Askerliği Kobane için reddettiler: “Türkiye vicdani reddi tanımalı”

ONUR EREM 10.10.2014

İstanbul’da 2014 raporunu açıklayan Avrupa Vicdani Ret Bürosu, Türkiye hükümetinin vicdani ret konusunda Avrupa Konseyi’ne yalan söyleyerek oyalama taktiği izlemesini eleştirdi

 

Türkiye’nin ilk vicdani retçilerinden 51 yaşındaki Vedat Zencir ve Ercan Aktaş, toplantının ardından Galatasaray Meydanı’nda Kobane direnişini destekleyen ret açıklamalarını okuduktan sonra kendilerine verilen GBT tutanaklarını yaktı

Türkiye’nin ilk vicdani retçilerinden 51 yaşındaki Vedat Zencir ve Ercan Aktaş, toplantının ardından Galatasaray Meydanı’nda Kobane direnişini destekleyen ret açıklamalarını okuduktan sonra kendilerine verilen GBT tutanaklarını yaktı

ONUR EREM 10.10.2014

Avrupa Vicdani Ret Bürosu (EBCO) yıllık raporunu açıkladığı toplantıda Türkiye’ye yoğun eleştiri getirdi. Dün İstanbul Beyoğlu’nda Vicdani Ret Derneği’nin (VR-DER) düzenlediği toplantıda konuşan EBCO Başkanı Friedhelm Schneider, AKP’nin zorunlu askerlik uygulamasını kaldırmamasını eleştirirken raporun Türkiye bölümünde “Vicdani ret hakkının ulusal güvenlik bahanesiyle tanınmaması kabul edilemez” ifadeleri yer aldı. Vicdani retçiler hakkında GBT işlemi yapılması ve para cezaları kesilmesi de EBCO tarafından kınandı. Schneider topantıda “1979 yılında EBCO’yu kurarken vicdani reddin uluslararası sözleşmelerle korunan bir insan hakkı olması insanlara ütopik geliyordu ama bunu başardık, şimdi Türkiye’nin de buna uyması lazım” dedi.

ASKER OLMAMAK İÇİN İLTİCA

EBCO raporunu hazırlayan Derek Brett ise bu konuda inatla hiçbir adım atmayan tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çekerken “Hükümet temsilcileri Avrupa Konseyi’nin 2006’dan beri her sorusuna ‘vicdani ret üzerinde çalışıyoruz’ diye cevap veriyordu. 2012’de artık hükümete inanmayı bırakan Konsey, somut çalışma örnekleri istedi, cevap gelmedi. Ve 2014’te hükümet vicdani ret konusunda hiçbir çalışmaları olmadığını söyleyerek yalanını itiraf etti” ifadelerini kullandı: “Bu yüzden Türkiye’de çok sayıda insan Avrupa ülkelerine iltica edip oturma izni almak zorunda kalıyor. Oysa vicdani ret, savaş dönemlerinde orduda bulunan askerlere dahi verilmesi Türkiye’nin de imzaladığı anlaşmalarla şart olan bir haktır”.

Katılımcılardan VR-DER avukatı Davut Erkan askere katıldıktan sonra reddini ilan edenlerin yaşadıkları sorunları salonla paylaşırken İHD’nin İstanbul Şube Başkanı Abdülbaki Boğa ise Türkiye’nin yalnızca vicdani reddi değil, yaşam hakkı başta olmak üzere çok sayıda hakkı engellediğini ve sorumluların cezasız kaldığını belirtti.

TOPLANTIDA KOBANE VURGUSU

Vicdani retçiler Vedat Zencir, Mehmet Tarhan ve Ercan Aktaş vicdani retçiler olarak Kobane’deki direnişe destek verdiklerini anlattılar. Yakın tarihin en barbar çetelerinden biri insanlara saldırıp katlederken o insanların öz savunmalarını oluşturup direnmesinin desteklenmesi gerektiğini söyleyen retçiler bölgedeki direnişi İspanya İç Savaşı’ndaki direnişe benzettiler. Vedat Zencir, Kobane’deki bir arada yaşama deneyiminin Erdoğan’ı ve uluslararası güçleri korkuttuğunu söylerken Mehmet Tarhan, Kobane ve Suruç’ta ulus devletlerin ne kadar insanlık dışı yapılar olduğunu gördüğünü anlattı. Retçiler, savaş karşıtı mücadelenin değerinin böyle zamanlarda daha iyi anlaşıldığını söyledi.

HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ise meclisteki AKP çoğunluğu nedeniyle birçok konuda olduğu gibi vicdani ret konusunda da ellerinin bağlı kaldığını aktarırken bu konuda yalnızca HDP ve bazı CHP’li vekillerin çaba verdiğini, sokakta vicdani ret eylemleri arttıkça diğer vekillerin de bunu gündemlerine almak zorunda kalacağını söyledi. Toplantıda, bu alanda çalışmalar yapmış gazeteciler İsmail Saymaz ile Pınar Öğünç de konuştu.

AB raporunda da vicdani ret eleştirisi vardı

Avrupa Birliği’nin bu hafta açıklanan Türkiye ilerleme raporu da vicdani ret konusunda hiçbir adım atılmadığına dikkat çekmiş, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üye ülkeleri içinde vicdani ret hakkını tanımayan tek ülke olduğu vurgulanmıştı. Hükümetin Mart ayında açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nda da vicdani ret konusuna değinmemesi eleştirilirken AKP, AİHM kararları doğrultusunda hareket etmeye ve vicdani ret hakkını tanımaya davet edilmişti.

Haber içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu: Polisin ve çetelerin şiddetini kınıyoruz

09.10.2014

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) dün akşam saatlerinde bir açıklama yaparak “Türkiye’de polisin ve çetelerin IŞİD karşıtı gösterilere gerçek silahlarla ve vahşi bir şekilde saldırmasını kınıyoruz” dedi. Polis ve çetelerin yanı sıra AKP yanlısı grupların da eylemcilere saldırmakla suçlandığına dikkat çeken FIDH, İnsan Hakları Derneği gibi kurumların çalışmalarının devlet tarafından engellenmesine tepki gösterdi.

SORUMLULAR YARGILANMALI

Açıklamayı yapan FIDH Başkanı Karim Lahidji “Hassas müzakereler sürerken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Bizim için IŞİD ve PKK birdir’ sözleri kabul edilemez. Polisler yetkilerini suistimal ederek halka saldırmayı bırakmalı, gerçek mermi kullanmamalı” dedi. Türkiye’nin Hizbullah, HÜDA-PAR ve AKP’lilerin vahşetini engellemekle yükümlü olduğunu hatırlatan Federasyon sorumluların yargılanması gerektiğini belirtti ve Türkiye’nin İslamcı militanları korurken YPG’lileri engellemesini eleştirdi. Açıklamada “İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın sokaktaki eylemcileri vatana ihanetle suçlayıp ‘şiddete misliyle cevap veririz’ demesini derin endişlere yol açmaktadır” ifadeleri de kullanıldı.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Erdoğan’ın yalanlarını tüm Ortadoğu halkları görüyor

ONUR EREM 07.03.2013

Dünya Barış Konseyi Ortadoğu Bölge Koordinatörü, Filistin Barış ve Dayanışma Komitesi üyesi Akel Taqz, geçen ay Barış Derneği’nin toplantısına katılmak için İstanbul’daydı. Taqz ile Filistin-İsrail barışı, Mısır’da Mursi politikalarının Filistin üzerine etkisi, Suriye’deki çatışmalar ve Erdoğan’ın Ortadoğu politikaları üzerine konuştuk:

»Filistin-İsrail arasındaki barış görüşmeleri dünyanın en başarısız barış görüşmelerinden biri oldu. On yıllardır süren görüşmelerden sonuç çıkmadı. Bunun ardındaki tek neden taraflardan birinin diğerinden çok daha güçlü olması mı?
En önemli nedenlerden biri olsa da tek neden bu değil. ABD’nin İsrail’i koşulsuz desteklemesi nedeniyle İsrail hükümetinin uzlaşmaya ihtiyaç duymaması da önemli bir neden.

»İsrail’in barışa ihtiyacı yok mu?
İsrail halkının barışa ihtiyacı var. Yıllardır süren savaşçı politikalar ve Araplara karşı uygulanan ayrımcılık onları bölgede yalnızlaştırdı, nefret edilmelerine yol açtı. Ama İsrail hükümetinin barışa ihtiyacı yok. Savaş ve gerilim onları iktidarda tutan nedenler. Halkta yarattıkları korku sayesinde iktidarda kalabiliyorlar.

»İsrail yurttaşlarının yüzde 20’si Arap ama Araplar seçimlerde genellikle oy kullanmıyor. Oy kullananlar da çoğunlukla komünist partilere oy veriyor. İsrail’deki tüm Araplar seçimlerde oy kullansaydı İsrail politikalarını etkileyebilirler miydi?
İsrail’deki tüm Arapların oy kullanması gerektiğini düşünüyorum. Böylece az da olsa politikayı etkileyebilirler. Mecliste daha çok Arap olması önemli bir mesaj olurdu. Yüzde 20’lik nüfus ülkeyi yönlendirecek kadar büyük olmasa da etkin olabilecek bir oran. Ama Araplar politikaya dair inancını yitirmiş. Kimse haklarını güvenceye alan kalıcı bir barış olabileceğine inanmıyor. Bu yüzden oy kullanmıyorlar.

»Mısır’da Mursi’nin iktidara gelmesi Filistin’i nasıl etkiledi?
Müslüman Kardeşler ABD’den de aldığı destekle bölgedeki etkisini artırıyor ama bu süreçte söylemleriyle yaptıkları birbirini tutmuyor. Mursi’nin seçim öncesi İslam vurgulu konuşmaları iktidara gelince etkisini yitirdi. Mursi seçilebilmek için ABD ve İsrail’in iznini almış bir insan. Anlaşmaya varmasaydı iktidara gelemezdi. Şimdi de bir yandan ABD ve İsrail çıkarlarına zarar vermeden yoluna devam ederken bir yandan da İslamcı söylemiyle halkın gazını alıyor, ABD ve İsrail’e karşı hamle yapıyormuş gibi gösteriyor kendini. Oysa sözlerinin aksine Filistin’i hiç desteklemiyor, günlük hayatımızı kolaylaştırmamıza yardımcı olmuyor.

»Anlattıkların çok tanıdık geldi. Erdoğan’ın politikaları hakkında Filistin’in solcuları olarak ne düşünüyorsunuz?
Müslüman Kardeşler siyaset stratejileri konusunda AKP’yi ve Erdoğan’ı bolca çalışmış olmalı. Erdoğan çok sığ bir adam. Solcular için analiz etmesi çok kolay. Ortadoğu’daki bütün halklardan solcular onun yaptıklarının ne anlama geldiği görüyor. Ülkesindeki ve Ortadoğu’daki halkı İslamı koruyacağını, İsrail’e karşı duracağını söyleyerek kandırıyor, arka planda ABD politikalarını uyguluyor. Zaten NATO üyesi bir ülkenin ABD politikalarına karşı çıkması imkânsız. Erdoğan’ın Ortadoğu politikaları Ortadoğu halklarının çıkarına olmayacak, bu kesin.

»Filistin’de hâlâ popüler mi?
Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesine kadar popülerdi. Ama o noktadan sonra popülerliği çok azaldı. Filistin’e dair ettiği büyük lafları unutup yola devam etmesi Filistin halkını rüyadan uyandırdı.

»Suriye’de yaşanacak olası bir rejim değişikliği Filistin’i nasıl etkiler?
Filistin açısından kötüye gidiş olur. İslamcılar Suriye’de iktidara gelirse hem Suriye hem de bölgedeki diğer ülkelerin demokrasisi yara alır. Çünkü İslamcıların iktidarda olduğu yerde demokrasi olmaz. Üstelik İsrail’deki dincilerin de elini kuvvetlendirir. “Bakın Suriye’de din temelli bir devlet kuruldu, biz de İsrail’i din temelli bir Yahudi devletine çevirmeliyiz” derler.

Söyleşi içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Diyarbakır’da tanklar, çeteler ve silah seslerinin arasında

Diyarbakır’dan JİNHA muhabiri Zehra Doğan, kentin sokaklarından izlenimlerini, çatışmaların şiddetini ve silah seslerinin arasında gazetecilik yapmanın zorluklarını anlattı

09 zehradogann 02

ONUR EREM 08.10.2014

Kürt kentlerinde sokağa çıkma yasağına rağmen eylemler devam ederken, en yoğun eylemliliğin yaşandığı Diyarbakır’da, gazeteciler tankların gölgesinde haber yapmaya çalışıyor. Kadın haber ajansı JİNHA’dan Zehra Doğan, bu ortamda halkın nabzını tutmaya ve sokakları izlemeye çalışan gazetecilerden. “Ajansın penceresinden dışarı baktığımızda tanklar görüyoruz” diyor. Telefon konuşmamıza arkadan gelen silah sesleri eşlik ediyor.

HÜDA-PAR KADINLARA SALDIRIYOR

“Hüda-Par’lılar 2 kişinin öldürülmesinin intikamını alacaklarını açıkladı. Hepimiz tehdit aldındayız. Buradaki İslamcı örgütler özellikle kadınlara saldırıyor, ellerinde silahlar ve satırlar var. Dün akşam Bağlar mahallesinde sokakta yürüyen iki kadını öldürmeye çalıştılar, mahalleli araya girdi, çatışma çıktı da öyle kurtuldu kadınlar” diye anlatıyor durumu.

YDG-H SİLAH DÜKKANI YAĞMALADI

Doğan ile konuşurken Diyarbakır’ın ara sokaklarında binlerce kişi eylem yapmaya devam ediyordu. Zehra Doğan sokaklardaki son durumu şöyle anlatıyor. “Eylemlerde çok fazla silah kullanılıyor. Hizbullahçılar Kantar Kavşağı bölgesinde toplanıyorlar, ellerinde silahlar olmasına rağmen polis onlara müdahale etmiyor. Hüda-Par’a müdahale etmeyen polis sokaktaki eylemcilere gerçek mermiyle saldırıyor. Bunlara karşılık YDG-H üyeleri dün gece 3 silah dükkanını yağmalayarak silahlandı. Ara sokaklarda yakılmış lastikler, araçlar ve barikatlar var. Akşam saatlerinde çatışmaların şiddetlenmesini bekliyoruz”.

‘SOKAKLAR DARBE DÖNEMİ GİBİ’

Sokağa çıkma yasağının gündelik hayat üzerindeki felç edici etkisine de değiniyor Zehra Doğan, insanların hiçbir ihtiyacını karşılayamadığını anlatıyor. “Trafik polisleri sokağa çıkma yasağı olduğu için yoldaki araçlara ceza kesiyor”. Polis hoparlörlerinden yapılan anonslar da insanlara korku salıyor: “Yarın sabah 6’ya kadar ilan edilen sokağa çıkma yasağına uymayanlar gerekli şekilde cezalandırılacaktır”. Doğan anonslar, helikopterler ve sokak başlarında bekleyen tanklar ile durumun darbe sonrası dönemi andırdığını söylüyor.

Böyle bir ortamda gazetecilik yapmak da çok zor. Hüda-Par’lıların birkaç gün önce ofislerine gelip “Bizimle ilgili haber yapmışsınız, geri çekin” diye kendilerini tehdit ettiğini, önceki günden itibaren bazı dernekleri basan Hüda-Par’ın JİNHA ofisini basmasından endişelendiklerini belirten Zehra Doğan şöyle devam ediyor sözlerine: “Gazeteciler olarak çok endişeliyiz.

‘ARKADAŞLARIMIZLA VEDALAŞIYORUZ’

Arkadaşlarımızla habere çıkarken birbirimizi bir daha göremeyecekmiş gibi vedalaşıyoruz. Bu gerçekten abartı değil, çünkü sokakta hem polislerin, hem eylemcilerin, hem de İslamcı çetelerin saldırı tehdidi altındayız. Üstelik kim olduğu bilinmeyen çeteler kol geziyor sokaklarda. 2006’da Diyarbakır’da gerçekleşen büyük eylemlerde yüzlerce kişi basının çektiği görüntüler aracılığıyla tutuklandı, onlarca yıl cezalara çarptırıldı, bu yüzden eylemciler basına tepkili. Biz kendimizi tanıtınca görüntü almamıza izin veriyorlar ama tanıtana kadar saldırıyorlar.

ÖFKE IŞİD’DEN ÇOK AKP’YE

09 zehrafoto1 02

Haberi hazırladıktan sonra, akşam saatlerinde tekrar konuştuğumuz Zehra Doğan, birlikte haber yaptıkları DİHA muhabiri Hasan Yoldaş’ın polisler tarafından “birini tehdit etmişsin” gibi muğlak bir gerekçeyle gözaltına alındığını, polislerin başka bir açıklama yapmadan Yoldaş’ı götürdüğünü anlattı

Arkadaşlarımız darp edildi, ben de 2 günde iki kere darp edildim. Bir sokaktan diğerine geçince yine kendimizi tanıtmak zorunda kalıyoruz”. Ayrıca sokaktaki herkesin Kürt basınını tanımadığını, eylemcilerin büyük kısmının örgütsüz insanlar olduğunu da belirtiyor. Anlattığına göre insanlar gerçekten hükümet politikalarından bıktığı için sokağa çıkmış durumda: “Burada halk için Siirt, Batman neyse Kobane de o. Devlet 90’larda Kürt illerinde Hizbullah’ı kullandı. Burada herkesin Hizbullah tarafından öldürülmüş bir akrabası, tanıdığı vardır. Ve şimdi IŞİD, Hizbullah gibi çetelerin Kürdistan’da yayılması, devletin bunları desteklemesi veya göz yumması insanları isyan ettiriyor. AKP’ye olan öfkeleri IŞİD’e olan öfkelerinden büyük. Örgütsüz insanlar evlerinden sokağa koltuk indirip yakıyor, sokağa çıkamayanlar pencerelerden tencere tava çalıyor, bu tepkinin büyüklüğünü anlatabilecek bir örnek”.

SOKAKLAR NASIL SAKİNLEŞECEK?

Sokakların nasıl sakinleşeceğini sorduğumda, hükümetin artık bu kadar çok katliam yapmış İslamcı çetelerle arasına net bir çizgi çekmesi, onlarla mücadele etmesi gerektiğini söylüyor. “İnsanlar sokakta polisin Hüda-Par’ı koruduğunu görünce tepki gösteriyor. Bu adımların yanı sıra, Kobane’ye dair yapıcı açıklamalar sokakları sakinleştirecektir. Ama bir yanda çözüm süreci varken bir yanda Kobane’deki yönetimi IŞİD’le bir tutan anlayış yangına körükle gitmek oluyor”.

JİNHA’nın kurucularından olan Zehra Doğan ile görüşmemize polisin kapıcılarını gözaltına almaya çalışması nedeniyle ara vermek zorunda kalıyoruz. Sonrasında ise tankların ve silah seslerinin arasında haber yapmak için sokağa çıkıyor, diğer gazetecilerle birlikte.

Haber, Söyleşi içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

“AKP Kürtlere karşı siyaseti bırakıp şiddeti tercih etti”

IŞİD’in Kobane’ye saldırmasıyla başlayan eylemlerde polisin ve İslamcıların saldırısıyla en az 19 kişi ölürken HDP’den Ahmet Karataş hükümetin siyaset değil şiddet yolunu tercih etmesine karşı Türk kamuoyuna bir arada yaşam mesajı verdi

https://i0.wp.com/www.haberler.com/haber-resimleri/838/diyarbakir-a-5-tabur-asker-sevk-edildi-6563838_o.jpgONUR EREM 08.10.2014

Kobane’deki IŞİD saldırılarının ardından Türkiye’de başlayan eylemlerde en az 18 kişi hayatını kaybetti. Gazetemizin baskıya hazırlandığı saatlerde 19 kişinin ikisinin HÜDA-PAR üyesi olduğu, geri kalanının da polisler ve kimliği belirsiz çeteler tarafından öldürülen eylemciler olduğu bilgisi ulaşmıştı. DİHA’ya göre ölümler Diyarbakır, Mardin, Siirt, Van, Batman ve Muş illerinde gerçekleşirken yüzlerce kişi yaralandı, yüz kişiye yakın insan da gözaltına alındı. Yaralananlar arasında panzerler tarafından ezilen, kafalarından fişekle vurulan çocuklar da yer alıyor.

ÇETELER HDP’Yİ KURŞUNLADI

HDP Genel Merkezi yöneticilerinden Ahmet Karataş, Diyarbakır’daki Kayapınar ilçe binalarının kimliği belirsiz kişilerce kurşunlandığını söyledi: “Sokağa çıkma yasağı varken eli silahlı gruplar ilçe binamıza silahlarla saldırabiliyorsa, polis bunlara göz yumuyor veya destekliyor demektir. Binamıza tam 32 kurşun sıkıldı. Sokaktaki eylemcilere orantısız güç kullanan polisler bu çeteleri neden engellemiyor?”

Karataş ayrıca Demokratik Toplum Kongresi’nin merkez binasının polislerce basıldığını, içerde kimse olmamasına rağmen eşyaların ve belgelerin tahrip edildiğini aktardı.

Çok sayıda kentte başlayan isyanın ardından hükümetin eylemcilerin taleplerini dinlemek yerine polis ve askerlerle saldırdığına dikkat çeken Karataş, bu durumun hükümetin çözüm sürecindeki samimiyetsizliğini gösterdiğini belirtti: “Hükümet IŞİD’e saldırmazken sokaktaki Kürt halkına askerlerle, polislerle geliyor. Bu ne katliam, bu ne vahşet? İstanbul’da polisin gözleri önünde Kürtlerin evleri kurşunlandı bugün. AKP’nin amacı Kobane’yi IŞİD ile sıkıştırmak, Esad’a karşı savaşmaya ikna etmek. Geçen hafta sınırda gözlerimle gördüm, askeri araçlar ve trenler IŞİD kontrolündeki noktalara gidip yarım saat sonra geri dönüyor. Bunlar IŞİD’e yardımın belgeleri. AKP siyaseti bırakıp Kürtlere karşı şiddet yolunu tercih etti.”

‘SÜREÇ NASIL İLERLEYECEK?’

Öcalan’ın sözlerini de hatırlatan Ahmet Karataş “Hükümet çözüm sürecinde 15 Ekim’e kadar bir adım atmazsa, bu gidişle süreç sonlanacak. AKP Kobane’deki yönetimi, Kürt realitesini tanımadan çözüm süreci nasıl ilerleyecek?” diye konuştu.

Ahmet Karataş, gerginliğin sonlanması için atılması gereken adımlara dair şunları söyledi: “Türkiye Kobane’ye asker ve silah göndersin, yardım etsin demiyoruz. Sadece ambargoyu kaldırsınlar, oradaki yönetimin ihtiyacı olan malzemelerin geçişine izin versinler”.

Son olarak iki gündür yalnızca Kürt kentlerinde değil Türkiye’nin dört bir yanında insanların Kobane’ye destek vermek için sokağa çıktığını hatırlatan Karataş Türk kamuoyuna şöyle seslendi: “Türk ve Kürt halkları yıllardır bir arada yaşıyor. Bizim talebimiz birlikte yaşamak, yaşadığımız toprakları baskılara karşı birlikte özgürleştirmek.”

SURUÇ’TA SEKİZ CENAZE

HDP Urfa Milletvili İbrahim Binici ise dün Suruç’taydı. Irak Kürdistanı’ndan gelen temsilcilerle görüştüğünü ve temsilcilerin kendilerine destek verdiğini anlatan Binici “Suruç’ta şu anda sekiz cenaze var. Sabahtan beri buradayız ve inanılmaz bir kalabalık var” diye konuştu.

 

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın