‘Bu ülkenin NATO’yu eleştirecek gerçek bir muhalefete ihtiyacı var’

GÜNEY AMERİKA ORTA DOĞU İÇİN MODEL OLMALI

Yazar Tarık Ali, İstanbul’daki konuşmasında Türkiye-NATO ilişkilerini “Türkiye NATO üyeliğiyle nasıl yıllardır gurur duyuyor? Türk elitinin ABD hizmetkarı bir devlet haline gelme isteği ne getirdi? Darbeler ve sola karşı uygulanan vahşet” diye değerlendirdi

ONUR EREM – onurerem@birgun.net

Yazar, film yapımcısı ve gazeteci Tarık Ali, önceki gün İstanbul’daydı. Beyoğlu’ndaki Salt Galata’da “Türkiye, NATO, İç ve Dış İlişkiler” başlıklı bir konuşma yapan Ali, Türkiye’nin komşularıyla barış içinde yaşayan bir ülke olmayı isterken kendi içindeki öğelerle de barışması gerektiğini söyledi.

“Günümüzde insanlara her şey bağlamından kopartılarak sunuluyor, bu size gösterilene güvenmeyin, kendiniz araştırın” diyen Ali, Arap Baharı’nın sanıldığı gibi 2 yıl önce değil, 1988’de Cezayir’deki isyanlarla başladığını, Türkiye’deki son gelişmelerin de Arap Baharı’nı gözardı ederek anlaşılamayacağını söyledi:

“Gösteriler ve grevler karşısında hükümet seçimlere gitti, 2 turlu seçimin ilk turunun ardından İslamcıların kazanacağı anlaşılınca Fransa Dışişleri Bakanlığı seçimlere izin verilmemesini emretti. Bu karar nedeniyle iç savaş çıktı, 2-3 yılda en az 100 bin insan öldü. O dönemde herhangi bir İslami hükümete batının tahammül edememesinin nedeni bu hükümetlerin Filistin’i destekleyecek olmasıydı”.

ERDOĞAN VE MURSİ’NİN FİLİSTİN POLİTİKALARI GÖSTERMELİK

AKP’nin iktidara gelişiyle birlikte ABD’nin Ilımlı İslam diye bir şey olduğunun farkına vardığını anlatan Ali, 11 Eylül’den sonra ABD’de bu İslamcıları dışlamaktansa onları kazanmanın daha etkili olacağı düşüncesinin egemen olduğunu söyledi: “Bugün aynı taktik Mısır’da da uygulanıyor. AKP benzeri İslamcı Mursi iktidara gelebilmek için ABD ile anlaştı. Türkiye ve Mısır’ın bütün Filistin politikaları göstermeliktir, Filistin’e bir faydası yoktur”.

Türkiye’nin NATO üyeliğinin yurttaşlar tarafından sorgulanması gerektiğini vurgulayan Ali konuyla ilgili şunları söyledi: “Türk askerleri Afganistan’a gitti, hükümet Irak’a girmek istedi. Hükümeti ‘biz oraya NATO’nun barışı sağlamasına destek olmak için gidiyoruz’ dedi. Bu saçmalığı NATO’nun en ateşli savunucuları bile söylemiyor artık. Almanya’yı desteklemek 1. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı’nın sonunu getirirken bugünkü Orta Doğu’yu yarattı. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ise Türkiye NATO üyesi oldu ve bununla gurur duydu. Bunun nesiyle gurur duyulabilir ki? 70 yıllık çirkin bir soğuk savaşın parçası oldular, ellerine ne geçti? Türk elitinin ABD hizmetkarı bir devlet haline gelme isteği ne getirdi? Askeri diktatörlükler ve solun güçlü olduğu dönemde solu bastırmak için kullanılan vahşet. NATO üyeliği Türkiye’nin gelişmesini engelledi”.

