırımcısı olduğumu hatırlayarak “Aslında gelirken kafamda konut alma planı vardı. Konutların fiyatı belli oldu mu?” diyorum karşımdaki görevliye.

– Hayır, Ocak ayında belli olacak.

– O zaman ben en iyisi Ocak ayında tekrardan gelip fiyatları karşılaştırıp ona göre karar vereyim.

– Tabi ki. İletişim bilgileriniz var, konut fiyatları belli olur olmaz haber veririz. Bu arada projemize çok yüksek bir ön talep var. İstiyorsanız size broşürden projenin detaylarını göstereyim. Bakın, ofislerimin mimarisi çok özel ve eşsiz.

– AVM’ler günümüz toplumunun vazgeçilmez ihtiyaçlarından biri. Projenin içinde alışveriş merkezi de var mı?

– AVM yapmak yerine alışveriş caddesi yaptık projemizde. Aynen İstiklal Caddesi gibi. Üzerinde butik restoranlar, koleksiyoncular ve lüks mağazalar yer alacak. Çok özenle hareket ediyoruz, çünkü bu proje tutarsa Tarlabaşı’nın geri kalanı da benzer bir şekilde dönüşecek.

– Projeye baktığımda Tarlabaşı ile arasına bir duvar konulmadığını gördüm. Güvenliği nasıl sağlayacaksınız? Semtin namını biliyorsunuz…

– Evet, pek güvenli bir semt değil. Ama bizim binalarımızın lobi alanlarında güvenlik elemanları olacak. Ayrıca her sokakta çok sayıda sivil ve üniformalı güvenlik görevlileri, 7/24 kayıt yapan kameralar olacak. Proje tamamlandıktan sonra polis birimleri de bölgedeki sayılarını arttıracak.

08

Foto: Ali Öz

İSTİHDAMA BİLE KATKISI VAR

Gerçekten de güzel bir proje, polis sayısının artmasıyla istihdama bile katkıda bulunacak. Bölgenin ortasına bir anda gökten inen zenginleri, bölgedeki halktan korumak çok önemli.

27

Foto: Ali Öz

Ocak ayında tekrardan ziyarete geleceğimi söyleyerek binanın çıkışına doğru ilerliyorum. Çıkışa varmadan önce insanların dev bir televizyonda projenin ne kadar da gerekli olduğuna dair açıklamalarını izliyorum. “Tarlabaşı’nda can güvenliğimiz kalmadı” diyor yaşlı bir teyze: Dönüşüm şart. “Tarlabaşı’nda yeşil alana hasret kaldık” diyor bir şair: Dönüşüm şart. Televizyonun yanında duran projenin dev maketine bakıyorum, tek bir yeşil alan göremiyorum. Tam çıkarken televizyona bir daha bakıyorum: “Tarlabaşı’nda dönüşümün başlamasıyla halk daha iyi konutlara yerleştirildi, herkese kira yardımı yapıldı. Projeden en çok faydalananlar Tarlabaşı halkı” diyor başka bir konuşan kafa. Bu projeyi gerçekleştirenler dönüşümün ne kadar haklı, ne kadar faydalı bir şey olduğunu beynimiz yıkanıncaya kadar tekrar tekrar haykırmak zorunda hissediyorlar. Acaba neden?

 ***

Zengin bir emlak yatırımcısı falan değilim, BirGün muhabiriyim. BirGün Pazar Eki’nin Tarlabaşı dosyası için çalışıyorum. Yarım saat boyunca oynadığım emlak yatırımcısı rolünden kurtulmanın rahatlığıyla satış ofisinin yanındaki dönerci/börekçi/çaycı/pastane karışımı yerde çay içiyorum. Tarlabaşı’ndaki insanları “kentin ortasında, kurtulmamız gereken bir kanser” gibi görmek ve onların hayatları üzerinden rant kazanacak olmanın düşüncesine yarım saatten daha fazla katlanamazdım zaten.

KANSER TARLABAŞI MI, SOYLULAŞTIRMA MI?

Tarlabaşı’nın İstanbul’un ortasındaki bir kanser olmadığını, aksine GAP İnşaat projesinin Tarlabaşı’nın ortasındaki bir kanser olduğunu düşünüyorum. Kentin merkezinde yoksulların barınabildiği ender alanlardan bir olan Tarlabaşı’nın ortasına polis desteğiyle inecek olan bu alan bölgedeki kiraları arttırarak halkın orada barınamamasına yol açacak ve bu elit bölge bir kanser gibi Tarlabaşı’na yayılacak. Gözümün önüne büyüyen kanserli hücreler geliyor.

