Tehdit edilen gözlemciler: Seçim adil değildi

İsveç’ten gelen seçim gözlemcilerini silahlı askerler ve korucular tehdit etti. Heyetten Nilsson: “O kadar çok ihlal gördük ki, seçimin adil olmadığını söyleyebilirim”

V-logga_CMYK_Rod07.06.2015 ONUR EREM @onurerem

İsveç’teki Sol Parti adına seçim gözlemciliği yapmak için Türkiye’ye gelen 8 kişilik heyetten Joel Nilsson Bingöl’de askerler ve korucular tarafından tehdit edildiklerini anlattı. BirGün’e konuşan Nilsson, sabah 7.30’dan itibaren Bingöl’ün köylerinde okullara kurulan sandıkları gezdiklerini, ilk durakları olan Elmalı köyünde biri asker dokuzu korucu 10 silahlı kişi tarafından tehdit edildiklerini söyledi: “Pasaportlarımızı alıp bizi binanın dışına çıkardılar. Ülkeye giriş damgalarımız olmadığını söylediler. Damgalarımızı gösterdiğimizde ise ‘Size buradan gitmek için 5 dakika veriyoruz, gitmezseniz çok kötü şeyler olacak’ dedi.”

Türlü türlü ihlal var

Tehdidin ardından Elmalı’yı terk etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Nilsson, gittikleri 13 köyün çoğunda benzer bir muameleyle karşılaştıklarını belirtti. Sol Parti’nin uluslararası dayanışma ilişkilerini yürüten Left International Forum’un Genel Sekreteri olan Nilsson, gözlemleyebildikleri yerlerde karşılaştıkları seçim ihlallerini ise şöyle anlattı:

– Bazı sandıklar mühürsüzdü. Bu sandıklarda her tür manipülasyon yapılabilir.

– Sandıklara üzerinde silahlarla gelen askerler ve korucular vardı.

– Bir köyde ağlayarak yanımıza gelen bir kadın, sandık görevlileri tarafından AKP’ye oy vermeye zorlandığını, bunun üzerine ağlayarak binayı terk ettiğini söyledi.

– Bazı sandık görevlileri başkaları adına oy kullanıyordu.

– Bazı siviller başkaları adına oy kullanıyordu.

‘Bu yüzden engellediler’

İsveç’ten gelen diğer 7 gözlemcinin de benzer şeylere tanık olduğunu anlatan Nilsson, gördükleri ihlalleri bugün raporlaştıracaklarını söyledi. “Engellenmemize rağmen bu kadar ihlal gördük, engellenmeseydik çok daha fazlasını görecektik. Bu yüzden gözlem yapmamıza izin vermediler” diyen Nilsson, Türkiye’deki seçimlerin İsveç’tekilere hiç benzemediğini, bu kadar ihlal ile gerçekleşen bir seçimin kesinlikle adil olamayacağını ifade etti.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Türkiye için nefes alma imkanı

AP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Couso: Erdoğan’ın otoriter planlarının seçimle sonlanması ve HDP’nin meclise girmesi Türkiye’ye nefes alma imkanı sağladı

javier couso09.06.2015 ONUR EREM @onurerem

Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkan Yardımcısı Javier Couso, gözlemeye geldiği 7 Haziran Genel Seçimi’nin ardından BirGün’e açıklamalarda bulundu. HDP’nin meclise girmesi ve AKP’nin Meclis’teki çoğunluğu yitirmesinin Erdoğan’ın otoriterliğini sonlandırabilecek bir nefes alma imkanı sağlayabileceğini söyledi.

AKP’nin olumsuz izleri

“HDP, yüzde 13’lük oyla Meclis’e girerek AKP’nin çoğunluğunu ve Erdoğan’ın otoriter başkanlık planını sonlandırdı” diyen Couso’ya göre AKP hükümeti sekülarizme saldırarak, uluslararası arenada agresif politikalar izleyerek ve Suriye felaketine dahil olup İslamcı çeteleri destekleyerek geride çok olumsuz bir iz bıraktı.

