Londra’dan İşgal Manzaraları-5

ONUR EREM
aralık 2011

The Occupied Times of London’dan seçmece yazılar:

Editörden

UBS’in camları kartonlarla kapatılmış binası, finans sektörünü topluma ve gerçeklere gözlerini kapatmasının bir simgesi adeta. Finans sektörü hasta yatağında. İşgal hareketleri bunun nedenlerini ifşa ederken onlar bu gerçeklere gözlerini yumarak hastalığın bir şekilde geçeceğini umuyorlar.

Borçlusun bize UBS

Toplumdaki güç yapılarının kendi bağışıklık sistemleri de var. Gerektiğinde polis şiddeti, iş ve maaş kesintileri, yasal hakların azaltılması gibi yöntemlere başvuruyorlar. St Paul’daki işgalcilere yolladıkları tahliye bildirisinin ardındna hareketi nasıl canlı tutabileceğimizi tartışmaya başladık. İşgal duraklama dönemine mi girdi? İşgal hareketi kampın varlığından bağımsız bir şekilde nasıl büyüyebilir?

Fikir Bankası, bütün bu sorulara verilmiş muhteşem bir cevaptır. İşgal ettiğimiz binanın içindeki hareketlilik hareketimizin enerjisinin ve yaratıcılığının devam ettiğinin bir kanıdı. Doğrudan eylem grubumuz durağanlaşmaktansa yeni alanlar yaratmak ve gerçek pozitif değişimler üretmekteki istekliliğini gösterdi. Bir binayı ele geçirmemiz şehirdeki varlığımızı çadırların yarattığı “geçicilik” hissinden kurtararak burada kalıcı olduğumuzu, bu tartışmaların kalıcı olması gerektiğini göstermenin en iyi yoluydu.

Ayrıca başka önemli sorunlara da parmak bastı: komün alanlarının ve toplumsal politik tartışma alanlarının eksikliği, eğitimin önemi ve çocuk refahı. Fikir Bankası, uyuşturucu ve alkolün içeri alınmadığı, gecelemenin mümkün olduğunca az olduğu ve herkesin davet edildiği bir alan. İşgal hareketi de böyle bir şey zaten. Fikir Bankası’nda her gün çeşitli seminerler ve tartışmalara ev sahipliği yapıyoruz. Siyaset, ekonomi, çevre ve daha sayısız konudan uzmanlar gelip burada halka bildiklerini sunuyor. Ayrıca bina içindeki bir bölümü de sanatsal üretime ayırdık.

Tabi ki Fikir Bankası’nın ömrü, krize neden olan, insanları evlerinden eden açgözlü finans kuruluşlarınınki kadar uzun olmayacak. Ancak unutmayın, bu bankanın kurtarma planına da ihtiyacı olmayacak. IMF ve diğer bankalar ülkelerin siyasetlerini tamamen kontrol etmeye ve halkın cebindeki son kuruşları almaya çalışırken, Fikir Bankası’nda hükümetimizin halkından esirgediği bazı şeyleri insanlara sunmayı hedefliyoruz: ücretsiz eğitim, gençlik alanları ve ücretsiz çocuk bakımı. Adında ‘banka’ olduğuna bakmayın, gizli ücretlerimiz falan yoktur. Sizi de bekleriz!

***

Toplumu inşa etmek: Fikir Bankası

Rory Mackinnon

Sıradan bir kurumsal devir işleminden farklı bir el değiştirmeye sahne oldu Londra. Londra’yı İşgal Et hareketi olarak İsviçre’li UBS bankasının yıllardır boş duran binasına el koyduk, ve onu halka açtık! Gazetemizin baskıya gittiği tarihte (23 Kasım), UBS işgali üçüncü gününe girmişti.

Bu işgali nasıl gerçekleştirdiğimizden biraz bahsetmek gerekiyor galiba. Londra’yı İşgal Et Hareketi olarak sayımız arttıkça çadır kamplarımıza sığamaz hale geldik, ve işgal edebileceğimiz yeni mekanlar üzerine düşünmeye başladık. Batık UBS bankasının 4 katlı boş binası iyi bir mekan olarak gözümüze çarptı. İşgal hareketimizin doğrudan eylem grubu cuma sabahı gizli bir operasyonla binanın içine girdi, ve bina artık bizimdi!

