AKP’yi takdir etmiyoruz, siyasi görüşlerimiz zıttır

Türkiye’de yandaş basının “AKP’yi örnek alıyor, takdir ediyor” diye bahsettiği SYRIZA’nın Türk kökenli vekili Karayusuf, iddiaları reddederken Türkiye’de ÖDP ile işbirliğinde olacaklarını söyledi

28.01.2015 ONUR EREM @onurerem

karayusuf

Türkiye’deki solun yükseldiği günler dileğiyle, Türkiye halkına kardeşlik, dostluk ve sevgilerimi gönderiyorum.

Ayhan Karayusuf, Yunanistan’da SYRIZA’dan meclise giren üç Türk kökenli vekilden biri. İskeçe’den girdiği seçimi kazanan Ayhan Karayusuf 1963’de Gümülcine’nin güneyindeki Yahyabeyli köyünde doğdu. Ailesi çiftçilik yapan Karayusuf İstanbul Üniversitesi’nde Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldu. 2012’deki seçimde SYRIZA’dan vekil olan Karayusuf 2015 seçiminde Rodop ilindeki sandıklarda bu başarısını tekrarladı, Mustafa Mustafa ile birlikte üç sandalyeden ikisini SYRIZA adına aldı. Ayhan Karayusuf ile açıklanan kabineyi, koalisyon ortakları ANEL’i, Türkiye’de AKP hükümetiyle geliştirecekleri ilişkiyi konuştuk.

>> Yunanistan’da bakanlıkların dağılımı bugün açıkladı. Açıklanan kabineyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıklanan kabine bir toplumsal kurtuluş kabinesidir diyebilirim. Yapacak çok işimiz olduğu için hükümetin bir an önce kurulup çalışmaya başlaması gerekiyordu. Meclis daha yemin bile etmemişken çalışmalara başladığımızı söyleyebilirim. İyi iş yapacak, temiz ve ekonomi bilimini çok iyi bilen insanlardan oluşan bir hükümetimiz var.

>> Koalisyon ortağınız ANEL’in SYRIZA’nın izlemek istediği politikalar üzerinde nasıl bir etkisi olacak? ANEL ile nasıl bir anlaşma yapıldı?

ANEL Genel Başkanı Panos Kammenos açıklamasında SYRIZA’nın Selanik Programı’nın tamamını desteklediğini ve her bir maddesinin hayata geçmesi için çalışacaklarını söylemişti. Bu yüzden ANEL ile SYRIZA’nın bir sorun yaşayacağını düşünmüyorum.

>> Sağcı ANEL ile kurulan koalisyon ekonomi politikaları açısından verimli olabilir, ancak insan hakları alanında, özellikle göçmen/LGBT/kadın hakları alanlarında yasaların çıkarılmasını engelleyebilir mi? Yunan LGBT aktivisti Apostolis Karabairis ANEL’in homofobik bir parti olduğunu söyleyerek çekincelerini dile getirmişti.

Ben o iddiaların doğru olduğunu düşünmüyorum. Ortak paydada anlaşmış iki parti var. ANEL Savunma Bakanlığı’nı çok istiyordu, o yüzden ANEL Başkanı Kammenos’a Savunma Bakanlığı verildi.  İçişleri Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Devlet Bakanlığı’nda ise Bakan Yardımcısı seviyesinde pozisyonları var.

>> Bugün Türkiye’de hükümet yandaşı birçok gazete SYRIZA’nın AKP’yi takdir ettiğini, örnek aldığını söyleyen yazılar yayınladı, hatta bir gazetede bu manşet oldu. Türkiye’de Gezi isyanını SYRIZA, bu isyanın nedeni olan AKP’yi takdir ediyor mu gerçekten?

Başkanımız Çipras’ın sözleri yanlış aktarılmıştır. Biz AKP’yle aynı siyasi çizgide değiliz, tam karşısındaki çizgideyiz. Örneğin AKP neo-liberal politikaları net bir şekilde destekleyip ekonomi politikasını buna göre kurarken SYRIZA bunun tam tersini savunur. O yüzden AKP’yi desteklediğimizi, örnek aldığımızı söyleyenlerin açıklamaları yanlıştır.