‘ERDOĞAN İÇİ BOŞ ŞOV ADAMI’

Erdoğan çok zeki bir siyasetçi. Kitlelerle nasıl iletişim kullanacağını çok iyi biliyor, içeriği olmayan şovlar yapıyor. ‘One minute’ diyip masadan kalkmayı, sonrasından Obama’nın zorlamasıyla gelen özrü büyük zafer gibi gösteriliyor. Ama içerik olarak baktığınızda bunların hepsi boş.

ESAD’A NEDEN KARŞI ÇIKTIĞINIZ ÖNEMLİ

Ben Esad ailesini her zaman eleştirdim. Baas’ı bir aile partisi haline getirdiğinde, Irak savaşında ABD’yi desteklediğinde. Ama bugün ona karşı savaşanların motivasyonu çok farklı. Esad bir diktatör, ama bu oradaki müdahaleye karşı çıkmamıza engel değil.

ÖLÜ ARAPLARI HİÇBİR ZAMAN SAYMAZLAR

Batı yıllarca Kadddafi’yi destekledi, sonra bir anda öldürdü. Oysa Kaddafi Sarkozy’nin seçim kampanyasını ve London School of Economics’i bile fonlamıştı, böylece oğlu orada doktora yaptı. Kaddafi Batı’nın kendini desteklemesine karşılık olarak “ülkeyi özelleştireceğiz, ekonomiyi batıya açacağız” gibi sözler verdi, ama bunu yapmadı, bu yüzden indirdiler.

NATO ülkeyi 6 ay bombaladı. Kaç sivilin öldüğünü açıklamadılar, çünkü ölü Arapları hiçbir zaman saymazlar. Irak’ta da saymamışlardı. En az 12-20 bin Libyalı’nın BATO tarafından öldürüldüğü söyleniyor. NATO Libya’ya katliamı önlemek için girmemiş miydi?

Eskiden bunları gören çok insan vardı Türkiye’de. Ama bu ülkede sol çöktüğünden beri kimse görmüyor, ya da görmek istemiyor.

BAĞIMSIZLIK KÜRTLERE AHLAKSIZ SİYASETÇİLERDEN BAŞKA BİR ŞEY GETİRMEZ

Ben Türkiye’de savaşın durması taraftarıyım. Ancak müzakerelerin başarılı olması için anayasallaşması lazım. Öbür türlü olmaz. Sadece kürtlere değil bütün azınlıklara bölgesel, kültürel haklar verilmeli. Hükümetin başlangıç noktası olarak Kürtlerden, bugüne kadar yapılanlardan dolayı özür dilemesi süreci kolaylaştırır.

Diyarbakır’ı birkaç yıl önce ziyaret ettiğimde çok şaşırmıştım. Kürt gençleri, ulusal çıkarlarını o kadar takıntı yapmıştı ki, “Kürdistan için Irak savaşını bile destekleriz” diyorlardı. Oysa günümüzde Orta Doğu’da kurulacak bağımsız bir Kürdistan’ın gerçekten bağımsız olması imkansız. İsrail ve ABD kuklası olur. Kürtlerin eline de, her ülkedeki gibi yozlaşmış bir siyasi elitten başka bir şey geçmez. Bir diğer sorun da bağımsızlık durumunda İstanbul’da, Şam’da, Bağdat’ta yaşayan on milyonlarca Kürt’e ne olacağı.

FİLİSTİN ÖZGÜRLÜK HAREKETİ YENİLMİŞTİR

Eski Güney Afrika Savunma Bakanı, Filistin’e götürdükleri siyahların dönüşte “orada yaşananlar Apartheid rejiminden bile kötü” dediğini anlatmıştı bana. Filistin özgürlük hareketi kendi liderleri yüzünden yenilmiştir. Oslo anlaşmarında yenilmiştir. O anlaşma, daha fazla işgal, daha fazla ölüm getirdi. Halk değişim istediği için Hamas’ı seçti, ama onlar da çözüm üretemedi. Filistinliler bana soruyorlar, ne yapalım diye. Gerçekliği kabul ederek düşünün diyorum. Hayal dünyasında yaşamayın, Filistin Yönetimi diye bir şey yoktur. Adına rağmen Filistin İsrail tarafından yönetiliyor. Yönetiminizi feshedin, İsrail içinde İsrail yurttaşı olarak yaşayın diyorum. İsrail’in en korktuğu şey de bu. Çünkü o zaman Filistinliler’e kendi yurttaşlarına davrandıklarından farklı davranamayacaklar.

