Sansür çölünün ortasında bir vaha

ÖTEKİLERİN POSTASI: Sansür çölünün ortasında bir vaha
Türkiye medyasındaki sansür ortamının ortasında, toplumun ötekileştirdiği tüm grupların sesi olan yurttaş gazeteciliği sayfası Ötekilerin Postası’nın kurucusu Radikal Aktivist rumuzlu kişi, bu sayfanın arkasındaki emek ve özveriyi BirGün’e anlattı: Sadece bizi takip etmek için Facebook hesabı açan insanlar var. Açlık Grevi sırasında “Oğlum bir bak bakalım ne yazmışlar” sözünü duymaktan sıkılan çocukların ailelerine Facebook hesabı açtıklarını öğrendik.
ONUR EREM

Ötekilerin Postası’nın kurucularından Radikal Aktivist 29 yaşında, üniversite mezunu ve İstanbul’da özel bir şirkette çalışıyor. Gündüzlerini işte geçirdikten sonra akşamları, 3 ay içinde Facebook üzerinden 20 binden fazla takipçiye ulaşan yurttaş gazeteciliği sayfası Ötekilerin Postası’nın paylaşımları ve yönetimi ile ilgileniyor. Aylardır 2 saatlik uykuyla yaşayan Radikal Aktivist ile kuruluşundan bugüne Ötekilerin Postası macerasını konuştuk:

>> Ötekilerin Postası olmadan önce Açlık Grevi Postası adıyla yayın yapıyordunuz. Açlık Grevi Postası’ndan önce de bir şey var mıydı?
Benim Facebook’ta Radikal Aktivist adlı bir sayfam vardı, haber paylaşımları yaptığım. Açlık grevi döneminde medyanın sansürünün yarattığı rahatsızlık sonucunda Açlık Grevi Postası’nı kurduk. Açlık Grevi’ne dair sansürsüz haber akışı sağlayabilecek bir mecraya ihtiyaç vardı. Sayfayı beraber kurduğum kişi Hülya, Radikal Aktivist sayfasının takipçisiydi ama kendisiyle tanışmamıştık bile.
>> ‘Açlık grevleri ölüm olmadan biterse sayfayı kapatacağız’ dediniz, ama sayfa dönüşerek devam etti. Neydi sizi devam etmeye iten?
Sayfamızın takipçileri açlık grevleri bittiğinde sayfayı kapatmamamızı, toplumda ötekileştirilen tüm grupların sesi olacak bir sayfaya dönüştürmemizi istedi. Sosyal medyayı kullanmanın en güzel yanı, okuyucularınızla diyalog halinde olabilmek, onların bir mesajla size ulaşabilmesi.
Ötekilerin Postası ismini de takipçilerimiz önerdi. Sonunda biz de bu isimle yola devam ettik ve birkaç ay içinde 21 bin takipçiye ulaştık.
>> Daha önce medya sektöründe çalışmış mıydın?
Hayır. İstanbul Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdikten sonra özel sektörde çalıştım, bir yandan da sivil toplum örgütlerinde yer aldım.
>> Sayfanızın işleyişini anlatabilir misin? Bir olay hangi süreçlerden geçerek Ötekilerin Postası sayfasında yer alıyor? Doğruluğunu nasıl teyit ediyorsunuz?