>> SYRIZA yıllardır Türkiye ile ilişkileri iyileştirmek için çaba harcayan bir parti. Şimdi iktidara geldiniz, fakat Ege’nin diğer yakasında toplumsal muhalefeti vahşice bastıran, kardeş partiniz ÖDP’nin ve diğer sol partilerin bürolarını basan AKP gibi bir parti var karşınızda. AKP iktidarıyla nasıl bir ilişkiniz olacak?

Türkiye’nin önünde, çok yakın sürede gerçekleşecek genel seçim var, ilişkilerimizin sağlam bir temele oturması için seçimden sonra çıkacak siyasal yapıyı bekleyeceğiz. O seçimlerde iktidarda farklı bir parti veya koalisyon oluşabilir. Bu nedenle Türk hükümetine karşı alacağımız tavrı 2015 seçiminden sonra netleştireceğiz. Türkiye ile işbirliği konusundaki tarafımızı seçim sonuçları belirleyecek.

Diğer taraftan Türkiye halkıyla Yunanistan halkı arasında çözülmeyecek hiçbir sorun yoktur, halkların ilişkilerinin gelişmesi için çalışmaya devam edeceğiz.

Arzumuz ÖDP’nin de SYRIZA kadar güçlenmesi

>> İktidara geldikten sonra Türkiye soluyla ilişkileriniz nasıl devam edecek?

Türkiye’de bir kardeş partimiz var biliyorsunuz, Özgürlük ve Dayanışma Partisi. ÖDP ile köklü bir dostluğumuz var, aramızdaki ilişkileri büyüterek güçlendirmek istiyoruz. Bizim arzumuz Türkiye’de ÖDP’nin ve solun da en az Yunanistan’daki kadar güçlenmesi. Bunun için dayanışmamızı daha da artırarak devam edeceğiz.

Söyleşi içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Mustafa Mustafa: Korku imparatorluğunu yendik

SYRIZA milletvekili Mustafa Mustafa, Yunanistan’daki korku imparatorluğunu yenerek iktidara geldiklerini anlatırken “Önceliğimiz insani krizi sonlandırmak” dedi

mustafa

Mustafa Mustafa: Türkiye’ye sonsuz selam ve sevgiler iletiyorum. Yunanistan’ın bu zor sürecinde Türkiye’deki demokrasi güçlerinin de Yunanistan halkıyla dayanışmasını bekliyoruz.

27.01.2015 ONUR EREM @onurerem

Mustafa Mustafa yıllardır Yunanistan’da sol siyasetin içinde olan bir Türk azınlık üyesi. Rodop bölgesinden Ayhan Karayusuf ile birlikte SYRIZA vekili olarak meclise giren Mustafa, 1996-2000 yılları arasında da milletvekilliği yapmıştı. Mustafa’ya SYRIZA zaferinin ardından merak edilenleri sorduk:

>> SYRIZA’nın halkın yaşam koşullarını ilgilendiren pek çok vaadi var. Bunları yaşama geçirme süreci nasıl işleyecek?

25 Ocak seçimleri Yunanistan için bir dönüm noktası oldu. 40 yıldır süren iki partili saltanak sona erdi. Artık tek yanlı kemer sıkma politikalarına karşı çıkan, çağdaş solun temsilcisi SYRIZA ülkenin kaderini belirleyecek.

Seçim sonucunun da etkisiyle önümüzdeki sürecin zor olacağının farkındayız ancak bu yolu yürümemiz gerektiğinin de bilincindeyiz. Vaatlerimiz toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, en başta yaşanmakta olan insani krizi karşılamaya yönelik vaatlerdi. Hayal ürünü klasik seçim vaatleri değildi.

Programımız hem Yunanistan halkı hem de Avrupa’nın aklıselim güçleri tarafından kabul gördü. Artık tüm Avrupa için bir örnek teşkil ediyoruz. Dış borç sorunu yalnızca Yunanistan’a has bir sorun değil, Avrupa’nın ve bütün ekonomilerin bir sorunu. Bu soruna ciddi bir çare aranması gerekiyordu. Biz alacaklılarımız olan IMF ve Avrupalı ortaklarımızla oturup ciddi bir tartışma yapmak istiyoruz. Finans çevrelerinin vahşiliğinden kaynaklanan borcun silinebilecek kadar kısmını silmek, diğer kısmını da kalkınma şartına bağlanmak istiyoruz.