AKİL ADAMLAR, DEMOKRASİ VE BİRBİRİNİ DÖVEN SOLCULAR

63 akil adamınız var şimdi. Bir kısmı eski solcuydu ama hepsi şimdi hükümete danışman olmak istiyor. Tam bir trajedi. Türkiye’nin bugün yaşadığı sorunların bir nedeni de ülkede ciddi, stratejik bir muhalefet olmaması. Şu anki göstermelik muhaliflerden bahsetmiyorum.

ABD ve AB’de bir kalıp var: Demokrasi demek siyaseti değil yüzleri değiştirmek demektir anlayışı. Mısır’daki insanların hayatını feda ettiği demokrasinin içi boşaltılıyor ve sonu hiç iyi değil. Her AB lideri Yunanistan’da “SYRIZA’ya oy vermeyin” diye propaganda yaptı, ama Yunan faşizmine, Altın Şafak’a tek bir laf bile etmedi.

Bu durumda ne yapabiliriz? Mücadeleye devam etmekten başka yolumuz yok. Solun kendi içinde savaşan onar otuzar kişilik ufak gruplara ihtiyacı yok. SYRIZA gibi, Latin Amerika’daki Bolivarcı partiler gibi partilere ihtiyacımız var Türkiye’de de, Arap dünyasında da. Ama solcular bir araya gelmektense birbirleriyle uğraştığı sürece bu imkansız. ama geniş bir sol parti yaratılamazsa alternatif olamaz, çözüm olmaz. Bu salonda, farklı bir görüşte olduğu için başka solcular tarafından dövülen solcu insanlar var yahu!

Küresel solun çöküşündeki temel neden, kendi içinde muhalefete izin vermeyen yönetim anlayışıydı. 1920’lerde Sovyetler bunu yarattıktan sonra tek parti rejimi ve bir adamın verdiği sorgulanamayan kararlar solun sonunu getirdi.

Bu model kesinlikle terk edilmeli. Otokratik diktatörlükler yarattığı için çöktü bu sistem. Yeni modeller kesinlikle şeffaf ve tabandan olmalı. SYRIZA modeli çok iyi bir modeldir ve Türkiye’de de bu model işe yarar. Dogmatik, Stalinist sol partilerin arasından sıyrıldı. Türkiye ve Yunanistan’daki toplumsal yapıların da benzediğini dikkate alırsak böyle bir model uygulanabilir.

TÜRKİYE’NİN EKONOMİK BAŞARISI BİR İLLÜZYON

AB çok saçma bir noktaya geldi. Hırvatistan gibi ufak ülkeler AB kolonisi oldu. Eskiden gençlere zorla “iyi ki doğdun Tito yoldaş” dedirtenler şimdi “iyi ki doğdun AB dedirtiyor. Tito dönemi şimdiden daha iyiydi diyor konuştuğum Hırvatlar. Bu yüzden Türkiye AB üyesi olmadığı için şanslı hissetmeli.

Türkiye’de “ekonomik açıdan iyiyiz” diye bir düşünce var, insanlar AB çöküyor biz büyüyoruz diye düşünüyorlar. Bu bir illüzyon! Son 30 yıldır Türkiye ekonomisi hızlı büyüme ve kriz üzerine kurulu. Avrupa’yı etkileyen her şey Türkiye’yi de etkiler. Birkaç ay önce Kıbrıs’taydım. Bazı Kıbrıslar da ‘biz Yunanistan gibi değiliz, durumumuz iyi diyorlardı’, 6 ay geçmeden çöktüler!

