Özgürlükler değil, baskılar ülkesi ABD

1 MAYIS 2012
WILLIAM BLUM-ZNET
BirGün için çeviren: ONUR EREM
 

 Geçtiğimiz ay Washington Üniversitesi profesörü Alan Hoffman bio-materyaller hakkında ders vermek için Küba’ya giderken ABD Hazinesi tarafından durduruldu ve Küba’ya gidişi engellendi. Dışişleri Bakanlığı ise Washington’daki iki Kübalı diplomatın, 5 binden fazla katılımcıyla solun ABD’deki en büyük yıllık buluşması olan New York’taki Sol Forum’a katılmasını engelledi. Dışişleri Bakanlığı ayrıca Küba’nın, Kolombiya’da gerçekleşecek olan Amerika Buluşması’na katılmasını da engellemeye çalışıyor. Bunlar sadece geçtiğimiz ay olanlar.

Bu durumdan bahsetmemin nedeni ben hâlâ yasal olarak Küba’ya gidemezken Obama ve destekçilerinin Küba ile ilişkilerin normalleştiğini iddia etmesi ve bunu da Obama yönetiminin en büyük başarılarından biri olarak göstermesi. Kendini ‘yenilikçi ve solcu’ olarak tanıtan Obama’nın solculukla alakası olmadığı gibi – gerçek bir solcunun ABD’de başkan olması imkansızdır – muhafazakarların Obama’yı komünist olmakla “suçlaması” ise ayrı bir komedi.

ABD’DE İŞKENCE HÂLÂ YASAL
Obamacıların bir diğer iddiası da Obama’nın ABD’deki işkence uygulamalarına son verdiği. 2012 yılında ABD’nin devlet eliyle işkenceyi sonlandırdığını duymak geç de olsa güzel bir habermiş gibi gelirken araştırdığımızda bunun da gerçek olmadığını görüyoruz. Obama, “işkenceyi bitirdik” açıklamasından hemen sonra gizli gözaltıların ve devletin adam kaçırmasının sonlanmayacağını da söylemişti, ancak Obamacılar bunu görmezden gelmeyi tercih ediyor. Dahası bunu söyleyen sadece Obama değil, CIA’in yeni direktörü Leon Panetta da adam kaçırma ilgili aynı açıklamayı yaptı. Los Angeles Times gazetesinin haberine göre “Obama’nın özel emirlerine göre CIA hâlâ bir insanı başka hiçbir kuruma veya devlete haber vermeden kaçırma, ABD ile ‘işbirliği yapan’ ülkelere götürme ve olan biteni gizleme yetkisine sahip”.

‘ İşbirliği’ kelimesinin CIA lugatındaki anlamı ‘işkence’dir. Gizli adam kaçırma operasyonları da işkence amacıyla yapılmaktadır. Tutukluların Litvanya, Polonya, Romanya, Mısır, Ürdün, Kenya, Somali, Kosova, Guantanamo veya Diego Garcia’daki işkenceleriyle ünlü üslere götürülmesinin başka bir nedeni yoktur.

Obama’nın emirlerinden bir tanesi de Ordu Saha Kitapçığı’nda yer almayan sorgulama yöntemlerinin CIA tarafından uygulanmasını yasaklamaktı. Bu da kulağa güzel geliyor ancak Ordu Saha Kitapçığı’nın içindeki sorgulama yöntemlerine baktınca hiç de güzel olmadığı anlaşılıyor: Psikolojik işkenceye dönüşebilen uzun süreli tecrit ve hücre hapsi, görme-duyma gibi algıların uzun süreli engellendiği algı mahrumiyeti, zorla uyanık tutma, korkutma ve umutsuz hissettirme, zihin ile oynayan uyuşturucular verme, aşırı sıcak veya soğuğa maruz bırakma, aşırı gürültüye maruz bırakma, vücudun rahatsız olacağı pozisyonlarda durmaya zormala ve algının aşırı yüklenmesi. Bu sorgulama yöntemlerini uygulayıp da “işkenceyi bitirdik” demek yalan söylemektir.

SAVAŞ SUÇU GİBİ CEZASIZ

Nasıl ki ABD’li tek bir insan bile Irak, Afganistan ve diğer ülkelerde işlenen savaş suçları nedeniyle bir ceza almadıysa aynı şekilde işkence yaptığı için ceza alan kimse de bulunmuyor. Bunu küresel kriz işkencesine neden olan ABD’li bankerlerin bir tanesinin bile bu yüzden ceza almamasına da benzetebiliriz.

Oysa artık bu işkencelerden sorumlu olanların yargılanması lazım. Columbia Hukuk Okulu’ndan Profesör Michael Ratner’ın da dediği gibi “Bu yöntemlerin uygulanmasına onay veren üst düzey bürokratlardan işkenceyi uygulayan askerlere kadar herkesin gerekli cezayı alması lazım. Askerlerin işkence ettikten sonra, bürokratların da işkence edildiğini bilip akşam evlerinde rahat uyumalarını içime sindiremiyorum”.

İŞKENCE DEĞİL ‘İLERİ SORGULAMA’

Okuyucularıma hatırlatmak isterim ki ABD, Birleşmiş Milletler’in 1984 yılında hazırladığı “İşkence ve diğer zalimce, insanlık dışı veya küçültücü cezalara ve davranışlara karşı sözleşme”sini imzalamıştır. Bu sözleşmenin ikinci maddesinin ikinci bölümündeki şu ifade, ABD’nin bugün bir BM sözleşmesini çiğnediğini bize gösteriyor: “Savaş hali, iç karışıklıklar veya olağanüstü hal gibi sıradışı durumlar da dahil olmak üzere hiçbir koşul işkencenin meşrulaştırılması için kullanılamaz”. Lâkin bugün ABD yönetimi, ‘işkence’ yerine ‘ileri derecede sorgulama’ diyerek bu yasayı çiğnemediğini iddia etmeye çalışıyor.

Obama’nın yardımcısı Joe Biden’ın da Obama’dan farkı yok. Irak savaşını destekleyen, en az Obama kadar İsrail yanlısı bir fanatik olan Biden, senatoda geçirdiği 35 yıl boyunca ABD’nin bütün savaşlarını destekledi: 1983’te Grenada, 1989’da Panama, 1991’de Irak, 1999’da Yugoslavya ve 2001’de Afganistan.

OTORİTER REJİM SÖYLEMİ BİTMİYOR

Biden’ın Çin hakkında söyledikleri (aslında saçmaladıkları) özellikle dikkat çekici. Çin’in müstakbel lideri Xi Jinping’in ABD ziyareti sonrasında Biden, ABD’nin Çin’e karşı büyük bir ekonomik üstünlüğü olduğunu açıkladı. Biden’a göre Çin’in otoriter hükümeti yurttaşlarını baskı altında tuttuğu için Çinliler özgürce düşünemiyor, yenilik yaratamıyor: “Neden dünyadaki en inovatif ülkelerden biri olamadılar? Neden bizim fikri mülkiyetimizi çalma ihtiyacı duyuyorlar? Neden 1.3 milyar insanın yaşadığı bu pazara girebilmek için şirketlerimiz ticari sırlarını Çin’e açıklamak zorunda kalıyorlar? Çünkü Çin yenilik üretemiyor. Çin ve benzeri ülkeler çok sayıda mühendis ve bilim insanı yetiştirebilir ancak yenilikçi düşünce üretecek bir insan yetiştiremez. Özgürce kendinizi ifade edemediğiniz bir ülkede farklı bir şekilde düşünmek imkansızdır. İnternette yazdıklarınız yüzünden fişlenme veya tutuklanma tehlikesi yaşadığınız bir ülkede özgürce düşünemezsiniz. Bu yüzden dünyanın en inovatif ülkesi biziz.”

SPUTNİK’İ UNUTMAYIN
Bu söylem bana bir yerlerden tanıdık geliyor. 1957 yılından, ABD’nin Sovyetler Birliği hakkındaki açıklamalarından… ABD yönetimi benzer “otoriter SSCB, özgür ABD” söylemlerini üretirken SSCB dünya yörüngesine Sputnik uydusunu yollamayı başarmıştı. ‘Yenilikçi’ ABD’nin beklemediği bu hamle sonrasında ABD’de ‘Sputnik krizi’ adı verilen kriz meydana gelmişti.

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Çeviri içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s