RedHack önceki gece YÖK’ün internet siteni hackleyerek 60 bin belgeyi ele geçirdi. Kızıl Hacker’ların yayınladığı belgeler, İstanbul Üniversitesi’nden Haccettepe’ye kadar çok sayıda kurumun yolsuzluğunu gözler önüne seriyor
ONUR EREM – 08.01.2013
Halk için hack sloganıyla bugüne kadar çok sayıda devlet kurumunun internet sitesini hackleyerek yolsuzluk belgeleri yayınlayan hacker grubu RedHack, önceki gece Yüksek Öğretim Kurumu sistemine düzenlediği saldırı ile elde ettiği belgeleri yayınlamaya başladı.
GEREKÇE YÖK’ÜN ODTÜ’YE TAVRI
YÖK’ün Elektronik Paylaşım Sistemi ebys.yok.gov.tr sitesinin şifrelerini kıran Redhack 60 binden fazla belge ele geçirdiğini duyurdu. YÖK’ün ODTÜ’ye yönelik tavrını protesto etmek amacıyla saldırı yaptıklarını açıklayan RedHack, ele geçirdiği belgeleri Twitter üzerinden yayınlamaya başladı.
Kızıl Hackerlar, ilk olarak Kastamonu, Hacettepe, Giresun, Gazi, Uludağ ve İstanbul Üniversiteleri’ne dair belgeler yayınladı. İşte o belgelerde yer alan önemli bilgiler:
İÜ, GELİRİ BAĞIŞ DİYE GÖSTERMİŞ
Ziraat Bankası ile protokol imzalayan İstanbul Üniversitesi (İÜ), kamu kaynaklarını Ziraat Bankası’nda tutma karşılığında 3 yıl boyunca bazı harcamalarını bankaya ödetti. Protokolün ilk halinde bu harcamaların sınırı 4,25 milyon TL olarak belirlenirken protokole yapılan güncelleme ile bu sınır kaldırıldı.
Sayıştay, İÜ’nün 100 milyon TL tutarındaki parasını Ziraat Bankası’nın vadesiz hesaplarında tutması karşılığında bankanın 323 bin TL değerindeki bir BMW ile 431 bin TL değerindeki 6 adet Volkswagen Passat’ı üniversite vakfına verdiğini tespit etti.
Konuyu inceleyen Sayıştay, bankaya ödetilen bu harcamaların üniversite tarafından bağış olarak gösterildiğini, ancak YÖK Kanunu’na göre bankanın ödediği paraların bütçe geliri olarak gösterilmesi gerektiğine karar verdi. Bu kararın arkasındaki gerekçe ise karşılanan harcamaların ve satın alınan araçların doğrudan bağış olmaması, üniversitenin parasını bankada tutması karşılığında alınmasıydı.
OTOPARK GELİRLERİ BÜTÇEYE AKTARILMADI
Sayıştay raporunda İÜ’nün Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri’ndeki otoparkları İÜ Sosyal Tesis İşletmesi ile işlettiği, YÖK Kanunu’na göre bu kurumun otopark işletme yetkisi olmadığını, kurumun İstanbul Üniversitesi’ne otopark kullanımı için kira ödemediğini ve buradan elde edilen gelirlerin bütçeye aktarılmadığını tespit etti. Sayıştay, bu yolsuzluklardan ötürü devletin yaşayacağı gelir kaybını üniversite yöneticilerinin sorumlu olduğunu belirtti.
1480 ADET PROMOSYON
RedHack’in belgelerinde valilere, belediye başkanlarına ve diğer önemli isimlere dağıtılan promosyonlar da gözüküyor. Listede 2009 yılında 70 adet fincan takımı, 196 adet çanta, 337 adet cüzdan, 576 adet kravat, 301 adet fular dağıtıldığı yazıyor .
FIRAT ÜNİVERSİTESİ’NDE KAYIP 162 BİN TL
RedHack’in Fırat Üniversitesi ile ilgili açıkladığı belgelerde de büyük usulsüzlükler dikkat çekiyor. Belgelere göre Fırat Üniversitesi’nin 2008, 2009 ve Nisan 2012’de Vakıfbank ile imzaladığı protokol sonucunda bankadan 500 bin TL değerinde Audi A8 Long 3.0 model araç ve 832 bin TL promosyon almasının kararlaştırıldığı. Haziran ayındaki rektörlük seçimlerinde rektörün değişmesinin ardından üniversitenin iç denetim birimlerince yapılan incelemelerde, eski rektör Feyzi Bingöl’ün bu protokol ile üniversiteyi zarara uğrattığı tespit edildi.
