Kapitalizmin göbeğinde distopya

Kapitalizmin göbeğinde distopya

ABD’de bir zamanların görkemli kenti, kapitalizmin vitrini olan Detroit bugün bir kapitalizm distopyasına döndü. Kentin içler acısı hali, bir sonraki krizden sonra diğer kentlerin de başına gelecekleri gösteriyor

MICHAEL SNYDER | BİRGÜN İÇİN ÇEVİREN: ONUR EREM | 26.07.2013

Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük kentlerinden biri olan Detroit bugün acılı bir ölüm yaşıyor. Bir zamanlar 1.8 milyon kişinin yaşadığı bu kentte bugün 700 bin insan kaldı. Geçmişte ABD’nin ortalama geliri en yüksek kenti unvanını taşıyan Detroit neo-liberal politikalar sonucu çürüyen bir cehenneme dönüştü. Kent yönetiminin resmi iflas başvurusu ise yargı tarafından geçen hafta durduruldu. Yargıçlar iflas başvurusunun emekli maaşlarını azaltacağını, bunun da Detroit’in bağlı olduğu Michigan Eyaleti’nin anayasasına aykırı olduğunu söyleyerek iflas başvurusunu reddetti. Anlaşılan Barack Obama’nın 2008 krizinde batan Detroit otomobil endüstrisini devlet kasasından para enjekte ederek kurtarması kenti kurtarmaya yetmemişti. İflas başvurusunun reddedilmesinin ardından kentin geleceğinin ne olacağı hakkında kimsenin bir fikri yok – herkesin emin olduğu tek şey kentin ekonomisinin tekrardan rayına oturtulamayacak bir noktaya geldiği. Bu noktayı daha iyi anlatabilmek için, bir zamanlar dünyanın en gösterişli kentlerinden biri olan Detroit’in bugünkü haline dair 25 olgu derledik:

1. Detroit’ten alacağı olan 100 binden fazla kişi ve kurum var.

2. Kentin toplam borcu 20 milyar doları aştı (yaklaşık 39 milyar TL).

3. 1960’larda Detroit, ortalama geliri ABD’nin en yüksek olan kentiydi.

4. 1950’de 300 bin olan sanayi istihdamı bugün 27 bine düştü.

5. 2000-2010 yılları arasında Detroit’in bağlı olduğu Michigan eyaletinde sanayi istihdamı yüzde 48 oranında azaldı.

6. Detroit’te konut fiyatları o kadar düştü ki, 500 dolara (yaklaşık 950 TL) satılan çok sayıda ev bulmak mümkün.

7. Kent merkezindeki evlerden 78 bini terk edilmiş ve boş durumda.

8. Kentin 360 kilometrekaresinden fazlası tamamen terk edilmiş ve harabeye dönmüş durumda.

9. Kent sakinlerinin yüzde 47’si yalnızca basit seviyede okuma yazma biliyor. Karmaşık metinler yazamadığı gibi, bu tarz metinleri anlayamıyor da.

10. 16 yaş ve üzeri nüfusunda yarısından azı çalışabilecek bir iş bulabiliyor.

11. Detroit’teki çocukların yüzde 60’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

12. Bir zamanlar ABD’nin en kalabalık 4. kenti olan Detroit nüfusu 60 yılda yüzde 63 azaldı.

13. Kent yönetiminin neredeyse tek geliri, kumarhanelerden aldığı toplam aylık 11 milyon dolarlık vergi.

14. Detroit’te 70’ten fazla, çevreye aşırı derecede zararlı olarak sınıflandırılan çöp alanı bulunuyor.

15. Kentteki sokak ışıklarının yüzde 40’ı çalışmıyor.

16. Ambulansların yalnızca üçte biri çalışıyor.

17. Çalışan ambulansların bir kısmı ise yenilenemediği için 460 bin kilometreden fazla yol yapmış araçlardan oluşuyor.

18. Kentteki parkların üçte ikisi 2008’den bugüne kapatıldı.

19. Son 10 yılda kentteki polis sayısı yüzde 40 azaldı.

20. Bir yurttaş polis çağırdığı zaman polisin olay yerine ulaşması ortalama 58 dakika sürüyor.

21. Bütçe kesintileri nedeniyle karakollar günün 16 saati kapalı tutuluyor.

22. Kentteki suç oranı ABD ortalamasının 5 katına ulaştı.

23. Detroit’teki cinayet oranı New York’un 11 katına çıktı.

24. Detroit polisi işlenen suçların yalnızca yüzde 10’unu çözebilir hale geldi.

25. Detroit polisi “Detroit’e girmek tehlikelidir, sorumluluk size aittir” broşürleri dağıtmaya başladı.

Detroit’i bu hale getiren politikalar ABD’deki büyük kentlerin neredeyse tamamı tarafından uygulanmaya devam ediyor. Eğer politikalarımızı değiştirmezsek bütün ülke bir süre sonra Detroit’e dönebilir. Şikago, New York, San Diego ve San Jose gibi kentler de benzer şekilde borçlanıyor. Şimdilik Detroit kadar kötü olmayabilirler ama bu yalnızca şanslı oldukları için böyle.

Finansal analist Meredith Whitney 2011 başında “ABD’deki kentleri iflas bekliyor” dediğinde büyük eleştiri toplamıştı, 2011 sonunda ‘Hani nerede batık kentler’ sözleriyle topa tutulmuştu. Ama şimdi hepimiz Whitney’in söylediklerinin gerçekleşmeye başladığını gördük, sadece biraz erken konuşmuştu.

Bu daha başlangıç. Bir sonraki ekonomik krizde diğer büyük kentlerin de benzer senaryolarla karşılaşacağına Whitney gibileri kesin gözüyle bakıyor. Üstelik bu sefer tek bir kent değil, çok sayıda kentten oluşan büyük bir dalga gelecek üzerimize. Bunun sorumlusu ise, izlediği politikalarla ulusu yüzlerce trilyon dolarlık borç batağına sokan ABD yönetimi olacak.

Bugün ABD’de altyapı sıkıntısı had safhada, altyapıyı yenileyecek kamu kaynağı bulunamıyor. Yoksulluk ve hane borçları hızla artıyor. Ulus olarak ürettiğimizin çok daha fazlasını tüketiyoruz ve küresel GSYH içindeki payımız dramatik bir şekilde azalıyor.

Uzun zamandır ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyoruz. Üstelik borçla sürdürdüğümüz bu sahte refahı gerçek sanıyoruz. Ancak refah seviyemize ‘ayar çekecek’ sağlam bir şok dalgası yaklaşıyor ve bu, sahte refaha alışmış ABD halkını sudan çıkmış balığa çevirecek.

Bu yüzden Detroit’in haline gülmeyin. Bu kentin yaşadığı sıkıntılar yakında sizin kentinize ve ülkenize de gelecek!

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Çeviri içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s