Multi-milyon poundluk bu bina, St Paul ve Finsbury Meydanı’ndan sonra üçüncü işgal alanımız oldu. İşgal ettiğimiz binanın herhangi bir bina değil de UBS bankasının binası olmasının sembolik bir önemi de var: Banka 2008 yılındaki krizde bir çok çalışanını işten çıkarmıştı. Dahası bankadan mortgage kredileriyle ev alıp da kredisini ödeyemeyen 9.000 aileyi de gözlerinin yaşına bakmadan evlerinden atmışlardı. Böylece banka bir çok terkedilmiş yapının sahibi olmuştu. Şimdi biz de bankanın terkedilmiş yapılarına el koyuyoruz! Fikir Bankası, halkın kendisinden alınan mülklere yeniden el koymasının bir sembolüdür.

İşgalin ardından camlardan pankartlar ve posterler sarkıttık ve halka müjdeyi duyurduk. Bu sırada polis de bizi izlemeye başladı tabi ki. Ticari bir özel mülkiyetin işgali yasalara göre suç değil haksız fiil olduğu için polis doğrudan bir müdahalede bulunmadı. Bu durumda UBS bizi binadan kovana kadar burada kalacağız. Ayrıca yasalara uymak adına binayı yerleşim amacıyla kullanmayacağımızı da ilan ettik. Lâkin bu karar kamplarda kalan insanlar tarafından pek de iyi karşılanmadı. Daha önce de belirttiğim gibi kamplarımızda kalacak yer sıkıntısı çekiyoruz, ayrıca yaklaşan kış şartları da insanların üşümesine neden oluyor. Ancak burayı yasalara uyarak elimizde tutabilmemiz için yapmamız gereken şey bu.

***

Para konuşur

Bu hafta jeopolitikacı ve ‘Kur Savaşları: Bir Sonraki Küresel Krizin Hazırlığı’ kitabının yazarı James G. Rickards ile dünya ekonomisini konuşuyoruz

>> Dünya ekonomisi şu an ne durumda? Havale mi geçiriyoruz, yoksa son nefesimizi mi veriyoruz?

Henüz son nefes kısmına gelmedik. Şu anda 18. yüzyıl doktorlarının sülük tedavisi ile hastalarının kanını emdirdiği aşamaya daha yakınız. Bu sülükleri IMF ile batmış bir bankacılık sistemine para pompalayan merkez bankaları ve benzer kuruluşlara benzetebiliriz. Bu bir süre işe yarayacak, büyük ihtimalle 2013’e kadar sistemi götürebilir. Ancak ondan sonra daha büyük bir çöküşe neden olacak.

>> 2013’ten sonra nasıl bir çöküş bekliyor bizi?

Fed’in (ABD Merkez Bankası) bile müdahale edemeyceği kadar büyük bir kriz. Kağıt paralar tamamen değersizleşecek. Sistemin nasıl işlediğini anlayanların (bankacılar), anlamayanlara (bankalarda tasarruf yapan sıradan çalışanlar, emekliler) karşı kurduğu üstünlük bu noktada ortaya çıkacak. Bankaların içleri boşalırken bu insanlar büyük mağduriyetler yaşayacak.

>> Yunanistan’ın yeni Başbakanı eski merkez bankası çalışanı ve 1998’den beri Üçlü Komisyon’un bir üyesi. Şu anda bu iş için doğru adam mı?

Hayır, aksine o da problemin bir parçası. Doğru adam olsaydı, Yunanistan’ın borçların anlaşmalara göre ödenmeyeceğini ilan ederdi. Borçları, Yunan halkının köleliğine neden olmayacak, onların inovatifliğini ve girişimciliğini canlı tutacak bir şekilde yeniden yapılandırırdı.

>> Yunanistan’ın geleceğinde ne görüyorsunuz?

Önümüzdeki bir iki yıla baktığımda, Yunanistan’a kredi veren Avrupa kuruluşlarının birer kölesi olacaklarını söyleyebilirim. Ancak umuyorum ki 2013-2014 gibi ülkenin yönetimini gerçekten ele geçirip bu kölelikten kurtulur, egemenliklerini ve demokrasilerini tekrardan canlandırabilirler.

>> İtalya da yeni tasarruf paketlerini onayladı. Buradaki anlamıyla tasarruf size ne ifade ediyor?

Tasarruf paketlerine göre halk devlete daha fazla vergi ödeyecek, karşılığında ise devletten alacağı faydalar azaltılacak. Böylece devletin yabancı kredi kuruluşlarından aldıkları kredileri daha rahat bir şekilde ödemesi planlanıyor.

Başka bir deyişle, uluslararası bankacılar sınıfının faydası için halkın “borç köleliği”ni kabul etmesi gerekiyor.

>> Bir keresinde, ABD için Fed başkanı Ben Bernanke’nin Usame Bin Ladin’den daha büyük bir tehdit olduğunu söylemiştiniz. Bu benzetmeyi biraz açabilir misiniz?

Bin Ladin sembolik olarak önemli olsa bile stratejik olarak etkisiz. Yapabileceği en büyük eylem ile birkaç bin kişinin hayatını mahvedebiliyor. Oysa Bernanke, bankaları bireylerden daha üstün tutan politikalarıyla işsizlik, tahliye ve hacizlere neden olarak milyonlarca kişinin hayatını mahvetti.

Bernanke’nin politikaları, on milyonlarca ABD’li ve dünyanın geri kalanındaki milyarlarca insan için en iyi ihtimalle 10 yıl sürecek bir durgunluğa, en kötü ihtimalle ise yeni bir ekonomik yıkıma yol açacak. Bütün bunların nedeni ise, bankaların çıkarlarının halkınkinden üstün tutulmasıdır.

>> Bunlar geri çevirilebilir mi?

Kesinlikle. Sadece bu çözümleri uygulayacak bir siyasi irade gerekiyor (ancak böyle bir irade de gözükmüyor). Zarar eden bankalar için “bunlar batmak için çok büyük” diyerek halkın parasıyla batık bankalara yardım etmektense bıraksınlar batsın. Türev piyasaları ve benzer yapılara sahip finansal ürünleri yasaklasınlar, çünkü bunlar yatırımcıları yanıltırken sadece bankalara hizmet ediyor. Yatırım için gereken düzenlemeleri azaltırken bankacılık sistemi daha sıkı düzenlensin. Devletin bankalara uyguladığı vergi indirimleri ve diğer avantajlar kaldırılsın. Faizler düşürülsün ki insanlar tasarruf etsin ve bunu yatırıma dönüştürsün. Kurlar altın fiyatları üzerine sabitlensin ki tasarruf sahipleri, yatırımcılar ve girişimciler kumar oynamaya ihtiyaç duymadan uzun vadeli planlar yapabilsin.

Bunlara benzer bir çok çözüm var. Ancak maalesef çözümlerin varolması onların uygulanacağı anlamına gelmiyor.

>> Elinde sihirli bir asa var. Ekonomide değiştireceğin ilk şey ne olurdu?

Türev ürünleri yasaklardım.

>> Serbest piyasa diye bir şey var mı gerçekten?

Evet var, ancak sadece adaletli bir şekilde uygulandığı zaman. Geçmişte “bankacılık sistemi daha sıkı bir şekilde düzenlensin” dediğimde serbest piyasayı engellediğimi söyleyen eleştirilerle karşılaşmıştım. Günümüzde bankalara devlet bir çok ayrıcalık tanıyor. Eğer bu ayrıcalıklardan faydalanmak istiyorsanız, devletin düzenlemelerine de uymak zorundasınız.

>> Krizde hazırlıksız yakalanan sıradan insanlara tavsiyeleriniz nedir?

Eğer mortgage’ınız varsa ve mortgage’ın değeri, evinizin değerinden fazlaysa bir borç kölesi olmayı bırakın, evinizi satın ve kiracı olun. Ev sahipliği, mortgage kullandırmak isteyen bankalar tarafından uydurulan bir mittir. Kira sistemi, evi olanlar ile eve ihtiyaç duyanlar arasında uygulanan son derece makul bir ekonomik anlaşmadır. Eğer ortalama bir maaşlı çalışansanız, kağıt paraların bir değerinin kalmayacağı güne hazırlık yapın ve maaşınızın yüzde 10’unu biriktirin ve onunla altın alın.

>> Altın neden yükseliyor? Yükselmeye devam edecek mi?

Altının asli değeri 5.000 yıldır hiç değişmemiştir. Altın fiyatları yükseldiği zaman gerçekte olan şeyin kağıt paranın değerinin azalması olduğunu insanların anlaması lazım. Altının ons fiyatı 5 yıl içinde 7.000 doların üzerine çıkacak. Ancak buarada olan şey kağıt paranın değerinin düşmesidir, altının gerçek değerinin artması değil.

>> Son olarak Londra’yı İşgal Et hareketine vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Şiddetsizlik, aşk, kalıcılık ve inanç. İşgal hareketlerinin odağında eşitlik ve adalet var; bu böyle kalmalı. Odağın intikam ve şiddete dönmesini hiç istemem. Siz halkın vicdanısınız, saldırı kuvveti değil. Ve vicdan, her zaman daha kuvvetlidir.

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Çeviri içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s