ENGELLİNİN İKİ SEÇENEĞİ VAR: Ya evinde otur, ya sokakta işkence çek

İstanbul’un en merkezi yerlerinde iki gün boyunca tekerlekli sandalyeyle gezdim; kaldırımlara çıkamadım, restoranlara giremedim, engelli asansöründe mahsur kaldım…

ONUR EREM
DSC_0786

Şişli Belediyesi’nin bulunduğu binanın önü. Kaldırım arabalardan gözükmüyor bile. Tek çare yoldan gitmek.

Dosyayı hazırlamaya başlarken yaya olarak bile yürümenin zor olduğu İstanbul sokaklarında, tekerlekli sandalyedekilerin neler yaşadığını hayal edemiyordum. Engel Sizsiniz dosyamız için konuştuğum insanlar yaşadıkları sıkıntıları anlatsalar da, bir tekerlekli sandalyeyle dolaşarak engellilerin sokakta yaşadığı zorlukları bizzat deneyimleyerek sizlere aktarmak istedim.

04 sandalye9 02

Buradan yürüyerek geçeni de kutlarım ben.

Ataköy’deki Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin temin ettiği akülü tekerlekli sandalyeyle,   herhangi bir engelle karşılaştığımda kesinlikle ayağa kalkmadan 2 gün boyunca İstanbul’un en merkezi bölgelerinde gezdim; başkalarının yardımına ihtiyaç duydum, hatta bazı yerlerde yardıma rağmen ilerleyemedim.

İşte bu iki günlük yolculuğumda yaşadıklarım:

BİRİNCİ GÜN: ATAKÖY-TAKSİM-BEŞİKTAŞ
Dernek merkezinden Ataköy otobüs durağına giderken kaldırımda daha önce hiç dikkatimi çekmeyen çukur ve eğimlerin bir tekerlekli sandalyede ne kadar rahatsız edici olabileceğini farkettim.
Otobüs durağına geldiğimde amirlikte bekleyen şoförlere Taksim otobüsünü sordum. “İnşaat olduğu için saatler belirsiz. Oralar hep kazılmış durumda, dikkat et zorlanırsın bu halinle” dediler. Yarım saat sonra gelen 70T hattına binerken şoför daha önce görüştüğüm engellilerin anlattıklarının aksine engelli kapağını indirdi, otobüsü alçalttı. İlk durak olmasının da etkisi olduğunu düşünüyorum.
20121119_143720
Yolda giderken geçtiğimiz duraklara özellikle dikkat ettim. Durakların öncesine ve sonrasına parkeden araçlar nedeniyle otobüslerin durakların büyük bir kısmına yanaşması imkansız. Durağa yanaşamadığı için engellileri kaldırım yerine ancak yola indirebilir. Duraktaki kaldırımda bir rampa bulunmadığı için tekerlekli sandalye ile sokağın sonuna kadar giderek oradaki rampadan kaldırıma çıkmak mümkün olsa da araçların arasında tekerlekli sandalye ile yapılacak bir yolculuk son derece tehlikeli. Geçen ay kaldırıma çıkamadığı için çöp kamyonunun çarpması sonucu ölen engelli gencin acısı hala taze.

CADDELER GÖRECE İYİ, SOKAKLAR SORUNLU
Geçtiğimiz ana caddelerin çoğunun kaldırımlarında tekerlekli sandalye için rampa olsa da caddelere çıkan sokakların büyük bir kısmında kaldırımda tekerlekli sandalye ile gitmek mümkün değil. Ya çok darlar, ya araç parketmiş ya da işletmeler işgal etmiş.
Otobüsteki insanların acıma dolu bakışları arasında Taksim’e vardığımda otobüs medyandaki anıtın orada durdu. Şoför kalkıp engelli rampasını açmadığı için yolculardan yardım istedim. Rampayı açtıklarında kaldırımın 5 cm önüne açıldığını gördük. Şoföre inemeyeceğimi, kaldırıma yanaşmasını söyledim. Rampayı kapattık, kaldırıma yanaştık ve bir yolcu tekrar rampayı açarak bana yardımcı oldu.
Taksim’de bir süre dolaşarak erişilebilirliği test etmek istiyordum. Sonuçta bu bölge İstanbul’un önemli eğlence ve turizm merkezlerinden. En büyük özenle düzenlenmiş olması gereken İstiklal caddesi ve civarında karşılaşacaklarım, İstanbul’un geri kalanına dair önemli bir fikir verecekti.