Yunanistan’da birkaç yıldır büyüme diye bir şey söz konusu değil. Krizin başında yüzde 120 olan GSYH’ya göre dış borç troyka politikaları sonunda yüzde 170’lere ulaştı. Üç milyon sigortasız insan kaldı, nüfusun yüzde 35’i yoksulluk sınırının altına düştü, yüzbinlerce genç ülke dışına kaçtı.

>> SYRIZA Türkçe konuşan azınlık arasında açık ara birinci geldi. Bu neyin sonucuydu?

Bunun iki parametresi var. İki büyük parti 40 yıldır azınlık konusunda sürüncemede bırakma, savsaklama, boş vaatlerle süre geçiştirme politikası izledi. Öbür taraftan da biz yıllardır demokrasiden, barıştan, insan haklarından, azınlık haklarından, göçmen haklarından yılmadan bahseden bir partiydik. Son ekonomik krizin de etkisiyle burada yaşayan Türk azınlığı da SYRIZA etrafında kenetlenmeyi uygun gördü ve bu başarılı sonuca ulaştık.

>> SYRIZA Türk-Yunan ilişkilerinde yakınlaşma hedefliyor. Synaspismos daha önce de yurttaş diplomasisi adı altında iki ülke hakları arasındaki ilişkiyi güçlendirecek çok sayıda etkinlik düzenlemişti. Ancak bugün Türkiye’nin başında AKP var. Böyle bir tabloda SYRIZA’nın Türkiye ve Türk hükümetiyle nasıl ilişkileri olacak?

Biz iktidardakilerden bağımsız olarak iki ülke arasındaki diyalogun sürmesi taraftarıyız. Sorunları halının altında gizleyip yalnızca iyi komşuyuz diyemeyiz. Var olan sorunları açık ve samimi bir şekilde tartışarak çözüm aramak niyetindeyiz parti olarak.

Diğer çabamız da devam ediyor. 1996-2000 yılları arasında milletvekilliği yaptığım dönemde Türkiye-Yunanistan arasında ciddi bir gerginlik varken dahi Ege’nin iki yakasındaki sivil toplum örgütlerini biraraya getirdik. O dönemlerden beri ÖDP ve diğer tüm sol partilerle ilişkilerimiz oldu. Buna devam edeceğiz. Yurttaş diplomasisinin resmi görüşmelerin dışında çok ciddi katkıları olmaya devam edecek.

>> SYRIZA bazı sol çevreler tarafından, önceden sık sık dile getirdiği NATO’dan ayrılma, Avro’yu terk etme gibi taleplerini seçim sürecinde dile getirmemekle eleştirildi. Bu eleştirilere nasıl yanıt vermek istersiniz?

Yunanistan’ın çok temel ve acil çözüm bekleyen insani kriz sorunu var. İlk olarak ekonomiyi canlandırarak insani krizden kurtulmaya yönelteceğiz tüm enerjimiz. Bu durum bizim temel ilkelerimizden ve değerler yükümüzden vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor. Ancak toplumun beklentisi bir an önce ekonomi çarkının çalışmaya başlaması.

Özellikle 2012 ve 2015 seçimlerinde büyük bir felaket tellallığı ve korku imparatorluğu yaratılarak SYRIZA’nın yükselişini engellemeye çalıştılar. Bu nedenle parti olarak söylemlerimiz çok temkinli ve dikkatli oldu. Bu nedenle yanlış anlaşılmalar oldu.

>> Mecliste farklı sol ve sosyal demokrat partiler varken neden merkez sağ bir partiyle koalisyon kurmayı seçtiniz? Yalnızca AB’nin ekonomik dayatmalarına karşı çıkma konusunda ortaklaşırken diğer konulardaki farklılık gösterdiğiniz bir partiyle koalisyonun zorlukları olacak mı?

Biz meclisteki diğer merkez sol partilerle de koalisyon ortaklığı için görüştük ancak Avrupa’daki karar merkezlerinden daha Avrupacı olan bu partilerle anlaşmamız mümkün olmadı. Onun için memoranduma karşı tavır, borç konusunda, bize dayatılan ekonomik ve sosyal politikalar karşısında birleşebildiğimiz bir partiyle işbirliği yapmak zorunda kaldık.

