Umutsuzluk Oteli

Migrants on the Hotel Captain Elias in Kos, where hundreds of people have gathered and are living in hard conditions while waiting for a permanent permit02.06.2015 Nicola Zolin

Yunanistan’ın kontrolündeki On İki Ada’ya gelen göçmen sayısı son haftalarda büyük oranda arttı. Çoğunluğu ülkelerinde savaşlardan kaçan Suriyeli, Iraklı ve Afganistanlılar daha iyi bir gelecek için Avrupa’ya ulaşma hayallerini gerçekleştirerek bu adalara vardı.

Göçmenlerin büyük kısmının yolculuğu geçen ay, yaşadıkları kentlerde başladı. Suriye’den gelenler önce Lübnan’a, ardından Türkiye’ye ve son olarak Bodrum ve çevresindeki yerleşim birimlerinden On İki Ada’ya ulaştı.

Leros gibi birkaç adada sığınmacılar yasal belgelerini almakta sıkıntı yaşamasa da İstanköy’de (Kos) durum farklı. İstanköy’ün küçük polis karakolu, sığınmacı sayısıyla başa çıkmada zorluk yaşıyor. Her gün yaklaşık 50 sığınmacının işlemlerinin yapıldığı karakola günde 200 sığınmacı geliyor. Bu nedenle belgelerini alamayan sığınmacıların büyük kısmı, işlemleri yapılana kadar adada beklemeyi tercih ediyor.

Syrian migrants on the Hotel Captain Elias in Kos, where hundreds of people have gathered and are living in hard conditions while waiting for a permanent permit“28 gündür İstanköy’de belgelerimizi almayı bekliyoruz” diyor Afganistan’dan üç çocuğu ve eşiyle birlikte gelen Mahmut, “Bize birkaç gün içinde geçici izin belgelerimizi vereceklerini söylediler ama hâlâ alamadık. Ne yapacağımızı bilmiyoruz”.

Göçmenden tiksinen turistler

Öte yandan ada ekonomisinin merkezi olan turizm sektörü temsilcileri adada sığınmacıların varlığından rahatsızlık duyuyor. Bu konuda uluslararası basında çıkan makaleler ve bu durumun turist sayısını azaltabileceğine dair analizler adadaki yetkilileri de harekete geçirmiş durumda. Örneğin İngiliz Daily Mail gazetesindeki bir makale, Britanyalı turistlerin güneşlenmek, rahatlamak ve macera dolu gece hayatı yaşamak için geldikleri adada sığınmacıları görmekten tiksindiğini, onların gerçekliğiyle karşılaşmaktan iğrendiklerini anlatıyordu.

Adadaki sığınmacılar ise çaresizlik içinde. Yakınlarını, ailelerini ve topraklarını arkada bırakmanın ağırlığını taşıyorlar omuzlarında.

migrantcrisis-greece020

Bu noktadan sonra kıtanın kuzeyine doğru yapacakları yolculukta karşılaşacakları zorluğun daha az olacağını düşünüyorlar. “Buraya kadar geldik ve en büyük zorlukların geride kaldığını düşünüyorum” diyor yakın bir arkadaşıyla Şam’dan yola çıkan Muhammet.

Muhammet ve arkadaşı, eskiden Kaptan Elias Oteli olan terk edilmiş bir binada kalıyor, diğer pek çok göçmenle birlikte. Kırık camlar ve pis bir zemine sahip bu terk edilmiş binada yere serdikleri yorganların üzerinde tıkış tıkış yatmalarına binanın sahipleri şimdilik itiraz etmiyor. Suriye’nin Halep kentinden gelen ve ülkesini geride bırakmanın acısını hâlâ yaşayan 22 yaşındaki Ahmet “Başlangıçta bir otelde kalıyordum” diyor, “Ama param hızla tükenmeye başlayınca buraya geldim”. Ahmet iç savaş başladığında bir süreliğine tutuklanarak hapishanede kalmış ve İngilizce’yi hapishanede öğrenmiş. “İzin belgelerim çıkana kadar bu binada kalmaya devam etmekten başka çarem yok” diyor. Ülkesindeki savaş bitene kadar Almanya’da yaşamak isteyen Ahmet’in kaderini paylaşan pek çok göçmenle dolu kaldıkları bina. Daha iyi bir gelecek için şu an içinde bulundukları kötü koşullara katlanıyorlar.

migrantcrisis-greece009Çocuklar hastalanıyor

Umutsuzluk Oteli’ne dönüşen bu binada kalan ailelerin en büyük sıkıntısı kırık camlardan giren soğuk rüzgar ve elektik, su gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamamak. Parası olanlar çevredeki bakkallardan yiyecek alabiliyor fakat göçmenlerin çoğu gününü tek bir öğünle geçirmeye çalışıyor. Kullanabilecekleri bir mutfak veya gazın da olmadığı göçmenler çoğunlukla ekmek yiyerek, bazen de yaktıkları ateşte patates kızartarak karınlarını doyurmaya çalışıyor. Ailelerin en büyük korkusu ise hijyen koşullarının her geçen gün daha da kötüleştiği bu binada çocuklarının hastalanması.

İstanköy’ün turistik merkezindeki bir köprünün altındaki çimenlikte yaşamaya başlayan Suriyeli bir aile “Kaptan Elias Oteli’nde kızımızı hastalıklardan koruyamadığımız için buraya geldik. İçeride çok fazla insan var ve ortam yaşanmaz hale gelmişti” diyor. Fakat polisler sokaklardaki tüm sığınmacıları Kaptan Elias’a veya kurulmakta olan göçmen kamplarına götürmek için devriye geziyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar, yerel gönüllüler ve STK’ler Kaptan Elias’ın önüne kurdukları çadırlarda sığınmacıların sağlık durumlarını izlemek ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için emek harcıyor. İstanköy’deki yetkililerin umursamaz tavırları nedeniyle sığınmacıların tek desteği, kendilerine yardım eden bu gönüllüler.

ÇEVİRİ: Onur Erem

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Çeviri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s