Taksim’de insan avı

Erdoğan’ın emirlerinden çıkmayan polis, önceki akşam Taksim’in son bir ayda gördüğü en korkunç saldırıyı gerçekleştirdi. Polis gece geç saatlere kadar sokakta insan avına çıktı, tek başına yürüyen insanları bile hedef alarak ‘ileri faşizmin’ resmini çizdi

ONUR EREM 09.07.2013 @onurerem

Taksim, 31 Mayıs’tan beri en vahşi polis müdahalesine maruz kaldı önceki gece. Polis gece geç saatlere kadar İstiklal Caddesi’nde yürüyen her insana canlı hedef muamelesi yaptı, ara sokakları poligonu haline getirdi ve hatta Taksim Dayanışması’nın çıkışında Makina Mühendisleri Odası’na saldırdı. İsterseniz her şeyin nasıl başladığını anlatayım size.

BASIN DÜŞMANLIĞI DEVAM EDİYOR

Saat 6 gibi Taksim Meydanı’ndaydım. Polis Gezi Parkı merdivenlerinden The Marmara’ya kadar bir set çekmiş, trafiği kapatmış, halkı AKM ve Gezi Parkı tarafına yaklaştırmıyordu. O sırada Talimhane’deki tüm ara sokaklara polisin barikat kurduğunu, insanları meydana çıkarmadığını fark ettim ve o yöne doğru ilerledim. Polise Talimhane’de işinden çıkan bir insanın Cihangir’deki evine nasıl gideceğini sorduğumda polis “Aşşaadan” dedi. “Hangi aşağıdan, bütün çıkışlar kapatılmış” dediğimde polis beni kovmaya çalıştı. “Neden böyle davranıyorsunuz, ben ne yaptım size” diye sorduğumda ise kamerama el koymaya çalıştılar ve ben de oradan uzaklaştım. Başka bir polis barikatına yöneldim ve onlar da “Talimhane’ye giriş var, çıkış yok” dediler.

MEYDAN MEDYAYA KAPALI!

Polislerle konuşmaya devam ederken Taksim Meydanı’nda polisin kitleyi İstiklal Caddesi’ne doğru kovaladığını, TOMA’nın harekete geçtiğini gördüm ve oraya doğru yöneldim. Polis barikatı büyük bir çember halinde genişleyerek Talimhane’ye doğru geliyordu. Basın kartımı göstererek aralarından geçmeye çalıştığımda izin vermediler. Amirlerini bulup sarı basın kartımı gösterdiğimde tam beni geçirecekti ki başka polisler geldi “Amirim emir geldi, meydan basına kapalı” dedi. Amir de altındakilerden duyduğu bu emre itaat ederek beni almadı.

İstiklal Caddesi’ne Tarlabaşı üzerinden geçtiğimde TOMA çoktan caddeye girmişti. İşinden çıkıp eve giderken TOMA’yla sırılsıklam olan çok sayıda insan polise tüm nefesleriyle bağırarak isyan ediyordu. İşten çıkan insanlardan tiplerini beğendiklerinin meydana geçmesine izin verseler de bazılarını geçirmiyorlardı.

RAMBO’YA ÖZENEN POLİS

Tartışmaları görüntülerken bir anda polisler gaz maskelerini taktı ve ikinci bir TOMA ile İstiklal üzerindeki insanları kovalamaya başladı. Daha önceki polis saldırılarının aksine bu sefer bir polis amiri TOMA’yı yavaşlattı, önüne geçti ve şarjörü bitene kadar plastik mermi sıkarak tek başına İstiklal’deki koca bir kitleyi kovalamaya başladı. Gecenin faşizmin doruklarında geçeceğini o noktada anladım.

Polisle birlikte Galatasaray-Taksim arasında gidip geldim yaklaşık bir saat boyunca. Bütün ara sokaklar plastik mermi yağmuruna tutuluyordu. Halk ise hangi ara sokak sakinse oradan tekrar İstiklal Caddesi’ni doldurmaya devam ediyordu. Sokakta yürüyen tek bir insanın başlattığı sloganlar veya alkışlar polisin ani saldırısıyla sonuçlanırken güvenli bir nokta bulmak epey zordu. Cephesi olmayan bir çatışmanın içindeydim ve hiç beklemediğim anlarda yanımdan geçip duvara çarpan plastik mermilerle irkiliyordum.

