Moda Eleştirisi5: Kıyafetlerimiz Neye Benzeyecek?

TANSY HOSKINS
(Yazar, aktivist ve her 29 Eylül’de Londra’da düzenlenen ‘Yargılanan Moda’ adlı isyan etkinliğinin eş-organizatörü)
CounterFire’dan çeviren: Onur Erem

SINIF, cinsel yönelim, ırk veya cinsiyet ayrımcılığı olmayan ideal bir toplumda modanın nasıl bir role sahip olabileceğine, üretim-tüketim ilişkilerine ve ilhamın nasıl yönetileceğine baktık. Cevabının verilmesi gereken son bir soru daha kaldı: Peki, kıyafetlerimiz neye benzeyecek?
Kıyafetlerin neye benzeyeceğine karar vermek, o toplumda yaşayan insanlara kalmış bir seçenek olacak. Bir dönemin sanatı, o dönemin kadınlarının ve erkeklerinin ruhlarında tınlar çünkü bu, onların en içlerindeki duygularını, isteklerini ve düşünce yapılarını yansıtır. Bir dönemin sanatı, diğer dönemlerin sanatından çok radikal bir şekilde farklıdır, çünkü bambaşka bir toplumsal ortamdan doğmuştur.
Ancak, günümüz modasından kesinlikle yok etmemiz gereken bazı elementler vardır. İleride bunlar, geçmişteki baskıcı düzenin bir kalıntısı olarak hatırlanacaktır. Mesela kızların pembe, oğlanların mavi giymesi gibi. Bu örneğe benzer, düzinelerce yıkılması gereken ayrımcılık vardır. Bunlardan iki tanesine daha ayrıntılı bir şekilde bakalım.
KADINLARIN GİYDİKLERİ
Kadınların kıyafetlerine bakarak onların toplumdaki yeri hakkında bir değerlendirme yaptığımızda, kadının toplumdaki rolünün yardıma muhtaç, durağan bir seks objesi olduğunu görürüz. Modanın hiçbir alanında kadın güçlü, hızlı veya çevik değildir, her zaman ‘paketlenmiş’ ve hassas gözükmelidir. Genel olarak moda, kadını bir çocuğun seviyesine indirger. Mesela yürümek için yardıma ihtiyacı vardır, o yüzden bir erkeğin koluna girmelidir. Kadınlar bilekleri mahvedecek, eklemlere zarar verecek ve kireçlenmeye neden olacak kadar yüksek topuklar giymeli; yürümeyi zorlaştıracak, koşmayı ise imkânsızlaştıracak kadar dar etekler giymeli; nefes almayı zorlaştıracak kadar dar korseler ve kemerler kullanmalıdır.
Ariel Levy’nin dediği gibi “kadın cinselliğinin karikatürize edilmiş, bayağı, hafifmeşrep bir versiyonu o kadar yaygın hale gelmiştir ki, artık bir özelliği kalmamıştır. Bir zamanlar cinselliğin dışavurumu olarak gördüğümüz şeyi artık cinselliğin kendisi olarak görüyoruz.”
Bu kurallara uymak istemeyen her kadın, kendisini toplum tarafından kınanmış ve dışlanmış olarak bulacaktır. Eğer bir insanın ‘içine girdiği’ kıyafet, bu oyunu oynamak istemediğini belli eden bir kıyafetse, serbest piyasa ve rakip ürünlerden birine seçme özgürlüğü iddiaları insanların istedikleri kıyafeti giyme kararını haklılaştırmak için kullanılamaz.
Bazıları Fransa’nın peçeyi yasaklamasını ‘tamamen kapitalist bir yasa’ olarak görüyor. Çünkü kapitalizmde sadece kadınların kıyafeti değil, kadınların kendisi de satılıktır. Toplumdaki “kadınlar pazarlayabileceği her şeyini açıkça belli eden kıyafetler giymelidir, ‘malını’ sergilemelidir. Her koşulda üzerinde minimum kıyafet olmalıdır” düşüncesi de kadınların birer ‘mal’ olarak görüldüğünü göstermektedir.
Ancak peçenin, çarşaf ve başörtüsüyle birlikte modada önemli bir yeri olduğunu da vurgulamak lazım. Christian Dior’dan Hermes’e neredeyse bütün moda markaları zengin Müslümanlardan para kazanmak için bu tarz ürünler üretmektedir.
Bana göre, ideal bir kapitalizm sonrası toplumda kadınlar olmak istedikleri şey olabilme özgürlüğünü kazanacaktır. Kadınların üzerinde belli bir fizikselliğe veya cinselliğe uymaları için hiçbir baskı olmayacak ve kadınlar dış görünüşlerine göre yargılanmayacaktır.
SINIF
Modadaki esas diktatör sınıftır. Herkes bütçesine uyan kıyafetleri giyer ve bu kıyafetlerin görünüşüne göre diğer insanlar tarafından yargılanır.
Dünya statü göstergesi olan kıyafetler tarafından tüketilmektedir. İş kıyafeti bunun bir örneğidir. Kıyafetleriniz toplumdaki yerinizi gösterir. Antik Mısırlıların farklı toplumsal sınıflar için farklı renkte kıyafetleri zorunlu kılmaları gibi, günümüz toplumunda da kıyafetlerimizin rengi ile yargılanıyoruz: Mavi yakalı mısın, yoksa beyaz yakalı mısın? Kafanda bere mi var, baret mi; yoksa fötr şapka mı?
Kıyafetler, sahiplerinin parasının neye yetip neye yetmediğini göstermesi için tasarlanıyor. Böylece, insanların ‘net değeri’ hesaplanıp ona göre değerlendiriliyor. Kaynakların adil olarak dağıtıldığı, herkesin eşit olduğu bir toplumda bu tarz statü sembolleri işlevlerini yitirir ve yok olurdu.
Giyimde ve modada yıkılması gereken her ayrımdan sayısız fırsatlar doğabilir. Yeni toplumdaki işimiz bu olacak. Hepimiz için yepyeni bir macera olacak. Her şeyi baştan yapmak. Her şeyin yenilenmesini sağlayacak düzenlemeler yapıldığında, yanlış, pis ve çirkin olan hayatlarımız saf, hayat dolu, neşeli ve güzel hale gelecek.