>> Yunanistan solundaki KKE’nin (Yunanistan Komünist Partisi) SYRIZA’ya karşı soğuk tutumu seçim sonrasında da değişmedi. Koalisyon ortağınızdan destek bulamayacağınız bazı yasaları KKE ile birlikte çıkarabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Biz gerçekten Komünist Parti ile bir arada davranmak istedik ancak geçmişte olduğu gibi bugün de tekliflerimizi geri çeviriyorlar. Biz KKE ile ilişkimizi hiçbir zaman kesmiş değiliz. Somut politikalar etrafında birlikler sağlayabiliriz. Ancak reaktif bir davranış biçiminde, reaksiyoner bir davranış biçiminde olduklarını üzülerek görüyoruz.

 

Söyleşi içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yunanistan’ın seçimi

greek-flags-waving

Leo Panitch*

27.01.2015

Kalıcılaşan küresel ekonomik krizin sekizinci yılına girerken neo-liberal kemer sıkma politikalarına radikal bir alternatif üreten bir siyasi partinin Yunanistan’da iktidara gelmeyi başarmış olmasının ayıltıcı bir etkisi var.

1980’lerde avro-komünist soldan doğan ve 2000’lerde alternatif küreselleşme hareketlerinin kaynaşmasıyla gelişen SYRIZA 2012’deki seçimlerin ardından iktidara yaklaşmış, partinin lideri Çipras “Yunan halkına uygulanan ekonomik işkenceye karşı çıkacak herhangi bir partiyle koalisyon kurabiliriz” demişti.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve arkasındaki Almanya tarafından dayatılan politikalar nedeniyle ülkede işsizlik yüzde 25’i aştı, asgari ücret yüzde 33 azaldı, kitleler elektrik ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara erişemez oldu. Emek alanında yasalar yoksayıldı.

Seçim sonrası ilk adımlar

İki yıldır iktidarda olan eski patronaj partileri SYRIZA tarafından yerinden edildi. SYRIZA’nın ilk vaadi gerici tasarruf politikalarından vazgeçmekti. İşçilerin temel haklarını ve kolektif pazarlık haklarını geri getirmek, asgari ücreti artırmak, yoksulları elektrik şebekesine tekrardan bağlayabilmek SYRIZA’nın önceliği. Çağımızda bu kadar temel konuların bile “radikal” olarak adlandırılması ne kadar üzücü!

Hedeflenen değişimlerin büyük bir kısmı, büyük bir soru olan, önceki kayırmacı ve rüşvetçi hükümetlerin devasa borçlarının ödenip ödenmeyeceğini cevaplamadan da gerçekleştirilebilir. Bu hükümetler endüstri, ticaret ve finansı yöneten dar kapitalist oligarşiyle el ele yürüyordu. SYRIZA, ilk aşamada gerçekleştirmek istediği değişimlerin maliyetini 11 milyar avro olarak hesapladı. Bu miktar, devletin toplayamadığı kaçak verginin yalnızca yüzde 20’sine denk. SYRIZA’nın yaratmayı planladığı ilk kaynaklardan biri, medya baronlarına frekans aralıklarının ücretsiz olarak verilmesini sonlandırıp onlardan frekans ücreti almak.

SYRIZA şu an Avro’dan ayrılmak istediğini dillendirmiyor. Böyle bir hedef açıklamış olsalardı oy oranlarını da bu kadar artıramayabilirlerdi. Esas soru, temel onarıcı politikaları hayata geçirip uzun vadeli ekonomik bir stratejinin temelini atacak kadar soluklanma imkanı bulup bulamayacakları. Bunun koşullarından biri olan, Yunan devletinde yapısal reformlar gerçekleştirerek yatırımların ve harcamaların nereye yapıldığı konusunda gerçek demokratik bir katılım sağlanması gerçekleşirse Yunanistan bu krizden ilerici bir şekilde çıkmayı başarabilir.

Yunanistan AB, AMB ve IMF’ye borçlandırılırken kendisine şart koşulan tasarruf politikaları Yunanistan’ın ağır borç yükünü azaltmadı. Verilen krediler, Yunanistan’ı borç ödemek için borçlanmak ve sürekli faiz ödemek zorunda kalacak şekilde tasarlanmıştı. Bu yüzden Yunanistan’ın gerçek anlamda ilk dürüst ve kayırmacı olmayan hükümetini kuran SYRIZA’nın yabancı bankalara ve zengin Yunan kapitalistlerine bütün bu borçları, bu faizlerle ödemeye devam etmesi gerektiğini söylemek bir skandaldır.