Kıbrıs ve Kürt sorunları için umut

İspanya’daki Birleşik Sol Parti’nin Avrupa Parlamentosu Milletvekili olan Couso, bu seçim sonucunun hem Türkiye’de yaşayan Kürt halkının sorunlarını çözmek hem de Türkiye’nin Kıbrıs’taki işgalini sonlandırmak için bir fırsat sunduğunu söyledi: “Bu seçim sonuçları, Kıbrıs’ın kuzeyinde, işgal altındaki topraklarda diyalog ve çözüm yanlısı bir Cumhurbaşkanı’nın seçimi kazanmasıyla birlikte okunmalı.”

‘Bölgesel çatışmalara son’

Couso, “Türkiye’de solun Meclis’e girmesi, toplumsal adalet ve Kürt sorununun çözümü konularında alternatif politikalar üretilebilmesine yönelik ilk adımdır” diyen Couso, bu sonuçla birlikte Türkiye’nin bölgedeki çatışmalara körükle giden bir ülke olmaktan çıkıp bölgede istikrarı sağlayan bir ülke konumuna gelebileceğini söyledi.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

“Yalnızca Türkiye için değil Avrupa için de bir fırsat

BirGün’e konuşan Avrupalı sol partilerden temsilciler, 7 Haziran’da AKP’nin Meclis’teki çoğunluğunu kaybetmesi ve HDP’nin meclise girmesini mutlulukla karşıladıklarını söyledi

08.06.2015 ONUR EREM @onurerem

138996867258407 Haziran genel seçiminde Erdoğan’ın başkanlık hayalinin yıkılması ve AKP’nin meclisteki çoğunluğunu kaybetmesi Avrupalı solcular tarafından da mutlulukla karşılandı. HDP’nin meclise 80 vekille girmesi de onlar açısından bir diğer sevindirici gelişme oldu. İspanya’daki Podemos’un lideri Pablo Iglesias twitter hesabından HDP Genel Merkezi hesabını etiketleyerek “Değişim rüzgarları esmeye devam ediyor. Tebrikler HDP, venceremos! (Başaracağız)” derken Almanya’dan Die Linke (Sol Parti), Yunanistan’dan SYRIZA (Radikal Sol Koalisyon), İsveç’ten Vänsterpartiet (Sol Parti) ve Kıbrıs’tan Yeni Kıbrıs Partisi temsilcileri seçim sonucunu BirGün’e değerlendirdi:

Sevim Dağdelen, Almanya – Die Linke (Sol Parti) Milletvekili:

fft5_mf309214Bu seçim sonucu AKP rejimine sert bir cevap oldu. Halk, iktidara bir sille vurdu. 1994’ten itibaren İstanbul Belediye Başkanlığı ile başlayıp katıldığı hiçbir seçimi kaybetmeyen Erdoğan için de kritik bir yenilgi oldu. Buna karşı, HDP ve demokrasi güçleri için de büyük bir kazanım oldu. Demokratikleşme için bir şans oluştu. Darbecilerin ayasasının getirdiği anti-demokratik seçim barajı aşıldı. HDP bunu tüm karalama kampanyalarına ve devlet terörüne karşı yapmayı başardı. Bu ciddi bir kazanımdır.

Seçim gözlemciliği yapmak üzere Die Linke’den Türkiye’ye gelen arkadaşlarımız bize olumsuzluklarla karşılaştıklarını anlattı. Onların gözlemleri, iktidarın yine oy çaldığı, fakat halkın sandıklarına sahip çıkması, nöbet tutması sayesinde istedikleri kadar çalamadığı yönündeydi.

Geçen yıl Soma maden faciasında en çirkin yüzünü gösteren işçi ve emekçi düşmanlarına, demokrasi karşıtlarına, barış ve çözüm için adım atmayanlara Türkiye halkları güçlü bir cevap verdi. Bu sonuçlar Türkiye halkları için bir umut taşıyor. Önümüzdeki günlerde hükümetin nasıl oluşacağı, koalisyonun nasıl kurulacağı konusunda heyecanlı bir dönem bizi bekliyor.