POLİSLER YAVAŞTAN ÇILDIRIRKEN

Saat 8 civarında polisin Galatarasay Lisesi çevresindeki saldırısını izlerken Balık Pazarı’nın oradaki bağırmalar dikkatimi çekti ve oraya yöneldim. Elinde kimyasal gaz silahı olan bir polis Balık Pazarı’nın girişine dikilmiş silahını pazardakilere doğrultuyordu. O sırada bir esnaf “yeter artık, çalışamıyoruz gazdan” diye isyan edecek oldu, hemen o polis tarafından tartaklandı. Çevredekiler tepki gösterdi, bir kişi polisin yanına gelerek pantolonunu indirdi ve bacağına isabet eden biber gazı kapsülünün birkaç günlük olmasına rağmen belirgin izini gösterdi. Çılgın polis bağırmaya devam ederken silahını sürekli çevresinde toplanan insanların kafasına doğrultup duruyordu. Etraftaki herkes polisi yuhalamaya başlayınca panik halinde geri geri yürüyerek Galatasaray Meydanı’ndan İngiliz Konsolosluğu’nu gazlayan ekipten yardım çağırdı. Yaklaşık 50 insan yuhalayarak kaçan polisin üzerine doğru (saldırgan olmayan bir şekilde) yürüyordu. O sırada plastik mermi silahıyla yardımına gelen ekipler yarısı basın emekçisi olan kitleyi plastik mermiyle taramaya başladı. Şans eseri caddenin ortasında değil de bir binanın kenarında olmam saldırıdan yara almadan kurtulmamı sağladı. Polis yaklaşık 30 saniye boyunca tek yaptıkları yuhalamak olan insanlara plastik mermi yağdırdı.

HALK İLK DEFA POLİS ÇAĞIRDI

Bu saldırının ardından çılgın polisi çeken basın ordusuyla birlikte Taksim Meydanı yönüne yürümeye başladık. Polis bir süre sonra çılgın polis basını da tehdit etmeye başladı, “Semin .mına korum” diyerek bir basın emekçisinin üzerine yürüdü, polisi yanındakiler sakinleştirdi.

POLİSLER BİRBİRİNE SALDIRDI

Mis Sokak’ın oraya geldiğimde İmam Adnan Sokak’tan koşarak çıkan yaklaşık 20 kişi gördüm. “2 dakika dinlenemedik, bu sefer nereye saklanacağım” diye düşünürken bir buçuk aydır ilk defa gördüğüm bir olaya tanık oldum: İnsanlar polis çağırıyordu! “Polis! Polisler yardım edin! Sivil polis delirdi, silahla ateş ediyor”! Bir anda bütün polisler hareketlendi, önce panik halinde koşanların üzerine saldırdılar. Ama çapraz ateş sonucu bir bölük polis diğerine biber gazı attı, onların attığı ses bombası da diğer polislerin arasında patladı.

DİREN AKIL SAĞLIĞI

10 saniye içinde etrafa ateş eden silahlı bir sivil polis ve birbirine saldıran polisler manzarası ile artık işin b.kunun çıktığını düşündüm ve Mis Sokak’ta bir binaya sığındım. Direniş başladığından beri ilk defa bu kadar korkmuştum. Polis saldırısı nedeniyle yarım saat boyunca kaldığım binadan çıktığımda silahla ateş eden kişinin esnaf olduğuna dair söylentiler dolaşıyordu.

Biraz dinlenmek için TMMOB Makina Mühendisleri Odası’na girdim. Bir saate yakın dinlendikten sonra 22:00’deki basın açıklamasından yarım saat önce İstiklal’e son bir defa bakmak için çıkmak istedim. Küçük Parmakkapı Sokak’tan İstiklal’e doğru yürürken caddede koşuşturmalar gördüm. O sırada bir akrep sokağın girişinde durdu. Sokakta slogan atan, pankart açan herhangi bir insan olmadığı için saldırmayacaklarını düşünüyordum. Tıpkı köpekler gibi, polisin de koşana saldırdığını bildiğimden sakin bir şekilde yürümeye devam ederken boyalı mermi silahının o meşhur sesini duydum: Pıt, pıtpıtpıtpıt!