Krizin üstesinden gelmek

SYRIZA’nın zaferinin ardından bu başarının Avrupa’daki krizi derinleştireceğini iddia ederek felaket tellallığı yapanlar halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına değil sermayenin arzularının gerçekleşmesini önemseyenlerdir.

SYRIZA neoliberalizmin 2008 kriziyle başlayan biçimsiz derinleşmesine verilen ilk ve en güçlü demokratik yanıtı temsil eder. Böyle bir demokratik hükümeti, ulusal kapitalist sınıfın uluslararası kapitalistler ve onların yerel temsilcileriyle kol kola devirmeye çalışması demokrasi için gerçek bir trajedi olur. Bunu amaçlayanlar, Avrupa’da yükselişte olan bir trendin, neo-liberal yoksulluğun yalnızca aşırı sağ milliyetçi partiler aracılığıyla yenilebileceğini kabul ettirmek isterler.

SYRIZA’nın bu bağlamda durduğu nokta, İspanya’da yeni iktidara gelmiş cumhuriyetçi hükümetin 1930’lar başında Naziler Almanya’da seçimleri kazanıp iktidara yürürken durduğu noktadır. Bugün, en azından Podemos İspanya’da bu yıl seçimleri kazanana kadar, SYRIZA yönetimindeki demokratik bir Yunanistan’ın enternasyonel sol için temsil ettiği şey, demokratik İspanya’nın 1930’larda temsil ettiği değerdir. Enternasyonel solun SYRIZA’ya soluk alması için destek vermesi durumunda bugün 1930’lara kıyasla daha farklı bir sonuç almak için şartlar çok daha olumlu.

BirGün için çeviren: ONUR EREM

* Socialist Register editörü. York Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Profesörü. Küresel Kapitalizmin İnşası: Amerikan İmparatorluğu’nun Siyasal Ekonomisi; Sosyalizmi Yenilemek: Demokrasiyi Dönüştürmek, Strateji ve Hayalgücü kitaplarının yazarı.

Çeviri içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yunan solunun yükselişi: Avrupa’da değişim çağrısı

Screen_Shot_2015-01-22_at_12.04.15_PM_850_511

Antonis Broumas*

27.01.2015

Yunanistan’a hoşgeldiniz. 1936’daki İspanya Devrimi’nden beri ilk defa bir sol parti Avrupa’da seçimleri kazandı. SYRIZA bu haftasonu 300 sandalyenin 149’unu aldıktan sonra tasarruf paketi karşıtı küçük bir sağ partiyle koalisyon kurdu.

Yunan halkı yedi yıllık neo-liberal yıkımın ardından ülkeyi 40 yıldır yöneten iki partili rejimi alaşağı etti. Popülist sağcı Yeni Demokrasi yüzde 27.8 oy alırken eski sosyalist yeni neo-liberal PASOK yalnızca yüzde 4.6 oy aldı. SYRIZA ise yoksulların ve vahşice proleterleştirilen alt-orta sınıfın oylarını toplayarak 2012’deki seçmen kitlesine yüzde 10 daha ekledi.

Toplum için rota değişimi

SYRIZA, parçalanmış Yunan solundaki farklı politik grupların, alternatif küreselleşme hareketleriyle birlikte başlayan 15 yıllık işbirliğinin bir sonucu. Yüzde 4’lük oylardan 2012’de yüzde 27’ye ulaşması, ülkeyi sarsan ve PASOK iktidarını çökerten kitlesel toplumsal hareketlerin dinamiklerini temsil edebilmesi sayesinde gerçekleşmişti. Bu seçimin ardından neo-liberal yeniden yapılanmaya ve sağ politikalarına devam eden Yeni Demokrasi – PASOK koalisyonu, Yunan toplumunun ezilen katmanlarının temsili demokrasideki arayışını SYRIZA’ya yöneltti.

SYRIZA, iki spesifik teklif ile toplumsal bir ittifak yaratarak seçimleri kazanmayı başardı. Birincisi alt sınıfların maruz kaldığı neo-liberal kıyımın etkilerini düzelten bir toplumsal kurtuluş planı. İkincisi de Yunanistan’ın kamu borcunu IMF ve AB ile tekrar görüşerek makul bir seviyeye çekme planı. bu mütevazı plan kulağa radikal solcu gelmese de AB ve küresel kuruluşların temelini oluşturan neo-liberal ortodoksluğu kırmak için için radikal bir değişim anlamına geliyor. Üstelik yalnızca Yunanistan’a umut sağlamanın ötesine geçip, Avrupa Birliği’ndeki güç dengelerinde daha büyük bir değişim yapma potansiyeline sahip.

Halk gücü dalgalanırken

İlginç gözükse de, SYRIZA’nın yükselişi Yunanistan’daki toplumsal hareketlerin son iki yılda gerilemesiyle aynı anda gerçekleşti. Bu seçimler Yunanistan ve ötesinde, yeni ve daha güçlü bir toplumsal mücadele dalgası başlatabilir. Temsiliyet sistemini seçmenleri pasifleştirme ve siyasi sistemi stabilleştirmek için kullanma dönemi sona erdi. Yoksullar nefes alabilmek için SYRIZA’ya oy verdi ancak toplumda bunun ötesinde özgürlük, toplumsal adalet ve radikal bir demokrasi için talepler yüksek.

Gençlik, prekarya ve işsizler büyük ve dinamik toplumsal gruplar haline geldi ve artık onların rızasını ılımlı sosyal demokrat politikalarla almak mümkün değil. Yıllar süren baskı döneminin ardından, hareketlerin güçlerini kitleselleştirmesiyle birlikte taban hareketlerinden militanlar artık rejime karşı tüm zeminleri kazanacak ve Yunan oligarşisiyle daha güçlü bir pozisyondan savaşacak kadar olgun. Toplumsal karşıtlıklardaki yükselişin devam etmesi boşuna değil.

Atina çağırıyor, yankı yayılıyor

Yunanistan’da halkın gücünün tabandan artacağı bir dönemdeyiz. Bu çağrılar Avrupa’da da yankılanıyor. Podemos’un yanı sıra, İspanya alternatif taban hareketlerinin temsili demokrasiyle deneylerinin erime potasına dönüştü. İrlanda, İskoçya ve Doğu Avrupa’da toplumsal tabanın politikleşmesi güçlü sol veya sol-popülist partiler doğurdu. İtalya ve Fransa’daki toplumsal hareketler yeniden canlanıyor. Avrupa çapında hareketler eskiden olmadığı kadar birbiriyle iç içe.

Dahası, yıllar süren neo-liberal tasarruf politikaları nedeniyle Avrupa’nın çeperindeki halklar benzer toplumsal koşullarla karşı karşıya. Yunan solunun zaferi onlara, kendi ülkelerinde benzer bir radikal değişim yapabilmek için umut oldu. Eğer Avrupa’nın neo-liberal elitleri Yunanistan’ı uzlaşmaz tavırlar ve sert koşullarla yıkmaya çalışırsa bu savaş diğer ülkelere de sıçrayacak. Avrupa Birliği’nin varolan neo-liberal yapıları dışında alternatif bir Avrupa gerçekten mümkün. Gelecek artık elimizde. Artık karşı saldırımızı hazırlama dönemi.

BirGün için çeviren: ONUR EREM

* Teknoloji hukukçusu ve hukuk-teknoloji-toplum etkileşimi üzerine araştırmacı. Westminster Üniversitesi’nde entelektüel müşterekler üzerine doktora öğrencisi. Toplumsal otonomi için taban hareketlerinde militan.

Çeviri içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Toplumdan dışlananlar Yunanistan’daki seçim hakkında ne düşünüyor?

Yunanistan’da toplumdan dışlanan yoksullara ve ezilenlere seçimlere bakışılarını, hangi partiye niye oy vereceklerini sorduk

Antonis Diniakos – Dimitris Michalakis

BirGün için çeviren: ONUR EREM | 27.01.2015

Yunanistan’daki seçimlerden birkaç gün önce VICE dergisi kentlerin varoşlarında dolaşarak toplumdan dışlanmış bireylere SYRIZA hükümetinden beklentilerini ve oy tercilerini sordu. İşte anlattıkları:

Nikos Papadopoulos (61):

2006’da kanser teşhisi kondu bana. Tedavisi çok masraflıydı ve iki yıl içinde elimdeki her şeyi kaybettim. Farkında olmadan kendimi boğazıma kadar borcun içinde buldum. Başlangıçta çevremdekiler yardım etti ancak onlar bağımlı olmamak için bir noktada hayır demek zorundaydım.

Bugün evsizim. Hastalığımdan önce hemşire olarak çalışıyordum, bugün çalışacak durumda değilim. Emeklilik şartlarını yerine getiremediğim için emekli de olamadım. Hayatımda ilk defa çaresizim. Son iki aydır kent merkezindeki bir hostelde kalıyor, çorbacılarda çorba içiyorum.

Bugüne kadar oy verdiğim çoğu siyasi parti beni yarı yolda bıraktı ama yine de oy vermeye gideceğim. Karşılaştığımız zorluklar ne olursa olsun insanın içinde her zaman iyi yönde değişimlerin olabileceğine dair umut kalıyor. Bu egoistçe bir umut değil, benim de iyi ve kötü dönemlerin oldu. Ama artık bu tasarruf politikasını değiştirmemiz lazım, Yunanistan’da hayat böyle devam edemez. Bu politika bizi mahvetti. Sandığa giderken protesto oyu vermek için değil bunu sonlandırmak için oy vereceğim. Kemer sıkma politikaları bizi mahvetti. Gelecekte kimsenin benim durumuma düşmemesi için oy kullanacağım.

Kostas Karahalios (69):

Ben bir Yunan Romanıyım. Thebes kentinde doğup büyüdüm. Seçimlerin hayatıma ve Yunan toplumun işleyişine gerçek bir etkisi olacağına inanmıyorum. bize verilen sözleri dinleye dinleye yaşlandım ve bütün bu sözlerin birer yalan olduğunu anladım.

Roman kampında bir hayvan gibi yaşıyoruz. Haftada dört gün polis gelip rastgele kontrol için bizi karakola götürüyor. Olimpiyat binalarına yakın olduğumuz için çadırlarımızı terk etmemizi istiyorlar. Terk edip nereye gidelim? Çocuğum, torunum ve torunum çocuğu var. Devletten yardım almadan nereye gidebiliriz? Bana onurumla yaşayabileceğim bir yer gösterin, anında buradan çıkarız.

Çocukluğumdan beri çalışıyorum, orduya katıldım, ailemi kurdum, ülkeye olan tüm ödevlerimi yerine getirdim. Şimdi tek istediğim huzur. Önceki seçimlerde Samaras’a oy vermiştim ama bu sefer SYRIZA’ya vereceğim. Bütün ailem Çipras’a oy verecek. Sonrasında bir şeylerin düzelip düzelmeyeceğini göreceğiz.

Machi Bastianou (44):

Yıllardır bir sağlık kurumundan psikolojik yardım alıyorum. Durumum çalışmaya uygun olmadığı için ailemden yardım alıyorum. Geçmişte bir gıda şirketinde çalışmış, garsonluk yapmış, evlere temizliğe gitmiş ve güvenlik görevlisi olarak da çalışmıştım. Son maaşımı aldığımda sene 2006’ydı.

Herhangi bir değişim bekliyor muyum? Ben siyasete inanmam, insanlara ve niyetlerine inanırım. Hükümetten beklentim kendilerini toplumdan dışlanmış bir halde bulan insanlara yardım etmesi ve yeniden topluma entegre olmalarına yardım etmesi. Azınlıkların yardım faaliyetlerine değil eğitime, işe ve fırsatlara ihtiyacı var. Maalesef ben hiç eğitim alamadım.

Seçimde kime oy vereceğime karar veremedim. SYRIZA’ya ve Çipras’a oy vermeyi düşünüyordum ama ateist olması hoşuma gitmiyor. Tanrı inancım çok güçlüdür, zira elimde kalan tek şey tanrı.

Spyros Zafeiratos (64):

Hayatımın çoğunu gemilerde çalışarak geçirdim, bütün dünyayı gezdim. Yabancı diller öğrendim, güzel ve egzotik topraklarda bulundum. Kaptan olarak son işimi yaptığımda sene 2002Ydi. O zamandan beri kısa süreli geçici işler bulabildim yalnızca.

Bugün işsizlik maaşlarıyla yaşıyorum, aylık yaklaşık 360 avro geçiyor elime. Kiramı ödemeye para yetmiyor, bu yüzden yerel bir STK tarafından yürütülen bir yurtta kalıyorum. Yeni hükümet nasıl olursa olsun onlardan hiçbir beklentim yok. Niyetleri ne olursa olsun, sonunda güçleri yettiği kadarını gerçekleştirebilecekler.

Çeviri içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın