Türkiye’nin ŞİÖ’ye yönelmesi otoriterlikten başka bir şey getirmez

Türkiye’nin ŞİÖ’ye yönelmesi otoriterlikten başka bir şey getirmez

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üzerine çalışan Sasha Kouleva ŞİÖ’ye üye olan ülkelerde insan haklarının nasıl yok olduğunu anlattı ve Erdoğan’ın ŞİÖ açıklamalarını değerlendirdi: Bu örgütün Avrupa standartlarıyla alakası yok, Türkiye’nin üyeliği ülkeye daha fazla otoriterlikten başka bir şey getirmez

FOTOALTI: “Orta Asya ve komşu bölgelerdeki otoriter ülkeler ŞİÖ etrafında birleşerek birbirlerini destekliyor, insan haklarına aykırı pratiklerini birbirlerine öğreterek uluslararası anlaşmaları çiğniyor”

ONUR EREM 09.08.2013

Türkiye’de uluslararası siyaseti takip edenler dışında kimselerin bilmediği Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Başbakan Erdoğan’ın geçen yıl ve bu yıl yaptığı açıklamalarla birlikte Türkiye gündemine girmişti. Başbakan özete “Avrupa Birliği müzakereleri hızlandırsın, yoksa ŞİÖ’ye gireriz. Putin’le konuştum, bizi ŞİÖ’ye tam üye yapın AB’den vazgeçelim dedim” diyordu.

Mayıs sonunda İstanbul’da gerçekleşen Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) Kongresi’nde tanışma fırsatı bulduğum Rus vatandaşı Sasha Kouleva, yıllardır ŞİÖ’yü ve yaptıklarını takip eden bir insan hakları aktivisti. Gençliğinden beri insan hakları mücadelesinin içinde ve bugün FIDH’in Doğu Avrupa ve Orta Asya biriminin başında olan Sasha, ‘kapalı otoriter ülkeler kulübü’ olarak nitelendirdiği ŞİÖ’nün dışa kapalılığı nedeniyle, çoğu uluslararası kurumun bile ŞİÖ hakkında yeterince bilgi sahibi olamadığını söylüyor.

Gezi Direnişi boyunca, AB ile müzakere eden bir ülkeyi yönetirken bile ne kadar otoriterleşebileceğini gördüğümüz Erdoğan’ın AB yolundan dönüp ŞİÖ yoluna girmesi ihtimalinin Türkiye’deki insan hakları ve demokrasinin tamamen sonunu getireceğine işaret eden Sasha Kouleva’ya ŞİÖ hakkında merak edilenleri sorduk:

>> ŞİÖ nasıl bir örgüt olarak kuruldu? Bugünkü haline nasıl geldi?

ŞİÖ 10 yıldan uzun süredir aramızda. 1996’da Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın katılımıyla kurulan Şanghay Beşlisi, 2001’de Özbekistan’ın katılımıyla Şanghay İşbirliği Örgütü adını aldı ve büyümeye devam etti. Bugün 6 üyesi, 5 gözlemci üyesi ve 3 diyalog partneri olan bir örgüt haline geldi. Türkiye de bu yıl diyalog partnerlerinden biri oldu.

Bu örgüt güvenlik ve işbirliği düşüncesiyle ortaya çıktı. İlk başta güzel bir düşünce gibi gözükse de kuranların sert politikalar izleyen anti-demokratik, otoriter rejimler olması soru işaretleri yaratmıştı. Güvenlik pratiklerinin paylaşımı, bu pratikler halklar için kötü sonuçlar doğurduğunda karşı çıkılması gereken şeylerdir. Örgütün en başından kendini demokratik devletlerin katılımına kapatıp otoriter rejimlerin işbirliğine dönüşmesi çekinceleri artırmıştı. Bugüne kadar ŞİÖ’nün yayınladığı belgelerin herhangi birinde ‘insan hakları’ terimine rastlamak mümkün değil.

Bu ülkelerde ifade özgürlüğü oldukça sınırlı. Rejimlere itiraz edenler farklı şekillerde engelleniyor, cezalandırılıyor. ŞİÖ’nün kullandığı isyankar, terörizm, radikalizm gibi terimler oldukça tehlikelidir – çünkü bu terimler iktidarlar tarafından muhalefeti tanımlamak için kullanılır, ‘güvenlik’ de buna kılıf olarak kullanılır.

‘ŞEFFAFLIKTAN TAMAMEN UZAK’

ŞİÖ’nün şeffaflıktan tamamen uzak. Toplantı notları yayınlanmıyor, açıklanan belgelerde muğlak ifadeler yer alıyor. Toplantılarda hangi konular üzerinde anlaşıldığı bile açıklanmıyor. Dil olarak da dışa kapalılar, internet sitelerindeki neredeyse bütün belgeler Rusça veya Çince. Kesinlikle hesap verebilirlikten ve şeffaflıktan uzak bir örgüt ŞİÖ: Kapalı ülkelerin kapalı örgütü.