Şimdi bir de Şangay İşbirliği Örgütü’ne üye olacağı konuşuluyor Türkiye’nin. Önemli olan neden katıldığıdır. Bence Türkiye’nin üyeliği, ABD’nin içeride olan biteni öğrenme isteğinden geliyor. Benzer bir şekilde Birleşik Krallık’ı AB’ye sokmuşlardı.

GÜNEY AMERİKA ORTA DOĞU İÇİN MODEL OLMALI

Güney Amerika şu an en sıradışı deneyi yapıyor. Bir federasyon falan kurmadan birleştiler adeta. Ortak ekonomi ve dış siyaset geliştiriyorlar. Politikaları, kitle hareketleri tarafından desteklenen sosyal demokrasidir: Ücretsiz ev, okul, üniversite, sağlık gibi hizmetler. Bu yüzden popülerler. Petrol parasını öyle kullanmak var, bir de Orta Doğu’dakiler gibi kullanmak var.

Brezilya, Chavez’inki kadar net politikalar izlemese de ABD’ye açıkça “kıtayı karıştırmak için beni kullanamazsın” dedi.

Güney Amerika bence Arap dünyası için çok güzel bir örnek, ama buralarda kimse bunu düşünemiyor bile, sanki haram.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ABD’nin “komünizme karşı müzik” hamlesi, WikiLeaks belgelerinde

WikiLeaks’in yayınladığı KissingerLeaks belgelerinde ABD’nin SSCB’ye karşı giriştiği müzik hamlesinde Bob Dylan ve Lynyrd Skynyrd gibi ünlü müzisyenlerin de ismi yer alıyor. ABD’nin SSCB Büyükelçiliği’nden Washington’a gönderilen Büyükelçi Walter Stoessel’ın imzasını taşıyan 1975 tarihli belgede “Popüler müzik grupları ile Sovyetler’deki etkimizi arttırmaya devam etmeliyiz. Son yıllarda ABD’de soul tarzı müzik yükselişte ama burada insanlar soul sevmiyor” ifadeleri yer alıyor. 1975 yılında rock, soft rock, blues ya da country rock yapan grupların, 1976’da ise bir country müzik grubunun parlatılabileceğini söyleyen belge şöyle devam ediyor: “Önceliğimiz en yaratıcı ve en ünlü müzisyenler olmalı, kabul etmezlerse daha ünsüz gruplara da bakabiliriz.İlk olarak şu isimleri kullanabiliriz: Bob Dylan, Lynyrd Skynyrd, Cactus, Neil Young, Crosby Stills & Nash, Carly Simon, Carole King”

WikiLeaks 8 Nisan’da, ABD Eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın görevde olduğu 1973-1976 yılları arasında yapılan resmi yazışmaları ele geçirmiş ve internet sitesinde yayınlamıştı.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Askeri hastane askeri mahkeme kararını uygulamadı

09.04.2013

ONUR EREM – onurerem@birgun.net

Vicdani retçi Ali Fikri Işık, önceki gün Edirne’deki birliği tarafından gönderildiği Kasımpaşa Askeri Hastanesi’ne kabul edilmedi. Askeri hastane yetkilileri, Ali Fikri Işık’ın askerliğe elverişli olup olmadığına dair 4 Aralık 2012’de verdikleri bir rapor olduğunu, bu nedenle bir daha rapor vermelerine gerek olmadığını iddia etti. BirGün’e konuşan Ali Fikri Işık ise “Bugüne kadar bana verilen raporlar tek bir doktorun incelemesi ve imzasıyla verildi. Oysa yönetmeliklere göre bir heyet tarafından incelenmem lazım. Bu itirazım üzerine 13 Mart’ta askeri mahkeme bir askeri hastanede tekrar, bu sefer heyet tarafından incelenmem gerektiğine hükmetmişti. Ancak Kasımpaşa Askeri Hastanesi bu karara karşı geldi. Ben artık evime gidiyorum. Bana refakat eden askeri yetkili ise Edirne’deki birliğe giderek bu duruma bir çözüm bulmaya çalışacak” ifadelerini kullandı.

Haber içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ali Fikri Işık, TSK’yi vicdani retle yüzleştirmek için Edirne’ye gitti

ONUR EREM – onurerem@birgun.net

08.04.2013

Vicdani retçi Ali Fikri Işık, mahkum edildiği ‘sivil ölüm’e isyan ederek dün, bağlı gözüktüğü Edirne 54. Tugayı’na gitti. İstanbul’dan yola çıkmadan önce bir açıklama yapan Işık şu ifadeleri kullandı:

“Galiba bu ülkede yaşayan büyük çoğunluk, bazı insan bedenlerinin sevgi ve şefkatimize layık olmadığına inanıyor ve yine o büyük çoğunluk, bazılarımızı ‘’insanlık dışı’’ olarak değerlendirerek onları sivil ölüme terk edebiliyor. Çürüyen sivil bedenler her nedense büyük çoğunluğu hiç mi hiç rahatsız etmiyor. Oysa etmeli. Vicdani olan herkes bundan rahatsızlık duymalı. Ahlak sahibi olan herkes aslında sesini yükseltmeli. Otuz yıl boyunca sivil ölümü tecrübe ettim. Ama artık bana biçilen bu kadere rıza göstermeyeceğim. Bedeni olmayan bir hayalet gibi yaşamayı ret ediyorum. Herkes gibi hayatımı geri istiyorum. Ne alçaltıcı bir himaye kabul ederim ne de itibarsızlaştırma çabalarını görmemezlikten gelirim. Toplumda oluşmuş olan duyarsızlığa da isyan ediyorum. Ben yargılanmaktan kaçmıyorum. Ama sivil ölüme de davetiye çıkarmayacağım. Vicdani ret hakkı bir gün daha geciktirilemez”.

Türkiye’de vicdani ret hakkı tanınana kadar, ucunda hapis olsa da yasal mücadeleyi sürdüreceğini söyleyen Işık “Ben yargılanmaktan kaçmıyorum. Ama sivil ölüme de davetiye çıkarmayacağım. Vicdani ret hakkı bir gün daha geciktirilemez” dedi.

Işık, Edirne’deki birliğe vardığında firari olduğu gerekçesiyle hakkında tutanak hazırlandı. Savcı karşısına çıkartılan Işık bu kez tutuklanmadı. Işık’ın askerliğe elverişli olup olmadığının tespiti için askeri hastaneye gönderilmesi kararlaştırıldı.

NE OLMUŞTU?

2012’de ‘firari’ olduğu gerekçesiyle tutuklu yargılanan Işık 4.5 ay hapis yattıktan sonra yargılanma tutuksuz devam etmiş, 27 Şubat 2013’te hem hakkında 1 yıl 15 gün ceza verilmiş hem de tutuksuz yargılanırken birliğine teslim olmadığı için yeni bir firar davası açılmış ve bu davada 15 gün tutuklu yargılanmıştı. Işık’ın son davası tutuksuz yargılamayla devam ederken ilk davası Yargıtay’da.

Haber içinde yayınlandı | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Beppe Grillo’nun yükselişi ve İtalya siyasetinin değişimi

NICOLA ZOLIN

BirGün için çeviren: ONUR EREM – onurerem@birgun.net

Dahi ve çılgın bir şov adamı olan Beppe Grillo İtalya’nın on yıllardır beklediği bir siyasi figür: Karizmatik, toplumdaki büyük güçleri ve var olan yapıları sarsmaktan korkmayan, insanları değişime inandıran, siyaseti taviz verme oyunundan çıkartıp tekrardan ideallerin peşinden koşma aracına dönüştürmek isteyen bir lider.

Grillo son yıllarda komedyenlikten politik aktivistliğe yavaş yavaş geçmeye başlamıştı. Hitabeti çok iyi bilmesi sayesinde insanların duygularını harekete geçiren, enerjik konuşmalarla halkı etrafında toplayabileceğini görmesi uzun sürmedi. Bir süre sonra, eskiden kapitalizmi ve toplumdaki adaletsizliği eleştirdiği gösterileriyle tiyatrolarda topladığı kalabalığın onlarca katını meydanlarda toplayabilen bir siyasi figür haline geldi.

Berlusconi rejimi tarafından afaroz edilen ve devlet televizyonlarına çıkması yasaklanan Beppe Grillo, devletin kolunun uzanamayacağı ve yeni nesilin en çok kullandığı mecra olan interneti kullanmaya başladı. 2005 yılında açtığı blogu, her gün binlerce insan tarafından okunur hale geldi. Bu blogun etrafında örgütlenmeye başlayan bir grup insan, bugünkü 5 Yıldız Hareketi’nin temeli oldu. Hedeflerini ise şöyle açıklamışlardı: Günümüz parlamentosundaki herkesi, bütün çıkar gruplarını ve yönetici sınıfı yerinden ederek onların yerine kamu yararını düşünen sıradan insanları getirmek.

İLK SEÇİMİNDE BİRİNCİ OLDU

Zamanla birlikte siyasetçilerin maaşlarını azaltmak, her yurttaşa Yurttaşlık Maaşı bağlamak, vergi dairesini feshetmek gibi sıradışı hedefler 5 Yıldız Hareketi’nin vaatleri arasına girdi. Yerel seçimlerde beklenmedik oranda oy alan hareket, en büyük sürprizini ise katıldığı ilk genel seçim olan 2013 Genel Seçimi’nde yaptı. Eski yönetici sınıfından ve onların yıkım getiren politikalarından sıkılan, ekonomik krizin faturasını ödeyen, sistemden umudunu kesen insanların oylarını almayı başaran 5 Yıldız hareketi, yüzde 25 ile seçimin en çok oy alan partisi oldu.

İktidara gelirse ne kadar refah getireceği, ideolojik temellerinin ne kadar güçlü olduğu tartışmalı olsa da Grillo’nun başarısı devrimci bir sanat eseri gibiydi. Sistemi bozmak ve yıkmak için yola çıktı ve sonunda bunu gerçekten başardı. Şubat ayındaki seçimden önce birbirlerinin çıkarlarına zarar vermeden gücü paylaşıyor, elitlerin ve büyük ekonomi güçlerinin arzularını yerine getiren bir merkez sol – merkez sağ dayanışması vardı. Grillo önce seçimde birinci olarak, ardından seçimde en çok oy alan merkez sol ve merkez sağ seçim ittifakları ile koalisyona girmeyi reddederek sistemi tıkadı.

İtalya siyasi sisteminde benzer büyüklükte bir kriz 1994 yılında yaşanmıştı. Milletvekillerinin yarısından fazlasının hakkında yolsuzluk davası olması meclisin meşruiyetini ortadan kaldırmış ve bütün siyasi partiler çökmüştü. Bu yıkımın ardından kurulan partiler gerçek bir değişim sağlamayı başaramamış, hükümeti ele geçiren merkez sağ Berlusconi ortadaki kaosu kendi hükümranlığını kurmak için kullanmıştı. Bu süreçte merkez sol koalisyonlar karizmatik bir lider çıkarmayı başaramadığı gibi, parti içindeki fraksiyonları bir arada tutmakta bile zorlanır hale gelmişti.

UZLAŞMAZ TAVIR OY KAYBETTİRİR Mİ?

Bu sistemin yarattığı siyasal ve ahlaki kördüğümü sadece bu yılki gibi bir seçim sonucu çözebilirdi. Ancak Grillo’nun diğer bütün partileri eski sistemin bir parçası olarak gören ve onlarla ittifak yapmayı reddeden tavrı, kendi sonunu da hazırlayabilir. Zira anketler, halkın gerçekten sistemde büyük değişimler arzuladığını gösteriyor. Özellikle gençler, ülkenin daha genç bir yönetime (seçimden önceki Monti hükümetinde ortalama yaş 64 iken, en genç üye 57 yaşındaydı) sahip olmasını arzuluyor. 5 Yıldız Hareketi’nin içinde İtalyan Sosyalist Partisi ve eko-sosyalist Sol Ekoloji Özgürlük Partisi’nin de yer aldığı sol seçim ittifakı ile hükümet kurması, halkın arzuladığı bu değişimlerin ve reformların gerçekleşmesini sağlayabilirdi. 5 Yıldız Hareketi koalisyona yanaşmadığı için hükümet kurulamadığından Haziran ayında yeni seçimlerin yapılması bekleniyor. Bu seçimlerde 5 Yıldız’a oy verenlerin, onun uzlaşmaz tavrından vazgeçerek başka partilere oy verme ihtimali bulunuyor.

5 Yıldız Hareketi’nden umudunu kesen sol ittifakın, “ülkenin istikrarı açısından” Berlusconi’nin liderlik ettiği merkez sağ ittifak ile koalisyon görüşmelerine girmesi sol ittifak içinde ideolojik bir kriz yarattığı gibi, kimilerine göre 5 Yıldız Hareketi’nin gözü iktidardan başka bir şey görmeyen eski siyasetçilerden oluşan sol ittifak ile koalisyona girememesinin ne kadar doğru olduğunu gösterdi. Eğer merkez sap – merkez sol ittifakı gerçekleşirse, İtalya’yı son 20 yılda yıkıma getirmiş olan zihniyetin olduğu gibi devam edecekti. Ancak tehlike geçmiş değil, merkez sağ ve merkez sol arasındaki görüşmeler devam ediyor.

AKİL ADAMLAR HERYERDE!

Ülkedeki bu siyasi kaosa kayıtsız kalmayan İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, Haziran’da yapılması beklenen seçimlere kadar kurumlarda ve ekonomide reformlar yapması için 10 erkekten oluşan Akil Adamlar Komisyonu kurdu. Hepsinin yaşlı erkekler olmasının yanı sıra, beşinin var olan çürümüş siyasi sistemin temsilcilerinden, diğer beşinin de AB ve İtalya’daki ekonomik kurumların ve bankaların yöneticilerinden seçilmesi halkı tatmin etmedi.

Bugünkü tabloda, 5 Yıldız Hareketi ülkeyi yönetme arzusunda olan bir partidense bir protesto hareketine benziyor. Grillo yayınladığı makalelerle diğer siyasi partileri eleştirmeye devam ederken “”Eski düzenin tüm temsilcileri koltuklarından ayrılıncaya kadar ortada ittifak yapmaya layık kimse yoktur” diyor. Grillo, önümüzdeki seçimlerde halktan daha fazla oy talep ederken yerel yönetimlerin yapısını değiştireceğini ve bir referandum yaparak İtalya halkına “Avro Bölgesi’nde kalalım mı, çekilelim mi?” diye soracağını söylüyor.

İtalyanlar seçimin ardından gerçek bir değişim sağlayacak bir hükümetin çıkmaması nedeniyle hayal kırıklığına uğradı ve isteklerini gerçeğe dönüştüremeyen siyasete yabancılaştı. İtalya’daki siyasi düzlemdeki fay hatlarının sayısı bu seçimle birlikte daha da arttı. Her an 1994’teki gibi büyük bir deprem olabilir. Bu depremin ardından nasıl bir düzenin kurulacağını bilemeyiz ama günümüzdeki düzenden daha kötü bir şey kurulabilmek gerçekten sıradışı bir çaba ister.

Çeviri içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın