İskandinav Solu Söyleşileri-2: İsveç

ONUR EREM
3 kasım 2011


‘SOSYAL DEMOKRATLARIN KİMLİK SORUNU SOSYALİSTLERİ GÜÇLENDİREBİLİR’
İskandinavya’yı oluşturan 5 bağımsız ülkenin (Danimarka, İsveç, Norveç, İzlanda, Finlandiya) içerisinde sol partilerin hükümette olmadığı tek ülke İsveç. 2010 seçimlerine iktidarda giren Merkez Sağ İttifak, seçimlerin ardından parlamentodaki mutlak çoğunluğu kaybederek azınlık hükümetiyle yola devam etti. Buna neden durum muhalefetteki Kızıl-Yeşil İttifak’ın oylarını arttırması değil, meclise İsveçli Demokratlar adında yeni bir partinin girmesi oldu. Bu parti, kazandığı 20 sandalyenin 15’ini Kızıl-Yeşil İttifak’tan almasına rağmen iktidardaki Merkez Sağ İttifak’a ait 5 sandalyeyi de alarak hükümetin sandalye sayısını mutlak çoğunluğun 2 sandalye altına itti.

Sosyal Demokrat Parti, Yeşil Parti ve Sol Parti’den oluşan Kızıl-Yeşil İttifak’ın oyları ise azalma trendinde. 2 seçim üst üste oy kaybeden Sosyal Demokrat Parti, 1920’den beri aldıkları en düşük oyu aldı. 1998’de yüzde 12 ile tarihinin en yüksek oyunu alan Sol Parti ise o günden beri 3 seçim üst üste oy kaybetti. Yeşiller ise 3 seçimdir oylarını arttırmasına rağmen sadece yüzde 7.3 oy alabildi. Buna karşılık Merkez Sağ İttifak’ın en büyük üyesi Ilımlı Parti yüzde 30.1 ile 1914’ten beri aldığı en yüksek oya ulaştı.

Kızıl-Yeşil İttifak’ın sosyalist partisi Sol Parti’nin milletvekili ve Dış Politikalar Sözcüsü Hans Linde ile İsveç’te solun gerilemesi ve dünya çapında solu bekleyen mücadeleler üzerine bir söyleşi yaptık:

>> İskandinavya, sosyal demokrasinin kalesi olan bir bölgeydi. Ancak İsveç’e baktığımızda Sosyal Demokrat Parti’nin 3 seçim üst üste oy kaybettiğini görüyoruz. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? Sosyal demokrasi çağa ayak uyduramıyor mu?

Sol Parti Milletvekili ve Dış Politikalar Sözcüsü Hans Linde

Hans Linde: “Çağa ayak uyduramıyor” kadar kesin bir ifade kullanmak istemesem de Sosyal Demokrat Parti, hem bir hareket olarak hem de bir parti olarak kimlik sorunu yaşıyorlar. Bu sadece İsveç’te değil, Avrupa genelinde de gözlenen bir olgu.

İsveç’te Sosyal Demokratlar’ın iki özelliği vardı. Biri İsveç’in açık ara en büyük partisi olmaları, diğeri de seçim sonrasında hükümetlerin merkezinde yer almasıydı. Bu iki trend de partinin ideolojik dağınıklığı nedeniyle kırıldı. Partinin içinde sol ve sağ kanatların mücadelesi partiyi fazlasıyla zayıflattı.

Sosyal Demokratlar geleneksel olarak orta sınıf ile işçi sınıfının talepleri arasında bir denge kurarak iki sınıfı da tatmin ediyordu. Artık bu iki sınıfın çatışması daha büyük ve iki tarafı da tatmin etmek mümkün değil. Sosyal Demokratlar’ın karar vermesi lazım, sağa mı yaklaşacaklar, sola mı?

>> Çoğu ülkede sosyalistler seçimden zaferle çıkmaktan çok uzak. Dünya’daki sosyalist hareketler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hans Linde: 
Sol, gerçekçi ve etkili alternatifler üretmede çok daha iyi performans göstermek zorunda. Günümüzün finansal krizine bir bakın: Solun neredeyse hiçbir şey yapmasına gerek kalmadan kapitalist sistem gözlerimizin önünde patlıyor. İnsanlar işlerini, evlerini ve onurlarını kaybediyorlar.  Yunanistan gibi ülkeler tamamen iflas ediyor. Peki burada solun yarattığı alternatifler nerede? Solun kapitalizmin krizini daha etkili bir şekilde kullanamayışı beni hayal kırıklığına uğrattı. Kapitalizm balonunun patlaması ve alternatifler üzerine tartışmaların hep hayalini kurardık. Artık bunu kullanmanın zamanı geldi!

Yine de bu tabloya bakarak solun krizde olduğunu söyleyemeyiz. İskandinavya’da İsveç hariç diğer 4 ülke sol hükümetler tarafından yönetiliyor. Latin Amerika’da sol bir rönesans yaşıyor.

>> Aşırı sağ Avrupa genelinde yükselirken herkes bunun sorumlusu olarak ekonomik krizi gösteriyor. Sizce tek neden bu mu, yoksa başka nedenler de var mı?
Tarihe baktığımızda ekonomik yıkımların ardından hep aşırı sağın yükseldiğini görüyoruz. İnsanlar yaşadıkları zorluklara karşı kendilerine kolay ve dikkat çeken bir hedef seçip onu suçlamaya yatkın varlıklardır. Bunu işlerini kaybedenlerin göçmenleri suçlamasında da görebiliyoruz. Sol, bu insanların aşırı sağa kaymaması için yoğun bir çaba vermek zorunda.

Aşırı sağın yükselmesinin bir diğer nedeni de, sistem içerisinde siyasal ve ideolojik farklılıkların yok olması ile eleştirel tartışmaların eksikliğidir. Sağ ve sol partiler ortaya yaklaştıkça politikaları da birbirine benzemeye başlıyor, aynılaşıyorlar. Uzun vadede bu durum seçmenleri siyasetten soğutuyor, sandığa gitme oranını azaltıyor ve aşırı sağ partileri güçlendiriyor. Sosyal Demokratlarla Hıristiyan Demokratlar’ın söyledikleri birbirine benzeyince, aşırı sağ partilerin söyledikleri şeyler daha farklı olduğu için daha çok dikkat çekiyor ve medya da bunlara, güvenilir bir radikal alternatifmişçesine yer veriyor. Batı demokrasilerinde “seçimler merkezde kazanılır” görüşü var, ancak bu çok tehlikeli bir görüş.

>> Avrupa genelinde tabandan ve birleşik bir anti-kapitalist mücadele örgütlemek mümkün mü?
Bence son dönemdeki Wall Street işgalcilerinin yarattığı hareketle bunun mümkün olduğunu gördük. Küresel dayanışma için mücadele eden bazı STK’lar da var. Bu hareketlerin zorlandığı nokta ise, halkın kavrayacağı şekilde somut ortak taleplerde bulunmak. Şu anda anti-kapitalist hareket çok bölünmüş ve mesajları da çok farklılaşmış durumda. Eğer üç-dört somut talepte uzlaşabilirlerse var olan finansal düzene büyük tehdit oluşturabilirler.

>> İsveç-Türkiye ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İki ülkenin de birbirinden öğrenebileceği çok şey var. Sol dayanışma konusunda ise BDP ile geniş çaplı bir işbirliği yürütüyoruz. Azınlık hakları konusunda BDP ile aynı görüşlere sahibiz.

>> Türkiye-AB ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir AB üyesi olarak Türkiye’nin üyeliğini destekliyor musunuz?
Biz AB’yi eleştiren bir partiyiz. Ancak Türkiye halkının iradesine saygı duyuyoruz. Eğer AB’ye girmek isterseniz, sizi destekleriz. AB’nin sunduğu Kopenhag kriterlerine uymak Türkiye toplumu için pozitif bir adım olacaktır.

Türkiye’nin üyeliğiyle AB Ortadoğu’da önemli bir oyuncu olmayı sonunda başaracaktır. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin üyeliği ise özellikle ilgi çekici; bu üyelikle Avrupa’daki islamofobik düşüncelerle mücadele kolaylaşacaktır.

>> Bazı insanlar Arap Baharı’nı tabandan gelen bir özgürleştirme hareketi olarak görürken bazıları da emperyalizmin yeni bir formu olarak görüyor. Bu tartışmada siz hangi düşünceyi savunuyorsunuz?
Arap Baharı’nın emperyalizmin girdiği yeni bir form olduğunu söylemeyi zor buluyorum. Evet, petrol Batı’nın ağzını sulandırıyor. Ayrıca yıktığı diktatörlerin yerine kukla rejimler koyma niyetinde Batı. Ancak bu ayaklanmalar, aynı zamanda halkın rahatsızlığının geniş devrimlere kanalize olmasının bir örneği. Halk işsiz ve aç kalmaktan, diktatörler tarafından bastırılmaktan bıktı. Eğer bu devrimleri, Kuzey Afrika ve Ortadoğu pazarlarının emperyalistlere açılması olarak yorumlarsanız buradaki halkların gücünü ve iradesini yok sayarsınız.

İsveç’te siyaset sahnesine bakış
İsveç’te hükümette Merkez Sağ İttifak bulunuyor. İttifak’ın en büyük üyesi Ilımlı Parti liberal muhafazakar görüşe sahip, AKP gibi Avrupa Halkları Partisi (AHP) üyesi. Seçimlerde oy oranını yüzde 26’dan 30’a, sandalye sayısını da 97’den 107’ye yükseltti. Koalisyonda AHP üyesi olan bir diğer parti ise Hristiyan Demokratlar. Seçimde oyu yüzde 1 azalarak yüzde 5.6’ya gerileyen parti mecliste 4 sandalye kaybederek 19 milletvekili çıkardı. Koalisyonun diğer üyelerinden, sosyal liberalizmi savunan Liberal Halk Partisi yüzde 7 oy ile 24 sandalye, sol liberteryenizmi savunan Merkez Partisi ise yüzde 6.5 oy ile 23 sandalye kazandı.

Muhalefette ise iki farklı kutup var. Bunlardan biri milliyetçi İsveçli Demokratlar. Bu parti ilk defa meclise girmeyi başardı ve yüzde 5.7 oy ile 20 sandalye kazandı. Diğer kutupta ise Sosyal Demokrat Parti, Yeşil Parti ve Sol Parti’den oluşan Kızıl İttifak var. CHP ve BDP gibi Avrupa Sosyalistler Partisi üyesi olan Sosyal Demokrat Parti’nin oyları yüzde 35’ten 30’a, sandalye sayısı da 130’dan 112’ye düştü. Yeşiller Partisi gibi Küresel Yeşiller üyesi olan Yeşil Parti yüzde 5 olan oyunu 7’ye, sandalye sayısını da 19’dan 25’e yükseltti. Kuzeyli Yeşil Solu İttifakı üyesi sosyalist Sol Parti ise yüzde oy sayısını yüzde 5.7 ile korumasına rağmen 3 sandalye kaybederek mecliste 19 sandalyeye sahip oldu.

Devamı:

İskandinav Solu Söyleşileri-3: Danimarka – NATO’YA DA AB’YE DE KARŞIYIZ

İskandinav Solu Söyleşileri-4: Finlandiya –  SOL VİZYON SUNMALI, SOMUT ADIM ATMALI

Öncesi:

İskandinav Solu Söyleşileri-1: Norveç – SOSYAL PROGRAMLAR ZAFER GETİRİYOR

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Söyleşi içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s