ŞİÖ kurulup çalışmaya başladıktan sonra bu çekincelerimizin boşa olmadığını, ŞİÖ’nün çok sayıda insan hakları ihlaline yol açtığını üzülerek gördük. Eğer ŞİÖ Antlaşmasını okursanız, orada yer alan bazı maddelerin, bu ülkelerin imzaladığı uluslararası insan hakları antlaşmalarına aykırı olduğunu görürsünüz.

>> Buna örnek verebilir misiniz?

Mesela ŞİÖ üyesi ülkelerden birinde, başka bir ŞİÖ ülkesi tarafından ‘terörist’, ‘ayrılıkçı’, ‘radikal’ veya ‘isyancı’ olarak adlandırılan biri varsa şüphelenen ülke diğerinin toprağına girip ‘suçlu’ ilan ettiği kişiyi tutuklayarak ülkesine geri götürebilir. Bunun için kendi ülkesinde bir mahkeme kararı çıkartmasına bile gerek yok, isyancı olduğundan şüphelenmesi yeter.

ŞİÖ İLE TÜRKLERİ ÖLDÜRÜYORLAR

Oysa Çin’de idam cezası var ve bütün ŞİÖ ülkelerinin imzaladığı Birleşmiş Milletler kararlarına göre suçlular idam cezası ve işkence olan ülkeye geri iade edilemez. Çin, ŞİÖ sayesinde ülkesinden kaçan Uygur Türklerini Kırgızistan’da tutuklayıp geri getiriyor, idam ediyor. Bireyler yaptıkları sığındıkları ülkelerin yasasına göre suç olmasa bile yurttaşı oldukları ülke tarafından alınıp geri götürülebiliyor. Bu uygulama yüzünden yüzlerce insan idam cezası aldı veya ‘kayboldu’.

ŞİÖ’nün kuruluşundan birkaç yıl sonra, Çin’in teklifiyle imzaladığı başka bir anlaşma da ‘3 şeytan’dan bahsediyor: Terörizm, radikalizm ve ayrılıkçılık. Bu anlaşmadan anladığımız kadarıyla ŞİÖ genel olarak güvenlik üzerine çalışmaktansa bu ‘3 şeytan’ üzerine yoğunlaşıyor. Bu anlaşmanın sorunu da ŞİÖ belgelerinde terörizm, radikalizm ve ayrılıkçılığın tanımlarını yapılmaması. ‘Uygur Bölgesi daha bağımsız olmalı’ diyen biri demokratik bir talep mi dile getiriyor, yoksa ayrılıkçı mı oluyor? Bu tamamen Çin’in insafına kalmış. ŞİÖ ülkelerinin insafının ne olduğunu da bugüne kadar gördük maalesef.

>> ŞİÖ’nün imzaladığı anlaşmalar üye ülkelerde tam anlamıyla uygulanıyor mu?

Evet. Bu bahsettiğim anlaşmanın etkisini açık şekilde gördük. Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak ‘suçlu’ ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar. Bu insanlar sokakta yürürken bir araca bindiriliyor, öldürülüyor veya kaybediliyorlar.

ŞİÖ ülkelerinde bu uygulamalar hızla artıyor. Hepsinin ŞİÖ nedeniyle olduğunu kanıtlamamız mümkün olmuyor, çünkü bu işlerin çoğu gizli yapılıyor. Şu an tam üye olan 6 ülkede de insanların kaybedilmesinde devam eden bir artış var.

>> Anlattığınız çok ciddi hak ihlalleri. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar bu ihlallere karşı sessiz mi kalıyor?

Bu hukuksuzluğa karşı Birleşmiş Milletler’in bir şeyler yapması için uğraşıyoruz. Karşılaştığımız en büyük sorun ise uluslararası örgütlerde çalışan insanların ŞİÖ hakkında neredeyse hiçbir şey bilmemesi! ŞİÖ kapalı bir örgüt olduğu ve İngilizce belge yayınlamadığı için dünya ŞİÖ’yü yeterince tanıyamıyor.

>> ŞİÖ Rusya ve Çin’in domine ettiği bir örgüt mü? Yoksa diğer ülkelerin de onlar kadar söz hakkı var mı?

Resmi belgeler açıklanmadığı için yüzde yüz doğru bir açıklama yapmak zor ama bugüne kadar gördüğümüz ŞİÖ’nün Çin ve Rusya’nın diğer ülkeleri kontrol etmesine yarayan bir örgüt olduğu. Kırgızistan’da 2010 yılında olan bir olayı anlatayım. Haziran ayında ülkenin güneyinde Kırgız ve Özbekler arasında yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan etnik çatışmalar yaşandı. Binlerce yaralı ve tecavüz mağduru vardı. Ülkenin güneyi haftalar boyunca çalkalandı.

O hafta ŞİÖ’nün toplantısı vardı ve hem Kırgızistan hem Özbekistan’ın üye olduğu ŞİÖ’nün toplantısından yaşananlara dair tek bir açıklama çıkmadı. Yani ŞİÖ bir güvenlik örgütü olduğunu iddia ederken böylesine bir güvenlik sorununu görmezden geldi. ŞİÖ’nün ilgilendiği tek güvenlik, ülkelerindeki rejimlerin devamının güvenliği.