Caddeye yakın olduğumdan sokağın girişindeki gazete bayisinin arkasına doğru koştum ve orada siper aldım. Yaklaşık 30 saniye sonra polisler gittiğinde daha fazla macera yaşamadan Makina Mühendisleri’ne dönmeye karar verdim.

BASIN AÇIKLAMASI ÇIKIŞINA SALDIRI

22:00’de başlayan toplantının ardından yaklaşık 100 katılımcıyla birlikte dışarı çıktık. İstiklal’e doğru yeltenirken bir anda insanlar bize doğru koşmaya başladı. Büyük bir izdihamla binaya geri sığındık. Polis belli ki toplantı çıkışına saldırı emri almıştı. Bianet muhabiri Elif Akgül’ün çektiği video, polisin nasıl bir nefretle saldırdığını o kadar güzel gösteriyor ki, bu saldırı üzerine çok söz söylemeye gerek kalmıyor (youtu.be/FGsKMafI60E).

İSTİKLAL’E ÇIKMAK YASAK

15 dakika sonra İstikal Caddesi’ne varmak için 3. denememi yapmaya karar verdim. Yine Küçük Parmakkapı’dan İstiklal’e çıktım ve caddede 2 akrep gördüm. Sokaktakiler “geri gel, kaç!” diye bağırmaya başladıysa da İstiklal’de herhangi bir eylem, ya da slogan atan grup olmadığı için polisin bir şey yapmayacağından emin bir şekilde yürümeye başlamıştım ki 2 saniye geçmeden akreplerden çıkan patlama sesleriyle irkildim. Caddede yürüyen tek tük insanlar canını kurtarmak için kaçışıyordu. Gazın gittiği yönü görsek de plastik mermileri göremiyorduk. “Koşmazsan polis saldırmaz” düşüncemin daha bir saat önce yıkıldığını hatırladığımda 5 metre gerimde kalan Küçük Parmakkapı’ya topukladım ve akrebin sokağın başından ateş ettiğini fark edince Makina Mühendisleri’ne kadar depar attım. Cumartesi günü polis tarafından coplanırken bile böyle bir korku yaşamamıştım. İstiklal’de tek başına yürümek bile akreplere hedef olmak için geçerli bir neden haline geldiyse ‘ileri faşizme’ geçiyoruz demektir.

PARK AÇIK, GİTMEK YASAK

Bir daha dışarı çıkacak cesareti bulmam yarım saatten fazla aldı. Polis Sıraselviler ve İstiklal’in ileriki noktalarındaki barikatlara ilerlediğinden sakin bir şekilde evime varabildim. Vardığımda Gezi Parkı’nın açılmış olduğunu öğrendiysem de tekrardan dışarı çıkacak takatim kalmamıştı. Dahası Naber Medya’nın revoltistanbul adresinden yaptığı, gerilim filmlerini aratmayan canlı yayınlarda İstiklal’deki insanların Gezi’ye ulaşmak için verdiği mücadeleyi şaşkınlıkla izliyordum. Polis her ara sokaktan gaz sıkarak insanlara kaçacak bir yer bırakmıyordu.

21. YÜZYIL FAŞİZMİ BU KADAR

İnternette polisin bir şarjör boyalı mermi sıktığı genci ve İstanbul Valisi’nin “ikiziniz değil mi” diyerek geçiştirdiği soruları da izledim. O an Hitler’i gösterip “İkiziniz değil mi” diye sormak geldi içimden. Erdoğan-Hitler benzetmesi her zaman abartılı bir benzetme olmaya mahkum. Ancak günümüzde NATO üyesi ve AB adayı bir ülkede ikinci bir Hitler’in olması zaten imkansız. Nasıl ki ‘Gezi Ruhu’ bir aydan uzun süredir sistemi sarsıyorsa, benzer bir şekilde ‘Hitler ruhu’ da Türkiye’nin üzerinde bir hayalet gibi geziniyor.

Erdoğan’a yazık ki, günümüzde en fazla bu kadar faşist olmasına izin veriliyor. 21. yüzyıl faşizminin ulaşabileceği sınırlarda gezinmenin onu kesmediğini tahmin edebiliyorum. Ah 1930’larda, 40’larda iktidarda olsaydı ne kadar keyif alırdı!

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Haber içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s