20121119_141812

İnsanlık için küçük, benim için büyük bir basamak. Dikkat ederseniz çoğu restoranın girişinde bunlardan olduğunu siz de farkedebilirsiniz.

ÇALIŞMALAR ENGELLİYE “TAKSİM’E GELME” DİYOR
Meydandaki çalışmalar nedeniyle tekerlekli sandalye ile Talimhane tarafına geçmek imkansız. Tarlabaşı Bulvarı’nın kaldırımlarının tamamen kazılması nedeniyle bırakın bir engellinin geçmesini, o apartmanlarda oturan ortopedik engelli bir yurttaşın evinden çıkması tamamen imkansız hale gelmiş. İstiklal Caddesi’nin ilk sokaklarındaki çalışmalar nedeniyle bu sokaklara girmek imkansız. Yanda bırakılan boşluklar bir tekerlekli sandalyenin giremeyeceği kadar dar. İstiklal’de ise kırık yer döşemesi yürüyen insanlara sorun çıkardığı kadar tekerlekli sandalyedekilere de sorun çıkartıyor. Ansızın yerden yükselen taşlara takılmadan ilerlemek için sürekli manevra yapmak gerekiyor.
Caddeyi kesen sokakların yayalaşmış olanlarında rahatça dolaşmak mümkün. Ancak arabaların kullandığı sokakların kaldırımları o kadar dar ki, erişmek mümkün değil.
Karnım acıktığında sıklıkla yemek yediğim yerleri tek tek dolaşmama rağmen hepsinin girişlerindeki basamaklar ve merdivenler içeri girmeme engel oldu. 20121119_143129Kapitalist mantıkla bakınca talep olmadığı zaman arz da olmuyor. Ancak esas sorun, engellilerin İstanbul’da sokağa çıkıp İstiklal Caddesi’ne gelemeyecek durumda olması.
En sonunda meydandaki Anıt Büfe’nin girişinde basamak olmadığını farkederek içeri girdim. Sağdaki ilk masada elektrik girişi de mevcut olduğundan bir yandan yemek yerken bir yandan da aracımı şarj ettim.

OTOBÜSLER DURAKLARA YANAŞAMIYOR
Gümüşsuyu’ndaki otobüs durağına giderek Beşiktaş’a geçmeye karar verdim. Bu durakta da park eden araçlar nedeniyle otobüsler kaldırıma yanaşamıyor, ancak yol ile kaldırımın aynı seviyede olması otobüse erişebilmemi sağladı. Bir sonraki durak olan Teknik Üniversite’den binmeye çalışsaydım kaldırımın yüksek olması ve araçların İspark bilgisi dahilinde parketmesi nedeniyle otobüse binemeyecektim.
20121119_153024
Beşiktaş’ta iskelenin oradaki durakta inmek istediğimde şoföre kapağı açmasını söylüyorum. Ama şoför yine yolculara söyleyerek kapağı onlara açtırdı. Durakta parkeden taksiler nedeniyle otobüs durağa yanaşamadığı için yola inmek zorunda kaldım. Durağın ilerisindeki ışıklara kadar araçların arasından giderek orada kaldırıma çıkabildim.
Beşiktaş-Ortaköy arasındaki yolu denemek istedim. Ortaköy’ün kaldırımlarının oldukça dar olduğunu hatırlıyordum. Yolun başlangıcında kaldırımdaki kapaklar bana zor anlar yaşatsa da yolun yarısına kadar bir sorun yaşamadan ulaştım. Ancak aracın pilinin bitmesi, benim de yolculuğumun ilk gününün bitmesi anlamına geldi. Taksiyle gazeteye dönerek aracı şarja taktım.

İKİNCİ GÜN: MECİDİYEKÖY-ZİNCİRLİKUYU- ATAKÖY
04 sandalye1 02
Sonraki gün sabahtan Mecidiyeköy’ü gezmek, ardından Zincirlikuyu metrobüs durağına giderek İstanbul’un kenar semtlerinden birini gezmeyi planlıyordum. Ancak Mecidiyeköy’de yaşadıklarım, daha ücra semtlere gitmeme hiç gerek olmadığını gösterdi.
Mecidiyeköy’ün kaldırımlarında ilerlemek tahmin ettiğimden çok daha zordu: Kaldırıma parkeden arabalar, ansızın biten kaldırımlar, çıkması ve inmesi imkansız engelli rampaları, kaldırımın ortasından geçen su olukları… Muhabirimiz Olgu Kundakçı’nın yardımına rağmen geçemediğim noktalar oldu, kaldırımın yanlış eğimi nedeniyle defalarca yoldaki araçların arasına uçma tehlikesi atlattım. Ve o an anladım engellilerin neden sokağa çıkmadığını. Bir engelli olarak arkadaşlarımla eğlenmeye çıktığımı hayal ettim: Arkadaşlarım eğlenmekten çok bana yardım etmekle uğraşmak zorunda kalacaktı. Bir süre sonra insanlara zahmet vermenin yarattığı rahatsızlıkla evden çıkmak istemeyecektim.
04 sandalye2 02
Tekerlekli sandalyeyi alırken kesinlikle ayağa kalkmamaya karar vermiştim. Bir engelle karşılaşınca ayağa kalkıp atlamak çok kolay. Engellilerin psikolojisini daha iyi anlamak için bir engelle karşılaştıklarında hissettikleri çaresizliği benim de hissetmem gerekiyordu. Bu çaresizliği Mecidiyeköy’de o kadar yoğun hissettim ki, yarım saatlik bir gezintinin (aslında işkencenin) ardından bir an önce buradan uzaklaşmak istiyordum. Olgu ile birlikte Zincirlikuyu metrobüs durağına doğru yola koyulduk.

Büyükdere Caddesi İstanbul’un en modern caddelerinden biri. Her gün milyonlarca insanın kullandığı bu caddenin üzerinde sayısız kurumun genel müdürlüğü, alışveriş merkezi ve Şişli Belediyesi yönetimi bulunuyor. Ancak caddenin hali içler acısı. Mecidiyeköy’den Zincirlikuyu’ya varana kadar 2 kere öyle engellerle karşılaştık ki geri dönüp yolun karşı kaldırımına geçmemiz gerekti. Şişli Belediyesi’nin önüne parkeden araçlar nedeniyle kaldırıma çıkamamam, belediyenin engellileri ne kadar önemsediğini gösteriyordu.

04 sandalye3 02OTOYOL BAĞLANTISINDA, ARAÇLARIN ARASINDA
Büyükdere ile Barbaros Bulvarı’nın birleştiği noktada TAT Kulelerinin önünden metrobüs durağına doğru gitmeye çalışırken yaya geçidinde rampa olmadığını farkettim. Barbaros’ta arabaların yanından TAT Kulelerinin oradaki üstgeçide ulaşmaya çalışsam da üstgeçitte engelli asansörünün olmadığını gördüm. Metrobüse ulaşmam için tek yol Barbaros Bulvarı’nın E5 bağlantı yolunda araçların arasında karşıdan karşıya geçmekti. Adrenalin dolu bu yolculuğun sonunda Zincirlikuyu metrobüs durağının asansörüne vardım. Bu yolculuk belediyenin göstermelik bir engelli asansörü koyup engellinin oraya nasıl ulaşacağını umursamadığının en somut göstergesiydi.
04 sandalye7 02
Mecidiyeköy durağında inerek biraz da Cumhuriyet Caddesi üzerinde gitmek istiyordum. Ancak durakta indikten sonra merdivene monte edilen engelli rampasının kaldırıldığını öğrendim. “İnşaat var diye kaldırdılar, onun yerine asansör yapılıyor ama açılmasına birkaç ay var” dedi güvenlik görevlisi bana. İstanbul’un en işlek durağının bile bu halde olmasına üzülerek Ataköy’e giderek tekerlekli sandalyeyi iade etmeye karar verdim.
Mecidiyeköy’de tekrar metrobüse binebilmem için 11 otobüsün geçmesini bekledim. Ya çok dolulardı, ya da insanlar beni umursamadan hızla içine doluştukları için sonrasında engelli rampasını açacak yer kalmıyordu. 12. otobüse bindikten sonra bir köşeye geçtim. İneceğim durak yaklaşırken otobüsün içi o kadar kalabalıktı ki inebileceğimden şüphe etmeye başladım. Neyse ki insanlar manevra yapmama yetecek kadar açılabildi de ben de kapıya yaklaştım. Ancak otobüs yolcular engelli rampasını açmaya çalışırken kalktı. Neyse ki yolcular bağırdı da tekrardan durdu ve indim.
Ataköy durağındaki engelli asansörünün kapısını açmayı başaramadım (akbil okutmak gerektiğini unutmuştum). Ortalıkta bana yardım edecek güvenlik görevlisi de yoktu. Ne yapacağımı düşünürken otobüslerin birinden engelli bir yurttaş indi. “Bendeki kart asansörü açıyor” dedi, asansörü açtı ve bizi bekleyen sürprizin farkında olmadan içeri girdik.

04 sandalye4 02ENGELLİ ASANSÖRÜNDE MAHSUR KALMAK
Asansörün düğmelerine basmamıza rağmen bir hareketlenme yoktu. Kapı da üzerimize kilitlenmişti ve dışarı çıkamıyorduk. Asansörün içindeki acil durum telefonunu kaldırdık ama telefon bozuktu. Bir dakikadan uzun süre alarm ziline bastık lâkin E5’in gürültüsü nedeniyle alarmı yalnızca biz duyabiliyorduk. Bizi kurtarmaya kimsenin gelmeyeceğini anladığımızda otobüs şoförlerine el sallayarak güvenlik görevlisini çağırmalarını istedik. Biri indi, üstgeçitteki güvenlik görevlerine ıslık çaldı ama duyan olmadı. Arkasında biriken otobüsler nedeniyle yukarı çıkamadığı için yola devam etti.
Bir süre sonra yolculardan birinin dikkatini çekmeyi başardık. Asansörün yanına gelen yolcuya sesimizi duyurmayı başaramıyorduk. Çantamdan çıkardığım kağıda “Mahsur kaldık, güvenliğe haber ver” yazdım ve camdan gösterdim. 2 dakika sonra yanımıza gelen güvenlik görevlisi elektrik kablolarıyla bir süre uğraştıktan sonra asansör harekete geçti. Sonunda kurtulmuştuk.

– Asansöre beraber bindiğim engelli yurttaş ile bu sürede epey sohbet etme fırsatımız oldu. “Şu hale bak, bizi umursayan yok. Bir asansör yapmışlar hemen bozuluyor. Engellinin halinden yine engelli anlar. Senin yaşında yaşadığım zorlukları çok iyi bilirim” dedi. Yüzde 40 engelliydi ve lise terk olduğu için iş bulamıyordu.

04 sandalye5 02

“Senden bir ricam olacak, eğer internette falan devletin sözleşmeli işçi ilanını görürsen bana haber ver. Lise terk olduğum için memur olamıyorum, yıllardır işsizim” diyordu bana. Telefon numarasını verdi ve yollarımız ayrıldı.
Omurilik Felçlileri Derneği’ne vardım, saatler sonra ayağa kalktım. Dernek çalışanları “nasıl geçti” diye soruyordu ve cevap vermekte zorlanıyordum.

Devamı:

Devamı: https://onurerem.com/2012/12/10/engelliler-icin-engellilere-ragmen/

https://onurerem.com/2012/12/10/camlari-kirmadikca-dikkate-alinmiyoruz/

https://onurerem.com/2012/12/10/yardim-meselesi-degil-hak-mucadelesi/

Öncesi: Bölüm 1 | Engelliye devlet eliyle ayrımcılık

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Haber içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

ENGELLİNİN İKİ SEÇENEĞİ VAR: Ya evinde otur, ya sokakta işkence çek için 8 cevap

  1. Geri bildirim: Engelliye devlet eliyle ayrımcılık | Onur Erem

  2. Geri bildirim: Yardım meselesi değil, hak mücadelesi | Onur Erem

  3. Geri bildirim: 3 Aralık Dünya Engelliler Günü | Onur Erem

  4. hüsna dedi ki:

    mailde yazdım ama burdan tekrar yazayım, yolların bozukluğunu gördükçe sinirleniyordum, yazınızla daha çok üzüldüm. ne kadar düşüncesiz insanlar olduk ki böyle yöneticileri başımıza geçiriyoruz. hep mi böyleydik bilmem. sebebi umrumda değil. neyse, çok teşekkürler, uğraştığınız ve sakin sakin oturup yazabildiğiniz için. empati işte budur.

    Beğen

  5. Geri bildirim: ‘Engelliler için, engellilere rağmen’ | Onur Erem

  6. Geri bildirim: ‘Camları kırmadıkça dikkate alınmıyoruz’ | Onur Erem

  7. notlar dedi ki:

    Reblogged this on notlar and commented:
    İstanbul’da engelli olmanın, tekerlekli sandalye ile şehirde hareket etmenin zorlukları üzerine önemli bir yazı.

    Beğen

  8. UguR dedi ki:

    Allah tüm engelli kardeşlerimizin yardımcı olsun , gerçekten çok kötü ve zor bir durum …

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s