>> ŞİÖ’nün hiç mi olumlu yanı yok?

ŞİÖ’nün hiçbir pozitif özelliğini göremedik bugüne kadar. Güvenliğe en çok ihtiyaç olan anlarda, Kırgızistan örneğinde olduğu gibi tek bir adım atmadılar. Sadece kendi rejimlerinin güvenliğini umursuyorlar.

ŞİÖ’nin yol haritası: Genişleme

>> ŞİÖ’nün önünde nasıl bir yol haritası var? Kendini nasıl geliştirecek? Uluslararası örgütlerden nasıl tepkiler alabilir?

ŞİÖ’nün önünde genişleme planları var. Şu an gözlemci üye olan tüm ülkelerin adaylığı mümkün. Bunlar Afganistan, İran, Hindistan, Pakistan ve Moğolistan. Üye ülkeler BM ambargoları nedeniyle İran üyeliğine soğuk bakıyor, ancak diğerlerinin üyeliği yakın zamanda gerçekleşebilir. Ayrıca gözlemci statüsünde olan Belarus da tam üyelik arzusunu açıkladı.

ŞİÖ artık bölgesel bir örgüt olmaktan çıktı, bölgeler üstü bir örgüte dönüştü. İran, Türkiye ve Belarus’un gözlemci ve diyalog partneri statüleri sayesinde Avrupa, Kafkaslar, Akdeniz ve Orta Doğu’ya genişledi.

Uluslararası örgütler ise ŞİÖ’den daha fazla şeffaflık talep ediyor. Toplantılarına en azından gözlemci gönderebilmek istiyorlar. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) anti-terör birimi yetkilileri ile yaptığım görüşmelerde yetkililer bölgede gücünü artıran ŞİÖ’nün anti-demokratik ve şeffaf olmayan uygulamaları nedeniyle güvenlik açısından risk teşkil ettiğini düşündüklerini söylediler.

ŞİÖ, gelecekte diğer uluslararası örgütlerin tepki göstermesiyle birlikte kendini zor bir durumda bulabilir.

Türkiye’nin üyeliğini ŞİÖ kesinlikle ister

>> Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın AB’yi eleştirerek “Bizi daha fazla bekletirlerse ŞİÖ’ye tam üye olur, AB’den vazgeçeriz” demesi, Putin ile görüşmesinde “Bizi ŞİÖ’ye alın AB’yi unutalım” ifadelerini kullanması ile ŞİÖ Türkiye’de de ilgi odağı oldu. Sizce ŞİÖ’nün Türkiye’ye üyeliği taraflara ne katar?

ŞİÖ, Türkiye’nin tam üye olmasından büyük mutluluk duyar. Çünkü Türkiye ŞİÖ’nün kolunun daha geniş bir coğrafyaya ulaşmasını sağlayacaktır. ŞİÖ’ye üye olmak, ‘kapalı ülkeler kulübü’ne üye olmak ve gelecek için bir doğrultu seçmek demektir. ŞİÖ’nün Avrupa idealleriyle, standartlarıyla uzaktan yakından alakası yoktur. Türkiye’nin ŞİÖ’ye üye olmak istemesi, demokrasiden ve Avrupa değerlerinden uzaklaşmak istemesi anlamına gelir. Umalım ki başbakan bu yüzden değil, AB’ye ‘haydi hızlanın artık’ mesajı vermek için böyle bir blöf yapmış olsun. AB stratejik anlamda Türkiye’nin kendilerinden kopup ŞİÖ’ye üye olmasını kesinlikle istemez.

ŞİÖ’nün içinde Türkiye’nin derin ilişkilere sahip olduğu Türki ülkeler de var. Bu da Türkiye ile ŞİÖ arasındaki ilişkiyi daha da ilginç kılıyor.

Türkiye’nin ŞİÖ’ye üye olması halinde demokrasisi bugünkü seviyesinin çok daha altına inecektir.

ŞİÖ ekonomik alışveriş için değil, otoriter pratiklerin alışverişi için var

>> ŞİÖ’nün Avrupa Birliği gibi ekonomik bir yönü de var mı? Ülkeler arasındaki ticaretin kolaylaştırılması hedefleniyor mu?

Bu konuda kimsenin bir bilgisi yok. Ekonomik anlaşmalar da yaptıklarını biliyoruz ancak belgeler açıklanmadığı için ne olduğunu bilemiyoruz. ŞİÖ ülkeleri aynı zamanda bölgelerinde faaliyet gösteren başka uluslararası ekonomik örgütlere de üye oldukları için ŞİÖ’nün ekonomik yanının daha geri planda olduğunu düşünüyoruz.

ŞİÖ’nün ekonomik alışveriş yerine muhaliflere karşı anti-demokratik uygulamaların alışverişinin yapıldığı bir örgüt temel anlamda. Üye olan tüm ülkelerde bu pratiklerin arttığını gördük. Üye ülkeler ŞİÖ emirleriyle kendi anayasalarını ve uluslararası antlaşmaları ihlal ediyorlar.

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Söyleşi içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s