Bir eylem olduğu zaman katılan takipçilerimiz bize fotoğraf, video ve yazı gönderiyorlar. Biz de yayınlamadan önce internetten teyit ediyoruz, son 1 saat içinde çıkan haberlere bakıyoruz örneğin. Onun dışında takipçilerimiz internet sitelerinde çıkan haberlerin linklerini, başlatmak istedikleri bir kampanyayı bize mesaj olarak ilettikleri zaman, onları da süzgeçten geçirerek paylaşıyoruz. Bize gönderilen mesajlar içinde çok komik şeyler de olabiliyor, örneğin bir gün bir anne bize “Oğlum Ercan’a ulaşamadım dışarı çıkmıştı, internetten sürekli sizi takip ediyor, siz biliyorsunuzdur” diye bir mesaj attı, biz de “Ercan annen seni arıyormuş” diye bir paylaşım yaptık.
Tabi ki hata yaptığımız da oluyor. Örneğin geçen günlerde Rahatsız Erkekler grubuna üye bir kişi bize Taksim’de eylem yaptıklarını anlatan bir haber yolladı, biz de profiline baktık, grubun üyesi olduğunu gördük ve haberi paylaştık. Ama 5 dakika sonra Rahatsız Erkekler üyeleri bize ulaşarak bir eylem yapmadıklarını söyledi, haberi paylaşan kişi ise bunu bizi denemek için yaptığını açıkladı.
Sosyal medyanın bir diğer güzel yanı da, yanlış bir haber paylaşıldığı takdirde bunun takipçiler, okuyucular tarafından dakikalar içinde düzeltilmesi. Ana akım medyanın internet sitelerinde günlerce yalan yanlış haberler kalabiliyorken biz en ufak yanlışı bile dakikalar içinde düzeltebiliyoruz.
>> Sayfanızda 7/24 paylaşım yapılıyor. Kaç kişilik bir ekipsiniz, kişi başı günde kaç saatinizi ayırıyorsunuz?
Sadece 2 kişiyiz. Gündüzleri Hülya, akşamları ben ilgileniyorum. Bu işe giriştiğimizden beri günde 2 saat uyuyoruz. Aylardır bu tempoda devam ettiğimiz için vücudumuzda sorunlar çıkmaya başladı. Bana serum bağladılar, Hülya’nın göz bebeğinde yorgunluk kaynaklı bir hastalık meydana geldi. Bu kadar yoğun tempoda devam edebilmemizin tek nedeni motivasyonumuz. Eğer bu motivasyonu kaybedersek, birkaç hafta boyunca uyuyacağımız bir ara veririz herhalde!
>> Daha ne kadar devam edebilirsiniz ki böyle?
Bunu biz de bilmiyoruz ama çok uzun olmayabilir. Bu yüzden geleceğe dair farklı planlarımız var. Önce otekilerinpostasi.org adresinde kendi sitemizi açmak, sonra da alacağımız bağış ve hibelerle küçük bir profesyonel ekip kurmak. Sitemize reklam almamak için okuyucularımızın bağış yapmasını isteyeceğiz aylık 1 lira gibi ufak miktarlarda.

