Yüzde 1’in Kıvranışını İzlemek

DANNY LUCIA
socialistworker.org’dan BirGün için çeviren: Onur Erem

Wall Street’i İşgal Et hareketi, 19.5 milyar dolar serveti bulunan New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg’i biraz sora sokmuş gibi gözüküyor. New York’un hem belediye başkanı hem de en zengin insanı olması, onu yüzde 1’in sembolü haline getirmiş durumda. ABD’nin en zengin 12. bireyi olduğu için Bloomberg aslında yüzde 1’den öte yüzde 0.0000001’in bir parçası, muhtemelen yüzde 1’e ait insanlarla zaman geçirdiği zaman kendini varoşlarda gezen bir orta sınıf gibi hissediyordur.

Pankartta “sınıf çatışması kapıda” yazıyor. hemen sağ alttaki işaret ise işgalcilerin (squatters) küresel işareti

Valimiz geçen hafta bir radyo programında yaptığı gibi popülist söylemlerde bulunmaya çalıştığında, doğal olarak pek başarılı olamıyor. Ama yine de “Eylemcilerin protesto ettiği kişiler, yılda 40-50 bin dolar kazanarak iki yakasını bir araya getirmeye çalışan insanlar” söyleminden daha iyisini beklerdik (Ç.N.: Yıllık 40-50 bin dolar, kişi başı GYSH’si 46 bin dolar olan ABD’de ortalama bir maaşa denk düşüyor).

EYLEMCİLERİ KARALAMA KAMPANYASI

Zenginler sınıfı, bu hareketin ne istediğini bilmediğini söyleyerek onları küçümsemeye çalışıyor. Oysa taşıdıkları pankartlara baksalar insanların, plütokrasinin (Ç.N.: Zenginler tarafından yönetilme sistemi) dayattığı işsizlik ve saat başı 20 dolar maaş politikalarını protesto ettiklerini görebilirlerdi.

Protestocuları küçümsemeye çalışırken zorluk çeken tek kişi vali Bloomberg değil. Muhafazakar Rush Limbaugh da “protestocuların yüzde 99’u tembel, şımarık, çürümüş ve ne istediğini bilmeyen beyaz çocuklar” diyerek protestocuları farklı bir şekilde çerçevelemeye çalışıyordu. Bu iddianın her yerinin yanlış olmasını geçtim, eğer protestocuların yüzde 99’u “siyah çocuklar” olsaydı, eminim Limbaugh “hava destekli operasyon” çağrısında bulunurdu.

‘İŞSİZSENİZ KENDİNİZİ SUÇLAYIN!’
Cumhuriyetçi başkan adayı Herman Cain’in açıklaması ise en kötülerinden. “Wall Street’i, büyük bankaları suçlamayın” diyor Cain, “Eğer işsizseniz, zengin olmayı beceremediyseniz kendinizi suçlayın!”. Herman Cain’den 2012 seçimlerinde şöyle bir afiş bekliyoruz: “Kendinizi suçlayın, Cain’e oy verin!”

Yüzde 1’in ideolojik savunucuları çırpınıyorlar, çünkü savunabilecekleri hiçbir şey yok (çünkü her şeyin sahibi onlar). Protesto hareketi ise “kral bütün kıyafetlerimizi çalmış, kral değil halk çıplak” diyen küçük bir çocuğa benziyor. Onların sayesinde ABD’de herkes bu gerçeği açıkça tartışabilmeye başladı.

ÖFKE ARTIK ÇAY PARTİSİ’NİN KONTROLÜNDE DEĞİL
Bugüne kadar popülist nefret Çay Partisi’ne kanalize oluyordu. Böylece yönetici sınıf ekonomimizi ve hükümetimizi yönettiği gibi, kendi kontrollerinde bulunan bu parti aracılığıyla halkın öfkesini ve protestosunu da yönetiyordu. Çay Partisi, zenginler sınıfının bir “halkla ilişkiler” projesidir. Geçen yıl 600 kişi ile düzenledikleri kongrenin medya tarafından çok önemli bir olaymışçasına büyük bir isteklilikle haber yapılması bunun bir örneğidir. Oysa önümüzdeki ay, ABD çapında çok daha büyük bir katılımla gerçekleşecek olan Marksizm konferanslarının medya tarafından neredeyse hiç haber yapılmayacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok. Aradaki fark, sistemin nasıl işlediğinin bir kanıtıdır.

Çay Partisi “stratejistlerinden” Sal Russo’nun Wall Street işgalinin medyada gerektiğinden çok haber yapıldığını iddia etmesi ise tam bir komedi. İşte Çay Partisi ile Wall Street işgalcileri arasındaki bir fark daha: Özgürlük Meydanı’ndaki işgalciler her gün yüzlerce kişilik gruplar halinde stratejileri hakkında tartışmalarına rağmen aralarından hiç kimse de çıkıp kendine “Ben işgal hareketinin stratejistiyim” demiyor. Çünkü bu fiyakalı sıfata, halkla ilişkiler projesinde olduğu gibi ihtiyaç duymuyorlar.

Ellerindeki bütün imkanlara rağmen, ABD’nin yönetici sınıfı basit bir sloganın karşısında duramıyor: “Biz yüzde 99’uz!”

ŞİDDETLE DE ALT EDEMEDİLER
Ancak yüzde 1’in bir özdeyişi var: Eğer onları alt edemiyorsanız, dövün. Böylece ellerindeki polis gücünü göstericilerin üzerine salıyorlar. New York’taki göstericilerin başına gelenlerin bir benzerini de Boston’daki protestocular yaşadı. Artık ülke genelinde protestocular, çocukluklarından beri kendilerine filmlerde ve medyada gösterilen “polisler iyi kalpli dostlarımız, koruyucularımızdır” yalanının farkına varıyor. Ancak yüzde 1 de polis şiddetinin ters teptiğini, halkın harekete olan desteğini arttırdığını farketti. Bloomberg’in “Polis, Özgürlük Meydanı’ndan protestocuları kovmayacak. Sonsuza kadar orada kalabilirler” açıklaması boşa değil.

DEMOKRAT PARTİ’NİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ
Ancak ABD’nin yüzde 1’inin elinde öyle bir koz var ki, böyle durumlarda hep onu kullanıyorlar: Demokrat Parti. Kendini solcu olarak göstermeye çalışan bu parti, aslında ABD halkının isyan ettiği hükümeti yönetiyor. İlk başta kendilerine isyan eden Wall Street Hareketi’nin tutunamayacağını düşündüler ve çekimser kaldılar. Ancak hareket günler boyunca tek başına varlığını sürdükten, ve bağımsız bir şekilde yılmadan yoluna devam edebileceğini gösterdikten sonra bir lütuf sunarmış gibi “Wall Street protestocularına istedikleri desteği vermeye hazırız” açıklamasını yaptılar. Oysa protestocuların onlardan isteklerini umursuyor olsalardı, politikalarını değiştirirlerdi.

Bu hamle bize aksiyon filmlerinden tanıdık geliyor. Kahramanımız (burada Wall Street Protestocuları oluyor) biber gazı saldırısını atlatıp, kitlesel gözaltılardan ve medya aşağılamalarından sağ çıkarak kendisine saldıran paralı askerleri alt ederek en sonunda kötü kahramanın (bu da Demokrat Parti) kapısını kırarak odasına girer. Elinde viskisiyle deri koltukta oturan kötü kahraman ise “Gel bakalım, ben de seni bekliyordum” der. Bir sonraki sahneyi de hepimiz biliyoruz: Güçlerini birleştirme veya kahramanı satın alma teklifi.

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Çeviri içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s