20121206_121320

Çayımın bitmesiyle bu düşünceleri bir kenara bırakıp caddenin karşı tarafına, Tarlabaşı’na geçiyorum. Binaların etrafı metal yığınlarla çevrilmiş, yürüyecek bir kaldırım bile yok. Yüz metreden fazla süren bu duvarlar, GAP İnşaat’ın projesinin bittiği noktada son buluyor. Bu noktadan sonra yaşam belirtileri tekrardan başlasa da nabız zayıf. Sokaktaki insan sayısı az, evlerin bir kısmı terk edilmiş, dükkanlar kepenk kapatmış. “Geleceğin İstiklal Caddesi” olarak planlanan yer erişilmez bir harabe halinde; eski canlı günlerini özlüyor.

ISSIZLIĞIN ORTASINDA BİR MANAV

20121206_122153Tarlabaşı’nın inşaattan doğrudan etkilenen ve hayata tutunmaya çalışan bu bölgesinde biraz daha yürüdükten sonra sonunda açık bir manav buluyorum: Dostlar Gıda.

Dostlar Gıda’nı sahibi Hayrettin Aktaş “Buraları eskiden görecektin, günün her saati cıvıl cıvıldı. Şimdi sokakta kimse kalmadı” diyor. Mahallenin ıssızlaşması işlerini de etkilemiş. Dükkanının dışındaki meyve-sebze raflarının yarısından fazlası boş. Satışlar beşte birine düşmüş.

İnşaat şirketinin ‘halkı daha iyi konutlara yerleştirdik, kira yardımı yapıyoruz’ iddiasını sorduğumda “Ne yerleştirmesi? İnsanları zorla çıkardılar buradan. 50 bin lira istimlak parası ödediler. Çok az sayıda insana göstermelik kira yardımları verdiler. Projeye başlarken ne bize danıştılar, ne de yardımcı oldular” diyor.

20121206_122433

Mahallenin ıssızlaşması Hüseyin Aktaş’ın işlerini de etkilemiş. Dükkanının dışındaki meyve-sebze raflarının yarısından fazlası boş. Satışlar beşte birine düşmüş.

Mahallede yenileme projesi başlamadan önce 50-100 bin lira arası olan ev fiyatlarının şimdi 300 bine dayandığını anlatıyor Hayrettin Abi. İnşaat firmasının 100 metrekarelik dükkanı neredeyse 2 milyon liraya sattığını söylediğimde “Eee, inşaatı yapan Çalık grubu hükümetin adamı. Kendi adamlarını böyle zengin ediyorlar. Bir şeyi kafaya koyduklarında kimse onları engelleyemiyor. Biz de dava açtık ama kaybettik, şimdi Yargıtay’da. Orası olmazsa AİHM’e gideceğiz, başka bir umudumuz kalmadı” diye cevap veriyor.

HAYATTAN BİR ŞEY ANLAYAMADIM…

04

Foto: Ali Öz

Hayrettin Aktaş aslen Siirt Eruh’lu. “1995 yılında devlet köyümüzü yaktı, o günden itibaren sürgün başladı. Önce Siirt’e gittik,orada da barındırmadılar bizi. Sonra da Tarlabaşı’na geldik işte. Burada kendi dilimizi konuştuğumuzda polisin ateş ettiği, karakolda işkence ettiği günler yaşadık. En sonunda buradan da sürdüler bizi. Benim evim de eskiden buradaydı. Kağıthane’den gidip geliyorum artık her gün. Yakında dükkanı da kapatmamı söylerler, tamamen sürerler. Aslında bu proje bittikten sonra devletin sürmesine bile gerek yok. Kira fiyatları o kadar çok artıyor ki, buranın halkı burada barınamayacak” diyor ve ekliyor: “Biliyor musun, şu hayattan hiçbir şey anlayamadım. Hayatımı yaşayamadan bütün ömrüm sürgünlerle geçti”.

41441-01-dsc_0089

‘KİŞİSEL BİLGİLERİNİZ GİZLİDİR’

Hayrettin Abi ile vedalaşıp eve doğru yürüyorum. O sırada cep telefonuma ilk defa karşılaştığım bir mesaj geliyor: “TOKİ satışlarından anında haberdar olmak için il plaka numaranızı 3737’ye yollayın. Bu hizmet 0.40TL/mesaj olarak ücretlendirilmektedir”. GAP İnşaat’ta birkaç saat önce doldurduğum formun altındaki notu hatırlıyorum: Kişisel bilgileriniz gizlidir, kimseyle paylaşmayız.

28

Foto: Ali Öz

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Yazı içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s