>> Türkiye’de başka bağımsız internet siteleri ve yurttaş gazeteciliği projeleri de var. Siz onların karşılayamadığı hangi ihtiyacı karşılıyorsunuz? Onların yanında kendinizi nereye konumluyorsunuz?
Biz Ötekilerin Postası ve öncesinde Açlık Grevi Postası’na başlarken bu kadar bilinçli bir araştırma yaparak çıkmadık yola. Bir tepki olarak çıktık ve insanların gösterdiği ilgi, onların böyle bir şeye ihtiyaç duyduğunu anlamamızı sağladı. Biz de süreç içinde bu konuyla ilgili makaleler okuduk, yaptığımız şeyin bir adı olduğunu, buna yurttaş gazeteciliği dendiğini öğrendik. Diğer yurttaş gazeteciliği projelerini ve bağımsız internet sitelerini biliyor, arada okuyorduk ancak hiçbiriyle bir ilişkimiz yoktu, üyelerini tanımıyorduk bu yüzden ‘böyle bir sayfa kurmak yerine onlara mı eklemlensek’ diye bir düşüncemiz olmadı.
>> Türkiye’deki medya sahnesini nasıl değerlendiriyorsun? İnternet bazlı alternatif medya bu sahnede nasıl bir rol oynayabilir, ne kadar kişiye ulaşabilir?
Türkiye’nin medya sahnesinde az sayıda bağımsız gazete ve televizyon, büyük bir emek ve özveriyle ötekilerin sesi olmayı başarıyor. Bu yüzden onlar halk için çok önemli.
Türkiye’de ana akım medya ise her zaman büyük holdinglerin ve çıkar gruplarının kontrolünde oldu. Bu nedenle her zaman iktidardan yana oldular. Günümüzde de AKP iktidarının sansür politikalarıyla uyum içinde çalışıyorlar. Hükümetin duyulmasını istemediği şeyleri duyamaz olduk. Hükümetin “yazın” dediği şeyler ise aynen haliyle yazılıyor. Böylesine sansür ortamında, halkın sansürsüz haber alabileceği bir alan haline geldi Ötekilerin Postası.
Alternatif medya, internet sayesinde bu döngüyü kırabilir. İnternet sayesinde büyük lisans maliyetleri, basım ve dağıtım maliyetleri olmadan insanlara haber ulaştırmak mümkün oldu. Biz bugüne kadar Facebook ve Twitter kullanan insanlara ulaşabiliyorduk, sitemizi kurduktan sonra tüm internet kullanıcılarına ulaşabileceğiz. Bir sonraki aşama internet kullanmayan insanlara da ulaşmak olmalı, ama maliyeti nedeniyle bunu ilk aşamada düşünmüyoruz.
>> Bir basın çalışanı olmamanıza rağmen, muhalif kimlikleri nedeniyle onlarca gazetecinin tutuklu olduğu bir ülkede ‘ötekilerin sesi’ oldunuz. Bu süreçte devletin baskı aygıtlarının eli size de uzandı mı?
Basın özgürlüğünün olmadığı Türkiye’de bu alanda bir ses olabilmek bizleri mutlu ediyor. Dünya genelinde tutuklu gazeteciler sıralamasında liderliği kaptırmadığımız da ortada. Bütün paylaşımlarda bu sorumluluğu hissediyoruz.
Biz açlık grevleri döneminde haber paylaşırken zaman zaman baskı altında olduğumuzu hissettik. Özellikle devletin istihbarat güçlerinin sosyal medya üzerinden isimlerini bile gizlemeden bizleri takip ettiğini gördük. Bizler “bir insanın dahi ölmemesi” için bir oluşuma gittiğimizden, bir süre sonra yaratılabilecek senaryoların dışında kalmak ve ne yaptığımızı anlatmak için kendimizi de deşifre ettik. Bunu yaparken alternatif TV kanallarına çıkmayı tercih ettik. Bu deşifrenin amacı olur da “başımıza bir şey gelirse” bizler için de bir kamuoyu yaratılsın düşüncesiydi. Yoksa ilk başta kendimizi deşifre etmeyi düşünmemiştik.
>> Yakın gelecekte Ötekilerin Postası’ndan neler bekleyebiliriz?
Öncelikle 16 Şubat Cumartesi akşamı İstanbul Beyoğlu’ndaki The Mekan’da çok sayıda sanatçının katılacağı bir dayanışma gecesi düzenleyeceğiz. İnternet sitemizin kurulmasıyla birlikte daha geniş çapta gönüllü muhabirlik sistemini oturtacağız. Gönüllü muhabirlik sistemiyle haberlerimizin güvenilirliği de artacak. Sitemizde video içerik de sunmak istiyoruz. Daha önce Roboski katliamının yıl dönümünde 34 kişiyle, açlık grevleri sırasında BDP’li milletvekilleriyle yaptığımız röportajlar yüz binlerce defa izlenmişti. Ötekilerin Postası’nın sadece haber ileten değil, aynı zamanda eylem, kampanya üreten bir yer haline gelmesini istiyoruz.
Sitemizde tanınmış köşe yazarlarının yazması için girişimlerimiz var. Haberlerimizi Türkiye’de konuşulan tüm dillere ve İngilizce’ye çevirmek istiyoruz. Son olarak az sayıda, profesyonel bir editör ekibi ile çalışarak sitemizi geliştirmeyi planlıyoruz.

‘Ötekilerin ötekileştirmemesi için birbirlerine dokunmaları lazım’
>> Ötekilerin Postası sayfasında ötekileştirilen tüm grupların seslerine yer veriyorsunuz ancak paylaşımlarınızın altında çok farklı okuyucu yorumları yer alabiliyor. Takip ettiğim kadarıyla Ateizm ve LGBT konulu paylaşımlarınızın altında “bunlar günah”, “Türkiye’de Kürt sorunu varken bunlarla mı uğraşıyorsunuz” gibi yorumlar ve hatta hakaretler yer alabiliyor. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu?
Tabi ki ediyor. Toplum tarafından ötekileştirilmiş farklı grupların birbirini ötekileştirmeye devam etmesi üzücü. Sayfayı ilk kurduğumuzda böyle sıkıntılarımız yoktu, ancak takipçi sayımız artmaya başladıkça bu tarz yorumların da sayısı artmaya başladı. Eşcinsel haklarını savunan paylaşımlarımızın altında “eşcinsellik hastalıktır, sapkınlıktır kaldırın bunu” gibi yorumlar görmeye başladık. Biz ilkelerimizden vazgeçmeden ötekileştirilen tüm grupların haklarını savunmaya devam ederken, takipçilerimizin de farklı öteki gruplarını tanımalarını, onlara dokunmalarını istiyoruz.
Örneğin ben sivil toplum kuruluşlarında çalışma yürütürken eşcinsellerle bir araya geldiğimizde içimde toplumun öğrettiği bir homofobi olduğunu fark ettim ve bunu yendim. Bunu yenmemi sağlayan şey, eşcinsellerle birlikte zaman geçirmek, onları tanımaktı.
Takipçilerimizden isteğimiz, önyargılarını bir kenara bırakmaları ve farklılıklarımızın korumamız gereken zenginliğimiz olduğunu görmeleri. Bunun için onların yorumlarına sürekli cevap veriyoruz, homofobinin, cinsiyetçi küfürlerin neden yanlış olduğunu anlatıyoruz mesela.
‘Bizi en çok üzen, takipçilerimizin şikayeti oldu’
>> Paylaşımlarınızın şikayet edildiği, Facebook tarafından engellendiği oluyor mu?
Evet. Daha önce paylaştığımız bir haberde Selahattin Demirtaş’ın söylediği bir cümle yüzünden Facebook “şiddete övgü” nedeniyle hesaplarımızdan birini engelledi. Bu gibi durumlar için çok sayıda yedek hesabımız var, onlarla paylaşımlarımıza devam ediyoruz. Engellemenin ardından haberi tamamen tersten yazarak paylaştık. Demirtaş yerine “şatrimeD” gibi. Takipçiler de bütün yorumlarını tersten yazdı.
Ancak en son yaşadığımız sansür bizi en çok üzeniydi. Çünkü kendi takipçilerimiz bizi Facebook’a şikayet etti. Üzerinde “Kiloluyum ne olmuş?” yazan kilolu çıplak kadın fotoğrafı paylaşmıştık, sistemin beden algısına karşı. Yorumlarda çıplaklığın ayıp, günah olduğunu söyleyen bazı takipçilerimiz bizi Facebook’a şikayet etti ve o fotoğrafı kaldırttı. Böyle giderse bazı takipçilerimizi engellemek zorunda kalabiliriz. Kendi sitemizi kurduğumuz zaman Facebook’un ahlak kurallarından ve yasaklamalarından da kurtulmuş olacağız.

“Logo olarak narı seçmemizin nedeni, içinde yüzlerce farklı tane barındıran bir bütün olmasıydı. Sonradan narın Ermeniler için özel bir anlamı olduğunu öğrendik, sevindik.”

Reklamlar

About onurerem

journalist @ birgün newspaper. twitter.com/onurerem
Bu yazı Söyleşi içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s