Hans-LindeHans Linde, İsveç – Vänsterpartiet (Sol Parti) Milletvekili, Uluslararası İlişkiler Departmanı Yöneticisi:

Seçim sonuçları bizim açımızdan mutluluk vericiydi. Hem HDP’nin meclise girmesi, hem AKP’nin tek parti iktidarının bitmesi Türkiye için olumlu gelişmeler. Umarım bu sonuçlar Türkiye halklarına toplumsal eşitlik ve adalet, çevre felaketlerine bir son ve Kürt sorununa bir çözüm getirir.

Türkiye halkları bu seçim sonucuyla başkanlık rejimine net bir şekilde karşı çıktıklarını, daha merkezi bir yönetim istemediklerini gösterdi. Türkiye halkları bunların aksine demokrasiyi güçlendirmek istediklerini gösterdi.

Ben Türkiye’nin doğusuna da gittim, en yoksul kesimlerini de gördüm. Artık yeni kurulacak hükümetin öncelikle bu insanların yaşam koşullarını iyileştirmeye odaklanması lazım. Artık her kararın merkezden verilmediği, toplumun farklı kesimlerinin taleplerinin hayat bulacağı daha katılımcı bir yönetim anlayışı kurulması lazım.

Dün akşam Türkiye halklarının yanı sıra Avrupa’nın pek çok ülkesinde Türkler ve Kürtler sokaklarda seçim sonuçlarını kutladı. Kutlayacak çok şey vardı gerçekten, demokratikleşme için büyük bir fırsat.

Murat Kanatlı, Kıbrıs – Yeni Kıbrıs Partisi Yürütme Kurulu Üyesi:

muratkanatliSeçimden çok önemli bir sonuç çıktı: Türkiye’de tek adama, baskıcı rejime karşı soldan, tabandan bir örgütlenme ile güçlü bir cevap verildi. Gezi’de başlayan toplumsal hareketler AKP’yi geriletti ve parlamentoda daha çoğulcu bir tablo oluştu. Erdoğan 400’ü verin derken yarısını bile almakta zorlandı.

Ancak Davutoğlu’nun balkon konuşması Kıbrıslılar açısından karamsar bir konuşmaydı. AKP’nin daha milliyetçi ve muhafazakar bir çizgide tabanını konsolide etmek için daha agresif bir tavır alması muhtemel gözüküyor. Bu, Kürt sorunu konusunda da çözümü amaçlamayan bir çizgi olacaktır. Aynı şekilde, Kıbrıs sorunu da bu milliyetçi söylemle meçhul bir sürece sürüklenebilir.

Burada bize düşen, Kıbrıs’ın iki kesiminden ve Yunanistan’dan sol sosyalist hareketler olarak Türkiyeli yoldaşlarımızla dayanışmak ve ortak bir mücadele yürütmektir. Artık Türkiye’de özgürlüğüne sahip çıkan kitleler var. Gezi’nin ruhu yaşıyor ve bir kez daha ortaya çıkarak Erdoğan’a tepkisini ortaya koydu. Mesaj açıktır: Haklarıma, özgürlüklerime dokunamayacaksınız. Erdoğan bu mesajı anlar mı, onu bilemiyoruz. Bu yüzden mücadeleye devam etmek şart.

Artık Türkiye’de Meclis’te HDP, sokaklarda ve mahallelerde ise Birleşik Haziran Hareketi ile birlikte büyüyen bir muhalefet var. Biz de mücadelenin bu iki ayağını umutla takip ediyoruz.

Yiannis Bournos, Yunanistan – SYRIZA Politik Sekreteryası Üyesi, Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika Sorumlusu:

bournousSYRIZA olarak Türkiye’nin geleceğini etkileyecek gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Türkiye’nin siyasi istikrarı ve demokrasisi hem ülkelerimiz arası ilişkilerde, hem de bölge açısından büyük öneme sahiptir.

Öte yandan, HDP’nin meclise girmesi büyük bir başarıdır ve HDP’yi selamlıyoruz.