Peçe yasaklanmalı mı, saklanmalı mı?

PEÇENİN yasaklanması tartışmaları konusunda İngiltere, Hollanda, Fransa ve İtalya başı çekiyordu.
»İtalya’da siyasetçiler, peçenin bir ayrım ve kendini toplumdan soyutlama simgesi olduğunu savunmuş ve yetkililer “Yüzünüzü kapatamazsınız, görülmeniz lazım. Toplum için, entegrasyon için bu şart” demişti.
»İngiltere’de okul yönetimlerine ‘güvenlik ve eğitimin hakkıyla yerine getirilebilmesi’ amacıyla peçe takmayı yasaklama yetkisi verilmişti.
Bakanlık tarafından hazırlanan yeni kıyafet yönetmeliğinde peçenin tümüyle yasaklanmasına olanak sağlanmasının en önemli gerekçesi, öğretmen ile öğrenci arasında kurulacak ‘göz temasına’ izin vermemesi gösterilmişti.
»Hollanda hükümeti, Müslüman kadınların kullandığı peçe gibi insanların yüzlerini gizleyen giysilerin kamusal alanda giyilmesini yasaklama kararı almıştı. Hollanda Adalet Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, söz konusu kararın güvenlik gerekçesiyle alındığına vurgu yapılarak, “Vatandaşların güvenlik ve huzuru göz önüne alındığında yüzü gizleyen kıyafetlerin kamusal alanda giyilmesi uygun görülmemektedir” denilmişti.
»Fransa’da kadınların kamuya açık yerlerde yüzlerini peçe ile örtmelerini yasaklayan kanun geçen Nisan ayında uygulamaya girdi. Yasaya aykırı biçimde örtünen kadınlar yasa gereği 200 dolar para cezası ödemek zorunda kalıyor. Yasayı ihlal edenler için getirilen yaptırımlar arasında yurttaşlık kursları da var. Yasa çerçevesinde, kadınların peçe takmasını zorlayanlar için ise daha yüksek bir para cezası ve iki yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Fransız hükümeti peçenin ortak yaşamanın standartlarını ihlal ettiğini savunuyor. Yasayı eleştirenler ise uygulamanın insan hakkı ihlali olduğunu vurguluyor.
»Suriye: Burka ve çarşaf yasakları Avrupa’da tartışılırken, bir peçe yasağı da alışılmadık bir coğrafyadan, Ortadoğu’dan geldi.
Nüfusunun yüzde 97’si Müslüman olan Suriye, kız öğrencilerin üniversitelere peçe ve benzeri kıyafetlerle girişini yasakladı. Yasak, devlet üniversitelerinin yanısıra özel okulları da kapsıyor. Buna göre kız öğrenciler artık okula giderken, yüzlerini kapayamayacak.

BİTTİ

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Çeviri içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s