İç denetçilerin Ekim ayında hazırladığı raporda protokollerden birinin sonunda üniversitenin 193 bin TL alması gerekirken muhasebe kayıtlarında sadece 31 bin TL’lik gelir gözüktüğü, bunun da faiz geliri olarak işlendiği yer alıyor. Toplamda 832 bin TL olması gereken promosyona dair üniversite kayıtlarında bir bilgiye ulaşılamadı. Protokolün sona ermesine rağmen Vakıfbank’ın harç tahsilatına devam etmesi de başka bir usulsüzlük olarak raporda yer alıyor.
Raporda, Vakıfbank’ın üniversiteye Audi A8 araç aldığını, bahar şenliği ücretlerinin karşılandığını ve 477 bin TL tutarında para aktardığını açıklamasına rağmen, üniversitenin muhasebe kayıtlarına sadece hibe edilen aracın işlendiğine dikkat çekiliyor.
1.8 MİLYON TL’LİK ZARAR
Audi A8 aracın Taşık Kanunu’na aykırı bir şekilde hibe edildiğini anlatan rapora göre, aracın trafik tescil işleminin yapılıp yapılamadığının tespit bile edilemedi. Ayrıca 2011 yılında üniversitenin parasının vadeli hesap yerine vadesiz hesapta tutulması nedeniyle üniversitenin 1.8 milyon TL’lik zarara uğradığı belirtildi. Raporu hazırlayan uzmanlar, “paralar vadeli hesapta değerlendirilmeliydi” yorumunda bulunuyorlar.
14 Kasım 2012’de hazırlanan bir diğer raporda ise Vakıfbank’ın üniversiteye 2. İktisat Tarihi Kongresi’nin masraflarını karşılamak üzere 41 bin TL gönderdiği, ancak muhasebede bu harcamalara dair kayıt bulunmadığı yer alıyor ve uygulamalarda mevzuata aykırılık nedeniyle soruşturma açılması öneriliyor.
Bu rapordan 5 gün sonra, yeni rektör Kutbeddin Demirdağ, eski rektör hakkında soruşturulma başlatılması için YÖK Yönetim Kurulu Başkanlığı’na bir yazı gönderdi.
-
Diğer 354 aboneye katılın
4 Mayıs 2012'de site açıldığından beri yazılarım
- 252.407 kere okundu.
Tweets
onurerem tweetleriİçerik Kullanım Şartları

This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 3.0 Unported License. Eserin bütünlüğünü bozmamak, yaratıcılarını belirtmek ve kâr amacıyla kullanmamak kaydıyla bu sitedeki içerikleri dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz.-
En Yeniler
- Namibya notları ve gezmek isteyenler için tavsiyeler
- Kargu-2: BM raporuna giren ilk otonom SİHA hakkında neler biliniyor?
- Merkez Bankası: TCMB rezervlerindeki düşüş ne anlama geliyor?
- Üniversitede sahte bilim kongresi!
- Filistin’i işgal etmem dedi, 6. defa hapis cezası aldı
- Roboski’den Suruç’a barış yürüyüşü başlıyor
- Sermaye talanı her yerde, direniş de!
- ‘Hayvan deneyleri yasağı göstermelik’
- Düşünce Suçları Müzesi’ni uluslararası bir ağa dönüştürmek istiyoruz
- Savaş yangını
Arşiv
- Mart 2024
- Haziran 2021
- Nisan 2021
- Ağustos 2015
- Temmuz 2015
- Haziran 2015
- Mayıs 2015
- Nisan 2015
- Mart 2015
- Şubat 2015
- Ocak 2015
- Aralık 2014
- Kasım 2014
- Ekim 2014
- Eylül 2014
- Ağustos 2014
- Temmuz 2014
- Mayıs 2014
- Mart 2014
- Şubat 2014
- Ocak 2014
- Aralık 2013
- Kasım 2013
- Temmuz 2013
- Haziran 2013
- Mayıs 2013
- Nisan 2013
- Mart 2013
- Şubat 2013
- Ocak 2013
- Aralık 2012
- Kasım 2012
- Ekim 2012
- Eylül 2012
- Ağustos 2012
- Temmuz 2012
- Haziran 2012
- Mayıs 2012
Sayfalar
RSS için tıklayın
ABD’nin her yıl Kongre’de ‘borç tavanı’ krizi yaşamasına çözüm arayan uzmanlar Hazine’nin ‘hatıra para’ basması için çıkartılan yasayı kullanarak 1 trilyon dolar değerinde bir adet madeni para basmasını, bunu Merkez Bankası’na yatırarak borçlarını ödemesini öneriyor
ABD hükümetinin harcamalarını yaptığı Hazine Müsteşarlığı’nın ABD Merkez Bankası Fed’de banka hesabı bulunuyor. Hükümet bir harcama yaptığı zaman parayı Fed’deki banka hesabı aracılığıyla ödüyor.
Insider Editörü ekonomist Joe Weisenthal’a göre böyle bir risk yok, çünkü hükümet büyük miktarlarda para basıp bunu borçlarını ödemek için kullanmayacak. Aksine, bu para ile federal hükümetin daha fazla borçlanması sağlanırken borç tavanı da aşılmamış olacak. Weisenthal, az miktarda enflasyon artışına neden olma ihtimalini göz ardı etmese de FED’in elindeki finansal enstrümanların bu artışı nötrleyecek kapasiteye sahip olduğunu savunuyor. Aynı şekilde, para doğrudan ekonomiye enjekte edilmediği için doların değerini azaltma ihtimali de yok. Uygulamanın yasalardaki boşlukları kullandığı için ilk başta “aptalca” gözüktüğünü söyleyen Weisenthal “ama ABD’yi daha aptalca bir duruma sokan borç tavanı tartışmaları yüzünden bu uygulamayı artık hayata geçirmeliyiz.”









Benim hiçbir zaman böyle bir sorunum olmadı – her zaman yapmak istediğim çok şey vardı. Bu durumun ne kadar yaygın olduğunu bilmiyorum. Zanaatkarlığa bakalım mesela. Benim çok yetenekli olduğum bir konu olmasa da, bu işle uğraşanlar yaptıklarına bakıp gurur duyarlar veya “bir sorun varsa ben bunu çözebilirim” demenin tatminini yaşarlar. Fiziksel emek harcamak başlı başına tatmin edicidir. Tabi ki, eğer başınızda emir veren biri varsa, bu mesleği zorunluluktan yapıyorsanız aynı şeyler geçerli olmaz, ama kendi arzunuz ve ilginiz sonucunda bir iş yapıyorsanız bu heyecan verici, ilgi çekici ve tatmin edicidir. Bu yüzden insanlar sürekli bir şeyler yaparlar – bahçe hobisi mesela. Yorucu bir haftanın ardından haftasonu evinde oturan bir insanın bahçe hobisi varsa, bütün yorgunluğuna ve çocukların gürültüsüne rağmen bahçesinde bir şeyler yapar. Sonunda yaptığı şeye bakarak mutlu olur. Boş boş durup dinlenmek veya uyumak yerine bununla uğraşır.
GENÇLERİN ENERJİLERİNİ YÖNLENDİRECEK ALANLARI YOK
1960’larda olan şey de buna duyulan tepkiydi. Çok demokratik bulundu, çok fazla aktivizm vardı, genç insanlar yeni şeyler deniyor, deney yapıyordu. Yöneticiler buna “sorunlu dönem” diyor. Burada gördükleri “sorun” kadın hareketleri, hak arayışları, çevre bilinci ve baskıya karşı verilen mücadeleydi. İnsanların “kontrol edilebilir” olmaktan çıkması rahatsızlık yarattı. Onlara göre insanlar pasif ve hissiz olmalı, emredilenleri yapmaktan ötesini düşünmemeliydi. Liberallerden Lenin’e kadar bütün siyasi yelpazenin elit ideolojisidir bu: İnsanlar kendi başlarına bir şeyler yapabilmek için çok aptaldır, bu yüzden, onların iyiliği için onları kontrol etmemiz gerekir.