Türkiye halkı artan bir şekilde çoğulculuğu, insan haklarını, inanç ve yaşam tarzı özgürlüğünü, otoriterlikten kurtulmuş bir toplumu, köken, din, cinsel yönelim ve dil ayrımı yapılmayan bir ülkeyi kurmayı tercih ediyor.

MHP’nin artan oyları bir endişe kaynağı olarak çağımızın çelişkilerini gösterse de HDP’nin meclise girmesinin demokrasiyi derinleştireceğini, milliyetçilik ve köktendincilikle mücadeleyi güçlendireceğini, barış sürecini güçlendireceğini ve solun yalnızca Türkiye’de değil, Akdeniz’de ve Avrupa’da güçlenmesi için bir sıçrama imkanı sunacağını düşünüyoruz.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Koçali’yi ‘yakan’ tepki

Koçali Baraj inşaatındaki araçların sabah baskınıyla yakılmasının ardından baraja tepkiyi Avukat Çınar ve HDP Vekili Yıldırım’la konuştuk: “Halk yurdundan olacak, Doğal Sit Alanı zarar görecek, AKP’li vekiller bizi dinlemiyor”

Kocali-Baraj

17.06.2015 ONUR EREM @onurerem

Adıyaman’da protestolara ve davalara rağmen inşaatına başlanan Koçali Barajı’nda çalışan iş makinaları üç gün önce Kürdistan İşçi Partisi (PKK) üyesi olduğu iddia edilen, kimliği belirsiz kişiler tarafından bir sabah baskınıyla yakıldı. Bölgedeki halkın baraja tepkisini anlamak için Koçali Barajı’na Hayır Platformu’ndan Avukat Bülent Çınar ve HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’la konuştuk.

Avukat Bülent Çınar, bu barajın Çatal Ağaç (Şêxbor), Doğanlı (Şehînqa), Gökçay (Qirikan), Bağlıca (Buvukan) ve Ağaçkonak (Kurêmille) köylerinin arazilerini su altında bırakacağını, burada ekonomik olarak kendini geçindirebilen ve sosyal, kültürel anlamda bölgede kökleşmiş halkı yurdundan edeceğini söylüyor: “Bu barajı Kahta ilçesini sulamak için kullanacaklarını açıkladılar. Oysa devasa Atatürk Barajı’ndan Kahta’yı sulamak çok daha az maliyetli olacaktır. Bu barajın ekonomik anlamdaki zararı da faydasından çok daha fazla olacak”.

Türkiye’nin doğusunda halkların tepkilerine rağmen pek çok baraj ve hidroelektrik santral (HES) projesinin devam etmesinin, bu inadın altında güvenlik gibi başka nedenler olduğunu akla getirdiğine dikkat çeken Çınar, baraja dair 2 dava açtıklarını anlattı: “Şanlıurfa İdare Mahkemesi’nde iki dava açtık. Birincisi Devlet Su İşleri’ne (DSİ) karşı, baraj projesinin iptali için. İkincisi ise Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna karşı. Bu inşaatın ÇED raporu ciddi bir araştırma yapılmadan masa başında hazırlandı, yöre halkının haberi bile olmadan barajdan uzak bir köyde kabul edildi. İdare Mahkemesi’nin iki davada da bizi haklı bulacağını düşünüyoruz.”

pkkDoğal Sit Alanı bölünecek

Bu yıl başlanan baraj duvarının inşaatı için bazı arsaların kamulaştırıldığını, ancak esas tehlikenin barajın su tutmasıyla köylerin tahliye edilmesi olduğunu söyleyen Çınar bu projenin doğa için de bir katliam olacağını söylüyor: “Barajın inşa edileceği alan Doğal Sit Alanı. 30 kilometre uzunluğundaki bu alanda yüzlerce bitki ve hayvan türü yaşıyor. Eğer baraj inşa edilirse bu alanın önemli bir kısmı su altında kalacak ve alanın kuzeyi ile güneyi birbirinden kopmuş olacak.”

Halkın baraja tepki göstermesine rağmen Adıyaman’ın 7 Haziran’a kadar tümü AKP’den olan vekillerinin bu tepkisi görmezden gelmesini eleştiren Çınar “Biz bölgedeki halkın mağduriyetlerini gidereceğiz derken bizi mağdur ettiler. 7 Haziran’da Adıyaman’dan HDP’li Behçet Yıldırım Meclis’e girmeyi başardı. Behçet Bey ile henüz görüşemedik ama bu konuda duyarlı olup sorunlarımızı çözmek için uğraşacağını düşünüyorum” diyor.

5 katını ödeseler ne fark eder?

BirGün’e konuşan Behçet Yıldırım da “Koçali Barajı’na Hayır Platformu’nu dinleyeceğiz ve yanında olacağız” diyor. “Bu hafta gerçekleşen yakma, yıkma gibi olayları tasvip etmiyoruz. Biz tepkimizi demokratik yollardan göstereceğiz. Önce halkımızı dinleyeceğiz. Bu barajın çevreye, hayvanlara, bölgedeki insanlara etkilerini araştıran hayvan hakları, insan hakları ve doğa örgütlerini dinleyeceğiz” ifadelerini kullanan Yıldırım, AKP’li vekillerin bu barajı ‘50 yıllık hayal’ olarak tanımladıklarını ve halkın tepkisini dinlemediğini söylüyor: “Burada halkı da bölmek için çok uğraşmışlar, bazı muhtarların desteğini almak için para ödemişler. ‘Kamulaştırma için değerinin çok üstünde para ödüyoruz’ diyorlar ama arsaya 2 bin lira yerine 10 bin lira ödesen ne fark eder. Halk toprağından geçinebiliyor ama 10 bin lirayla nasıl geçinecek? Biz bu yüzden sulama için Atatürk Barajı’nın kullanılmasını istiyoruz.”

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Tel Abyad’ın birkaç haftası kaldı, sırada Rakka var

BirGün’e konuşan Kobane Dışişleri Bakan Yardımcısı Nassen, Tel Abyad’ın birkaç hafta içinde özgürleştirileceğini söylerken Erdoğan’ın IŞİD yanlısı açıklamalarını eleştirdi

680x350cc-kobane-10-02-15-idris-nassan-rop112.06.2015 ONUR EREM @onurerem

Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırında IŞİD’in kontrolü altındaki en büyük yerleşim yeri olan Tel Abyad’a yönelik YPG/J operasyonu son haftalarda hızlandı. Rojava’nın Cizire ve Kobane kantonları arasında kalan bölgede iki kantondan da YPG/J güçleri ilerliyor. Operasyonları BirGün’e değerlendiren Kobane Kantonu Dışişleri Bakan Yardımcısı İdris Nassen “Tel Abyad’ı birkaç hafta, en geç bir ay içinde özgürleştireceğiz” dedi.

1- Tel Abyad ve çevresi özgürleşecek

YPG/J güçlerinin iki cepheden Tel Abyad’a her geçen gün daha da yaklaştığını söyleyen Nassen, “Şu anda Cizire’den gelen güçler, Tel Abyad’ın hemen doğusundaki Suluk kasabasının doğu kısmını ele geçirdi. Uluslararası koalisyonla işbirliği içinde bir aydan kısa süre içinde hem Tel Abyad’ı hem de çevresindeki tüm yerleşimleri özgürleştirmiş olacağız” ifadelerini kullandı.

2- Rakka’ya ilerleyeceğiz

“Tel Abyad yalnızca başlangıç, burayı özgürleştirdikten sonra hem koalisyon güçleri hem de Suriye’de bizimle birlikte hareket eden muhalif güçlerle birlikte Rakka’ya doğru ilerleyeceğiz. Bu operasyonlar IŞİD’in, başkent olarak kullandığı Rakka’dan çıkartılana kadar sürecek” diyen İdris Nassen bunun da uzun zaman almayacağını düşündüğünü anlattı.

YPG/J güçlerinin Tel Abyad’ın ardından, Kobane ve Afrin bölgeleri arasında kalan ve IŞİD’in kontrol ettiği Manjib ve Cerablus gibi kentleri de diğer muhalif güçlerle birlikte özgürleştireceğini vurgulayan Nassen, “Bizim amacımız teröristlerin yalnızca bazı kentlerden değil, tüm Suriye’den temizlenmesi” dedi.

3- Erdoğan yanlış tavrını artık bıraksın

Erdoğan’ın “Tel Ebyad’da Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran Batı ne yazık ki onların yerine terör örgütü PYD ve PKK’yı yerleştiriyor” sözleriyle IŞİD’i terör örgütü olarak tanımlamayıp Kürt güçlerine terörist demesini eleştiren İdris Nassen, “YPG/J’nin ilerleyişi tüm uluslararası toplum için, bölgedeki tüm uluslararası güçler için olumlu bir gelişmedir. Uluslararası koalisyonun IŞİD’e karşı YPG/J’ye yardım etmesi de teröristin bu güçler değil IŞİD olduğunu göstermektedir. Erdoğan çok yanlış şeyler söylüyor. Umarım Erdoğan bu tür açıklamalar yapmayı bırakır ve yaklaşımını değiştirir. Sanırım bölgede Kürtlerin güç kazanmasından korkuyor. Ama bunun için IŞİD yerine bölgede insanlık adına savaşan, çoğulculuğu önemseyen, pek çok etnik grubu içeren ve koruyan, demokrasi yanlısı YPG/J’ye terörist demesi kabul edilemez. Bunun yerine bizi destekleyip Suriye’deki halklara yardımcı olmalı. Çünkü bu teröristlerin kimseye faydası yok, herkese düşmanca yaklaşıyorlar ve Türkiye için de büyük tehdit oluşturuyorlar” dedi.

4- IŞİD’de bel bağlayanlar her şeyini kaybedecek

Uluslararası kamuoyu IŞİD’i yok etmek için bu kadar büyük bir uğraş verirken Türkiye’nin IŞİD’i açıkça desteklemesinin artık mümkün olmadığını düşünen Nassen “IŞİD’i desteklemenin çok büyük uluslararası sonuçları olacaktır. Umarım Türk yetkililer bir an önce IŞİD’e karşı net bir tutum alır ve IŞİD’in değil, ona karşı mücadele edenlerin yanında yer alır” dedi ve dün BirGün’ün manşetinde yer alan DEDAŞ’ın IŞİD’e elektrik sağlaması haberini değerlendirdi: “Bu teröristlere yardım edenler, onlara bel bağlayanlar IŞİD temizlendikten sonra her şeyini kaybedecek. Umarım Türkiye’yi yönetenler bunu görüyordur”.

5- Türkiye’deki seçim sonucu bölge için olumlu

7 Haziran’da gerçekleşen genel seçimden çıkan sonucun yalnızca Türkiye için değil, Kobane için de olumlu olduğunu söyleyen Nassen, “Artık Türkiye’yi ve Türkiye’nin bölgeye yönelik politikasını tek bir parti, tek bir adam belirleyemeyecek. İnsanların istediği gibi yaşamasına tek bir parti müdahale edemeyecek. HDP’nin meclise girmesi de çok sevindirici, çünkü HDP’nin yalnızca Türkiye’deki Kürt nüfusu için değil, tüm Türkiye ve tüm bölge için ilerici planları var. Bu seçim sonuçları Türkiye için gerçek bir değişim imkanı sunuyor” dedi.

6- Sınır kapılarını açmanın zamanı geldi

Türkiye’nin artık YPG/J’nin kontrol ettiği sınır kapılarını açması gerektiğini, ancak hâlâ bu yönde bir işaret göremediklerini söyleyen Nassen, “Biz bölgemizdeki tüm komşularımızla olumlu ilişkiler geliştirmek istiyoruz. Türk halkıyla her zaman dayanışma içinde olmak, iki toplumu da birlikte geliştirmek istiyoruz. Türk yetkililer de artık daha olumlu bir tavır içinde olmalı”.

Haber, Söyleşi içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın