Kürtler internette özerklik ilan edecek

Kürt örgütleri internet üzerinde Kürtler için .kur gibi bir alan kodu yaratılması amacıyla bu konuda yetkili olan ICANN adlı kuruluşa başvuracak. Geçmişte başvuran Katalanlar, Basklar ve diğer halklar kendi alan kodlarını almayı başarmıştı

ONUR EREM

Neredeyse her ülkenin internette bir alan kodu bulunuyor. Örneğin Türkiye’ninki .tr. Ancak alan kodu alabilenler yalnızca bağımsız ülkeler değil, kültürel gruplar, ülkesiz halklar ve bölgeler de kendilerine alan kodu almak için başvuru yapabiliyor. Bugüne kadar bu şekilde başvuru yapıp alan kodu alan veya alma aşamasında olan halklar arasında Katalanlar (.cat), Basklar (.eus), Galiçyalılar (.gal), Bretonlar (.bzh) ve Sekeller (.sic) de bulunuyor. Hatta Kuzey Amerika yerlilerinin de .nai alan kodu için başvurusu var. Bu alan kodları genellikle ortak bir kültür yaratmak ve dili geliştirmek amacıyla kullanılıyor. Alan kodu verilen grupların bazıları yaşadıkları ülke içinde özerk bir bölgeyken bazılarının herhangi bir yasal statüsü bulunmuyor. Ülke alan kodlarının aksine, bu alan kodları genellikle üç harften oluşuyor.

“KÜRDİSTAN’IN 4 BÖLGESİNDE DE KULLANILACAK”

Kürtler de internet üzerinde kendi alan kodlarını almak için internetin uluslararası düzenleyici kuruluşu olan ICANN’a başvuracak. Katalanların kendi alan adlarını kullanmaya başlaması ve Baskların da 2014 başında alan kodlarının kullanıma hazır hale geleceğini açıklamasının ardından bu konuda bir başvuruları olup olmadığını öğrenmek için görüştüğümüz BDP’li bir kaynak daha önce Kürt hareketi içinde bu konuya dair bir fikir üretilmediğini ancak konuyu parti içinde paylaşacaklarını söyledi. Bir süre sonra tekrar iletişim kurduğumuz BDP’li yetkili konuyu görüştüklerini söyledi ve şunları ifade etti: “İlk fırsatta Kürdistan’ın dört bölgesinde de kullanılacak .kur veya benzeri bir alan kodu için başvuracağız. Kürt halkının kendini demokratik ve özerk bir şekilde yönetme isteği sanal dünya için de geçerli”.

TÜRKİYE İTİRAZ EDEMEYECEK

Türkiye’nin bu karara herhangi bir itiraz hakkı bulunmuyor. ABD hükümeti tarafından 1998 yılında kurulan ICANN’da veto yetkisi olan tek güç ABD Ticaret Bakanlığı. Daha önce İspanya hükümeti Katalanların alan kodu almasını engellemek için ABD’li yetkililere baskı yapmış ancak bu baskılar sonuç vermemiş, .cat alan kodu için 1996’dan beri uğraşan Katalanlar 2005 yılında kendi alan kodlarına kavuşmuşlardı.

ALAN KODUNUN FAYDALARI

Bugüne kadar kendi alan kodları için çabalayan gruplar ve halklar, bunun çok sayıda faydası olduğunu söylüyor. Özellikle farklı ülkelere dağılmış veya göç etmiş olan Kernevekler, .ker alan kodlunu isteme gerekçeleri olarak kaybolmaya yüz tutan dillerini yaşatmak, farklı ülkelere dağılmış Kernevekler arasında aidiyet hissini ve ulus bilincini güçlendirmeyi gösteriyor. Galiçyalılar da .gal uzantısına dair yaptıkları açıklamalarda “coğrafi olarak dağınık olsak da dilimiz, tarihimiz, kültürümüz ve toplumsal ilişkilerimizle birbirimize bağlıyız” diyerek aralarındaki ilişkinin güçlenmesi kültürlerinin canlı kalması için kendilerine özgü bir alan kodu istediklerini söylüyorlar. Bu iki halkın kendilerine ait alan kodlarından sağlayacağı fayda Kürtler için de geçerli.

HİÇBİR ENGEL YOK

Alan kodlarının yaratılmasını sağlayan uluslararası kurumun adı ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers – İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu). Böyle bir alan kodunun yaratılması için Kürtlerin örgütlü bir şekilde bu kuruma başvurması gerekiyor. Daha önce başvuru yapan İngiltere (.eng) ve Cornwall (.ker), bu yönde bir talep olduğunu ve bu alan kodunun gerçekten kullanılacağını göstermek için binlerce imza toplayıp kuruma sunmuştu. Ayrıca bu alan kodunu yönetmek için bir vakıf, şirket veya dernek oluşturulması, başvuran grupların yapması gerekenler arasında yer alıyor. Kürt hareketinin kitleselliği sayesinde imza toplamakta, örgütlü gücü sayesinde alan kodu yönetimi için bir yapı oluşturmakta sıkıntı çekme ihtimali çok düşük. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, alan kodu dört ülkedeki Kürt bölgelerinde yaygın bir şekilde kullanılacağından, alan kodunu yönetecek bu yapıda dört bölgeden de temsilcilerin yer almasının gerektiği. Bu konuda İskoç halkının .scot alan kodu için hazırladığı internet sitesi, yönetici kurumun nasıl örgütlenmesi gerektiğini, bireysel ve kurumsal destekçileri nasıl gösterdiğini anlamakta faydalı alabilir: dot-scot.org

TÜRKİYE’DE ÖRNEK OLUR

Türkiye’deki en güçlü ve örgütlü kültürel hak mücadelesini yürüten Kürtlerin kendi alan kodunu almaları, Türkiye’de yaşayan Lazlar ve diğer ülkesiz halklar için de bir örnek görevi de görebilir. Alan kodunu almayı başaran Kürtlerin, başvuru prosedürüne ve uygulama sürecine dair bilgi birikimlerini aktarmasıyla diğer halklar da kendi alan adlarını edinme adımını atabilir.

2000 ve 2003 yılındaki deneme girişimlerinin ardından ICANN 2005 yılında yeni alan kodları yaratılacağını duyurmuş ve 2012 yılında yeni alan kodları için açılan başvuru süreci aynı yıl içinde bitmişti. Normalde 185 bin dolar olan başvuru ücreti, kâr amacı gütmemek ve kamu yararı sağlamak gibi belirli koşulları sağlayan başvuru sahipleri için 47 bin dolara kadar düşerken toplamda 1.930 alan kodu başvurusu yapılmıştı. Kabul edilen alan kodlarının önümüzdeki yıl işlevsel hale gelmesi bekleniyor.

ICANN: İLK FIRSATTA BAŞVURSUNLAR

Başvuru süreciyle ilgili bilgi almak için başvurduğumuz ICANN yetkilisi Kim Davies Kürtlerin .kur veya benzer bir alan kodu için başvurmasının önünde hiçbir engel olmadığını söyledi. 2012’deki başvuru sürecinin ardından yeni başvuruların bir daha ne zaman açılacağının kararlaştırılmadığını belirten Davies, “Başvuru süreci bir daha açıldığı zaman Kürtler diledikleri gibi başvuru yapabilir” dedi.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Maksim Gazinosu inşaatı

Taksim’de eski Maksim Gazinosu’nun yerine yapılmakta olan inşaattan görüntüler. İnşaat gece gündüz demeden devam ediyor. Yerin altına inme konusunda Moria Madenleri’yle yarışıyorlar. Proje bittiğinde AVM ve otel olacakmış: Balrog AVM

DSCF0765 DSCF0763 DSCF0762 DSCF0760 DSCF0759

Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

‘Bu devlete verecek bir kuruşum yok!’

Askeri mahkeme tarafından “Vicdani ret haktır ama kendisi vicdani retçi değildir” denilerek mahkum edilen Enver Aydemir: Temyizde kaybedersek bu devlete para ödeyeceğime hapis yatarım, yurttaşlıktan çıkarım

ONUR EREM

Eskişehir 1. Hava Kuvvetleri komutanlığı tarafından 24 Temmuz’da vicdani retçi Ever Aydemir için tebliğ edilen hapis cezasını Ender Aydemir ve avukatı Davut Erkan BirGün’e değerlendirdi.

Enver Aydemir’in firar suçuyla yargılandığı davada askeri mahkeme vicdani ret hakkını tanımış ancak Enver Aydemir’in vicdani retçi olmadığına hüküm getirerek 10 ay hapis cezası vermiş, bunu 6 bin TL para cezasına çevirmişti.

490-255Aydemir “Bu devlete verecek bir kuruşum yok. Vicdani retçi olduğum için devlete para ödeyecek değilim” diye konuştu. Askeri mahkemenin kendisinin vicdani retçi olup olmadığı konusunda karar verecek merci olmadığına dikkat çeken Aydemir “Benim hakkımda söylediklerini ciddiye bile almıyorum. Vicdani retçi olduğum için bir kuruş ödememi bile talep edemezler. Gerekirse ya hapis yatarım ya da ülkeyi terk ederim” ifadelerini kullandı. Enver Aydemir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığını sorgulayacak hale geldiğini söyledi ve “Büyük ihtimalle bu devletle olan vatandaşlık bağımı sonlandıracağım. Kalben ve gönül olarak devletle aramdaki bağ çoktan bitti. Zaten pratikteki yurttaşlık haklarımın çoğunu bu karar onanırsa kaybedeceğim” diye konuştu. “Bu karar Askeri Yargıtay tarafından onanırsa bu devlete para ödeyeceğime hapis yatarım” diyen Aydemir askeri mahkemenin kimin vicdani retçi olup kimin olmadığına dair karar vermesini de eleştirdi.

MAHKEMENİN TANIMLARI

“Türkiye Cumhuriyeti müthiş İslamcı ve dinci bir cumhuriyettir. Bu İslamcılık gerçek İslamcılık da değil. Kendi İslam anyayışlarına göre tam kontrolünde olan bir siyasal İslam devleti istiyorlar. Benim Müslüman bir retçi olamayacağım, siyasi nedenlerle vicdani ret ilan edemeyeceğim kararın veren mahkeme hem vicdani reddin hem de Müslümanlığın tanımını veriyor, ayrıca İslam’ı siyasetten bağımsız tutuyor. Biz bu tarifi kabul etmiyoruz” ifadelerini kullanan Aydemir yurttaşlıktan ayrılmak istediğinde TC kimliği taşımanın Türkiye Cumhuriyeti’ne sadakat anlamına geldiğinin söylendiğini, ancak kendisinin bir sadakat kabul etmediğini belirtti.

https://i0.wp.com/www.evrensel.net/images/images/2012/09/davut.jpg‘REDDİ TANIMASI İLERLEME DEĞİL’

Enver Aydemir’in avukatı Davut Erkan ise mahkemenin Aydemir’i retçi olarak görmemesine rağmen vicdani reddi tanıyan kararının bir ilerleme sayılamayacağını söyledi. “Anayasa’nın 90. maddesi uluslararası anlaşmaları Anayasa’dan ve iç hukuktan üstün tuttuğu için vicdani ret zaten var olan bir hak. Bu yüzden mahkemenin vicdani reddi tanımasını bir ilerleme olarak göremeyiz” diyen Erkan, mahkemenin Türkiye’de vicdani redde dair bir yasa ve karar mekanizması olmadığı için kendi tanımını yaptığını söyledi ve bu tanımı eleştirdi: “Sonuçta askeri mahkemeler askeri makamlardır, vicdani ret konusunda taraflardır. Bu yüzden vicdani ret hakkını teslim eden merci olamazlar”. Enver Aydemir’in askerliğinin başından itibaren vicdani retçi olduğunu beyan ederek askerliği reddettiğini ve aylarca cezaevinde kalarak bunun bedelini ödediğini de hatırlatan Davut Erkan “Kimin vicdani retçi olduğuna nasıl karar verilmeli?” sorumuzu ise şöyle yanıtladı: “Bugün Türkiye’de Vicdani Ret Derneği var ama bir derneğe üyelik devlet tarafından tek başına yeterli görülmeyebilir. Eğer görülmezse kimin vicdani retçi olup kimin olmadığına karar verecek kurum sivil ve bağımsız bir kurum olmalı, içinde farklı sivil toplum kuruluşlarından temsilciler de yer almalı. Avrupa ülkelerine baktığımızda bazı ülkelerde bireyin ‘Vicdani retçiyim’ demesi yeterliyken bazı ülkelerde komisyonlar karar veriyor. Türkiye’de bu yasal boşluğun bir an önce doldurulması lazım”.

‘İTİRAZ EDECEĞİZ’

Davut Erkan, mahkumiyet kararını Askeri Yargıtay’a götüreceklerini, eğer burada da karar onanırsa Anayasa Mahkemesi ve AİHM’e de gideceklerini belirtti. Dosya Askeri Yargıtay’dayken Enver Aydemir hapis cezası yatmayacak, ancak Yargıtay kararı onarsa dosya Anayasa Mahkemesi ve AİHM’deyken cezayı çekmeye başlayacak.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kapitalizmin göbeğinde kapitalizmin distopyası

ABD’de bir zamanların görkemli kenti, kapitalizmin vitrini olan Detroit bugün bir kapitalizm distopyasına döndü. Kentin içler acısı hali, bir sonraki krizden sonra diğer kentlerin de başına gelecekleri gösteriyor

MICHAEL SNYDER

BİRGÜN İÇİN ÇEVİREN: ONUR EREM – 28.07.2013 Pazar Ek

Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük kentlerinden biri olan Detroit bugün acılı bir ölüm yaşıyor. Bir zamanlar 1.8 milyon kişinin yaşadığı bu kentte bugün 700 bin insan kaldı. Geçmişte ABD’nin ortalama geliri en yüksek kenti unvanını taşıyan Detroit neo-liberal politikalar sonucu çürüyen bir cehenneme dönüştü. Kent yönetiminin resmi iflas başvurusu ise yargı tarafından geçen hafta durduruldu. Yargıçlar iflas başvurusunun emekli maaşlarını azaltacağını, bunun da Detroit’in bağlı olduğu Michigan Eyaleti’nin anayasasına aykırı olduğunu söyleyerek iflas başvurusunu reddetti. Anlaşılan Barack Obama’nın 2008 krizinde batan Detroit otomobil endüstrisini devlet kasasından para enjekte ederek kurtarması kenti kurtarmaya yetmemişti. İflas başvurusunun reddedilmesinin ardından kentin geleceğinin ne olacağı hakkında kimsenin bir fikri yok – herkesin emin olduğu tek şey kentin ekonomisinin tekrardan rayına oturtulamayacak bir noktaya geldiği. Bu noktayı daha iyi anlatabilmek için, bir zamanlar dünyanın en gösterişli kentlerinden biri olan Detroit’in bugünkü haline dair 25 olgu derledik:

1. Detroit’ten alacağı olan 100 binden fazla kişi ve kurum var.

2. Kentin toplam borcu 20 milyar doları aştı (yaklaşık 39 milyar TL).

3. 1960’larda Detroit, ortalama geliri ABD’nin en yüksek olan kentiydi.

4. 1950’de 300 bin olan sanayi istihdamı bugün 27 bine düştü.

5. 2000-2010 yılları arasında Detroit’in bağlı olduğu Michigan eyaletinde sanayi istihdamı yüzde 48 oranında azaldı.

6. Detroit’te konut fiyatları o kadar düştü ki, 500 dolara (yaklaşık 950 TL) satılan çok sayıda ev bulmak mümkün.

7. Kent merkezindeki evlerden 78 bini terk edilmiş ve boş durumda.

8. Kentin 360 kilometrekaresinden fazlası tamamen terk edilmiş ve harabeye dönmüş durumda.

9. Kent sakinlerinin yüzde 47’si yalnızca basit seviyede okuma yazma biliyor. Karmaşık metinler yazamadığı gibi, bu tarz metinleri anlayamıyor da.

10. 16 yaş ve üzeri nüfusunda yarısından azı çalışabilecek bir iş bulabiliyor.

11. Detroit’teki çocukların yüzde 60’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

12. Bir zamanlar ABD’nin en kalabalık 4. kenti olan Detroit nüfusu 60 yılda yüzde 63 azaldı.

13. Kent yönetiminin neredeyse tek geliri, kumarhanelerden aldığı toplam aylık 11 milyon dolarlık vergi.

14. Detroit’te 70’ten fazla, çevreye aşırı derecede zararlı olarak sınıflandırılan çöp alanı bulunuyor.

15. Kentteki sokak ışıklarının yüzde 40’ı çalışmıyor.

16. Ambulansların yalnızca üçte biri çalışıyor.

17. Çalışan ambulansların bir kısmı ise yenilenemediği için 460 bin kilometreden fazla yol yapmış araçlardan oluşuyor.

18. Kentteki parkların üçte ikisi 2008’den bugüne kapatıldı.

19. Son 10 yılda kentteki polis sayısı yüzde 40 azaldı.

20. Bir yurttaş polis çağırdığı zaman polisin olay yerine ulaşması ortalama 58 dakika sürüyor.

21. Bütçe kesintileri nedeniyle karakollar günün 16 saati kapalı tutuluyor.

22. Kentteki suç oranı ABD ortalamasının 5 katına ulaştı.

23. Detroit’teki cinayet oranı New York’un 11 katına çıktı.

24. Detroit polisi işlenen suçların yalnızca yüzde 10’unu çözebilir hale geldi.

25. Detroit polisi “Detroit’e girmek tehlikelidir, sorumluluk size aittir” broşürleri dağıtmaya başladı.

Detroit’i bu hale getiren politikalar ABD’deki büyük kentlerin neredeyse tamamı tarafından uygulanmaya devam ediyor. Eğer politikalarımızı değiştirmezsek bütün ülke bir süre sonra Detroit’e dönebilir. Şikago, New York, San Diego ve San Jose gibi kentler de benzer şekilde borçlanıyor. Şimdilik Detroit kadar kötü olmayabilirler ama bu yalnızca şanslı oldukları için böyle.

Finansal analist Meredith Whitney 2011 başında “ABD’deki kentleri iflas bekliyor” dediğinde büyük eleştiri toplamıştı, 2011 sonunda ‘Hani nerede batık kentler’ sözleriyle topa tutulmuştu. Ama şimdi hepimiz Whitney’in söylediklerinin gerçekleşmeye başladığını gördük, sadece biraz erken konuşmuştu.

Bu daha başlangıç. Bir sonraki ekonomik krizde diğer büyük kentlerin de benzer senaryolarla karşılaşacağına Whitney gibileri kesin gözüyle bakıyor. Üstelik bu sefer tek bir kent değil, çok sayıda kentten oluşan büyük bir dalga gelecek üzerimize. Bunun sorumlusu ise, izlediği politikalarla ulusu yüzlerce trilyon dolarlık borç batağına sokan ABD yönetimi olacak.

Bugün ABD’de altyapı sıkıntısı had safhada, altyapıyı yenileyecek kamu kaynağı bulunamıyor. Yoksulluk ve hane borçları hızla artıyor. Ulus olarak ürettiğimizin çok daha fazlasını tüketiyoruz ve küresel GSYH içindeki payımız dramatik bir şekilde azalıyor.

Uzun zamandır ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyoruz. Üstelik borçla sürdürdüğümüz bu sahte refahı gerçek sanıyoruz. Ancak refah seviyemize ‘ayar çekecek’ sağlam bir şok dalgası yaklaşıyor ve bu, sahte refaha alışmış ABD halkını sudan çıkmış balığa çevirecek.

Bu yüzden Detroit’in haline gülmeyin. Bu kentin yaşadığı sıkıntılar yakında sizin kentinize ve ülkenize de gelecek!

Çeviri içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kalı, Snowden ve Manning’e özgürlük!

UTKU KALI, EDWARD SNOWDEN VE BRADLEY MANNING’E ÖZGÜRLÜK!

20130727_120020

Şeffaf bir toplum isteyen insanlar, gizli bilgileri açıklama suçlamasıyla tutuklanan Utku Kalı, Bradley Manning ve PRISM’i açıkladığı için ülkesinden kaçmak zorunda kalan Edward Snowden için eylem yaptı

27.07.2013

20130727_112146Daha şeffaf ve özgür bir toplum isteyen bireyler dün İstanbul Kabataş sahilinde buluştu. ABD’nin işlediği savaş suçlarına ait gizli belgeleri ve diplomatik yazışmaları WikiLeaks’e sızdırdığı için 2010 yılında tutuklanan Bradley Manning’e uluslararası destek gününde toplanan insanlar aynı zamanda, ABD’nin internet gözetleme program PRISM’i açıkladığı için ülkesini terk etmek ve Rusya’da bir havaalanına sığınmak zorunda kalan Edward Snowden ile Reyhanlı patlamalarına dair istihbarat belgelerini yayınladığı iddiasıyla tutuklanan Utku Kalı’ya da özgürlük talep etti. Mehmet Atak, Ayşegül Şora, Seçkin Yasar, Ali Fikri Işık, Gülsüm Ekinci, Ayşe Lebriz, Defne Halman, Nazlı Alatlı, Mehmet Ali Başaran ve Utku Kalı’nın ablası/avukatı Ceren Kalı katıldı.

BİLGİ HALKINDIR

Devletlerin modernist ve militarist politikalarla bilgiyi merkezileştirerek, halkın ödediği vergiyle hangi katliamların ve cinayetlerin işlendiğini öğrenmesini bile engellediğini söyleyen insanlar bu bilgilerin halka ait olduğunu ve halkla paylaşılması gerektiğini belirtti.

20130727_112701Eylemciler hazırladıkları metni okuduktan sonra Utku Kalı’nın ablası ve avukatı Ceren Kalı da bir konuşma yaptı. Demokratik toplumlarda bilgi edinme hakkının tartışılması gerektiğini söyleyen Kalı “Açıklanan belgelerde kamu yararı olsa bile kamu yararının ne olduğuna karar verme yetkisini elinde tutan mahkemeler devlet merkeziyetçi yorumlarla bilgi edinme hakkını engelliyor” diye konuştu. Utku’nun sistematik işkenceye maruz kalmasına rağmen işlediği iddia edilen suçları reddettiğini hatırlatan Ceren Kalı “Hayatında bir kez anti-depresan kullanmamış kardeşim şimdi sinir krizleri geçiriyor, 2 farklı psikolojik ilaç kullanmak zorunda kaldı. Üstelik istediği ilaçları değil onların muadillerini alması için baskı görüyor. Doktor muayeneleri işkenceye dönüyor. Eskiden çok hızlı diyalog kuran kardeşim şimdi yaşadıklarını anlatmakta zorlanıyor” dedi.

Konuşmaların ardından katılımcıların bir kısmı yelkenliye binerek denize açıldı.

 20130727_112235

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın